|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Şokun şoku! 15 Temmuz Perşembe günkü Hürriyet'in manşeti: 'Kampus Şoku' idi.
Koç Üniversitesi, gidip kendisine arazi tahsis edilmesini istiyor. Şöyle şanına şerefine yaraşır bir kampus sahibi olması gerekiyor da.
'Bakanlar Kurulu' ve 'Orman Bakanlığı'nın izniyle Rumelifeneri'nde 193 hektarlık bir arazinin üstüne konuyor. Başlıyor haldır haldır inşaat çalışmalarına.
Şimdi biliyorsunuz Türkiye'de Bakanlar Kurulu geliyor, Bakanlar Kurulu gidiyor. Orman Bakanı bugün birisi, yarın başka birisi. Türkiye'de hükümetlere, bakanlara, bakanlar kurullarına
güven olmuyor. Zira Türkiye'de bakanlar, habire işlerine gelen işlere bakmaktalar diye köklü bir kanaat oluşmuş durumda.
Hürriyet gazetesinin manşetten verdiği haberin altındaki Koç Kampus'u fotoğrafı, temsili bir fotoğraf olsa gerek. Ama sonuç itibariyle çok yeşil bir alanın, devletin ormanlarının tıraşlanıp, Koç Holding adına yaraşır bir kampusun sahibi olabilsin diye, ikram edildiği ortada.
Orman Mühendisleri Odası yemiyor içmiyor, Türkiye'nin bu bir numaralı sanayi ailesinin hayırsever girişimine çelme takmaya kalkıyor. Bir dava açıp oranın 'orman arazisi' olduğunu, kimin hangi hakla o araziyi Koçlara tahsis ettiğini soruyor. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu da uzun hukuki aşamalardan sonra 'üniversitenin bulunduğu alanın boşaltılmasına karar veriyor.'
Yeni bir Orman Bakanı'mız olmuş bu arada. Nami Çağan, Hürriyet'e diyor ki: "Sanki YER YOKMUŞ GİBİ gidip ormanın içine kuruyorlar. ODTÜ kıraç bir araziydi. El ele verip Ankara'ya büyük bir orman kazandırdılar. Hacettepe Kampusu da kendi ormanını yaratmadı mı?"
Evet, Orman Bakanı AYNEN bunları söylüyor. Aşağıdaki konuşmaları Muharrem Sarıkaya'nın haberinden, virgülüne dokunmadan aktarıyorum.
"Bu söz Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü'yü ayağa kaldırıyor:
'Nami Hocam nasıl olur? Bu kadar bina yapıldı. Hepsine yığınla para harcandı. Binlerce öğrenci eğitim alıyor.'
Çağan bakan olarak kararda bir sorumluluğunun bulunmadığını vurguluyor.
Orman içine yapılan üniversitelerle ilgili davalar açılmış, idari mahkemelerde görüşülmüş, Danıştay'a gitmiş. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu da kamu yararı görmediğini belirterek üniversitelerin bu alanları boşaltmalarına karar vermiş. Ortada kaziyye-i muhkeme (kesinleşmiş hüküm) var. Kaziyye-i muhkeme karşısında, alınan kararı uygulamazsam bakan olarak ben suç işlemiş olmaz mıyım?"
A, cuma günkü Hürriyet'te ne görüyoruz? BÜYÜK TORNİSTAN.
Aynı bakan: Sn. Nami Çağan şimdi şöyle demekte:
"Bu da gösteriyor ki, her ne kadar Danıştay Genel Kurulu'nda karar ALINMIŞ OLSA DA, kesin hüküm AŞAMASINA TAM ANLAMIYLA gelinmiş değil. Her ne kadar şu anda aleyhte bir durum var gibi GÖRÜLSE DE bir çözüm bulacağımızı sanıyorum."
Suna Kıraç ise içinde 'çağdaş', 'örnek', 'kamu yararı', 'bilgi' gibi fiyakalı kelimelerin bol bol bulunduğu bir demeç vererek inşaat çalışmalarını ne biçim sürdürdüklerini ve ne biçim sürdüreceklerini muştuluyor! O orman arazisinden onları hangi çılgın sürecekmiş şaşarım, misali...
'Özel' üniversite kurmak 'güzel' bir heves olabilir. Saygın holdinglerimiz:
* Vergi vermek yerine, isimlerini taşıyan üniversitelere sahip olmak.
* İlerde bu işten para kazanmak.
Ama her şeyden mühimi,
PRESTİJ sahibi olmak için, isimlerini taşıyan üniversiteler kurmak için yanıp tutuşuyorlarsa, bastırıp parayı kendi kampus arazilerini SATIN ALAMAZLAR mı ACABA?
Sabancı Üniversitesi Tuzla'da makilik alana kuruluymuş. Maltepe Üniversitesi ise HARİKULADE bir
savunma yapmış. Onlar almasaymış 'arazi mafyasının
eline geçecek ya da gecekondular dolacakmış.' Onlar 'koruyormuş.'
Bu memlekette kamu çıkarlarına halel getirmeden, şaibesiz hiçbir iş yapılamaz mı?
Hayırseverliğin ölçüsü nedir? İnşaatı yapmaya, üniversiteyi kurmaya yetecek paraları var ise -ki tabii ki var- gidip bir araziyi, bastırıp parasını almaya neden gönülleri el vermiyor? 'Devlet malı deniz...' atasözümüz yüzünden mi? Aynı Orman Bakanı bir gün bunları, bir sonraki gün bunları nasıl söyleyebiliyor? Burası 'hukuk' devleti mi? Kimin hukuku? Hangi muayyen zamanlarda? Guguk kuşunun üç kere öttüğü günlerde mi?
|
|
|
|