|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Doğrularımız mineg@cybercable.fr Biz Türkler, bazı doğruları çok severiz. Hepsi öz imalatımız, yerli malı doğrulardır. Ama kendi kendimize gelin güvey olmamak
için, sık sık bu doğruları yayınlatır, gazetelerde okuyup televizyonlarda görünce daha bir inanırız. Örneğin, kaş doğruluğu, göz doğruluğu, burun doğruluğu, göğüs, kalça ve bel doğrulukları, basının 90-60-90 ölçüleri çerçevesinde bayıldığımız doğruların başında gelir. Doğrularımız, bu ölçülerin dışına çıkıldığı zaman eğri olurlar. Derhal basın yoluyla eleştiri yayınlarız: 'Harika Avcı'nın vücudu, doğru ölçülerden taştı. Derhal ameliyat olmalı!' Buna karşılık, doğru ölçüler deposunu silikon pompasıyla doldurana, gereken aferini gecikmeden çakarız: 'Demet Şener'in önlenemez yükselişi!' Yükselen değerin olay yerine hemen bir basın mensubu gönderir; doldurula, doldurula, dudakları artık insan ağzından çok maymun gerisine benzeyen Demet Şener'le oturtup 'A'dan Z'ye her şeyini' konuştururuz: "Demet Hanım, A nedir?" Hanım, dolma dudaklarını aralar: "Ağzım!"... "B nedir, Demet Hanım?"... "Bacaklarım!"... "Peki M nedir, Demet Hanım?"... "Memelerim olacak ama, henüz değiller, silikonladıktan sonra konuşacağım!"... "Ah! Ne kadar doğrusunuz Demet Hanım, vallahi bravo!"
Doğrulara alışık biz Türkler, bazı eğrileri ise hiç sevmeyiz. Özellikle adalette. Adalet eğrildi mi cinimiz tepemize çıkar. Manisa'da çocuklar, adam bile öldürmeyip, soygun bile yapmayıp, duvara yazı mı yazdılar? Doğru yolu bulsunlar diye verdiği seksen yıllık hapis cezası, beş yıl sonra Yargıtay'da eğrilen hâkim; ömürlerinin üçte birini yediği çocukları yeniden ve doğruca hapse gönderir, mahkemedeki analarına babalarına el salladılar diye de bir güzel azarlar: "Şov yapma!"
Üç genç bıçak çekip, adam dövüp, iki güvercin mi çaldı? Böyle eğrilik olmaz, diye efelenen adalet, doğru kararı verir: 44 yıl hapis. Oysa otomobille çarparak adam öldürmek, son derece doğru bir hareket
olup, eski Londra Büyükelçisi Rahmi Gümrükçüoğlu'nu öldüren sürücülüğün bedeli bellidir: 13 milyon 750 bin lira. Ancak doğru kararda hafif bir eğrilik vardır, gözden kaçan. Sürücü hanıma, "Sanığın iki kilo şeker, bir kilo irmik almasına ve merhumun ruhuna helva yapmasına..." cezası verilmek unutulmuştur.
Bazı eğri bacaklı futbolcuların doğrultulması mı gerekiyor? TBMM Milli Savunma Komisyonu dosdoğru bir karar alır: Türk topu temsilcisi futbolcuların 33 yaşına değin askerlik teciline. Bu arada komisyonda cılız bir ses duyulur: "Ya Tarkan'ın durumu?
O da Türk popu temsilcisi..." Doğru yanıt gecikmez: "O biraz eğri."
Bayılız, bayılırız biz eğrileri doğrultmaya. Örneğin ANAP İstanbul Milletvekili Şadan Tuzcu'nun Elmalı Barajı'nın koruma havzasına kondurduğu villa, belediye ekiplerince eğrildi mi? Televizyonlara çıkıp: "Pişmanım!" diye inleyen Şadan Bey, son seçimlerde yine tuzunu kurutunca, eğrilen villasını bir yıl içinde yeniden doğrultur. Eğriltilen diğer 19 kaçak villa sahibi de, bu mutena devlet adamının önderliğinde kendilerinkini de doğrultmakta gecikmezler tabii.
Zaten Türkiye'de tüm eğriler doğrulur. Doğrularımız ise eğrilir. Doğrularımızla eğrilerimiz arasındaki fark, eğrilen doğruların bir daha asla doğrulama-
ması, buna karşılık eğrilerin daima bir yolunu bulup doğrulmasıdır.
Tüm eğrilerin doğrulup doğrulup bindiği Türkiye'nin eğri beli ise, artık asla doğrulmayacak biçimde kırılmaktadır.
|
|
|
|