|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
ZAPÇININ SEYİR DEFTERİ zapci@radikal.com.tr Sabah yağmurun sesiyle uyandım. İki yaz günü arasında bir sonbahar günü gibiydi. Böyle sabahlarda herkes benim gibi talebelik günlerini hatırlar mı acaba, diye bir müddet düşündüğümü hatırlıyorum. Neyse dağıtmayayım, bendeniz uyurken editörüm telefon etmiş. Annneannemle konuşmalar; yazılarımı okuyunca şükranlarını ifade edenler varmış. Birkaç gün evvel Uygur Biraderler'den teşekkür gelmiş. Dün de Sayın Ayşe Özgün namına bir hanımefendi arayıp "Teşekkür ederiz," demişler. Uygur Biraderler'in telefonu esnasında cep telefonu kullanıp kullanmadığım da sual edilmiş. Hani böyle bir cihazım mevcutsa cepten tuşlanacağım ve muhabbet bizzat ifade edilecek. Bendenizin cep telefonu yok. Hem bir miktar külfetli olduğu, hem de umumiyetle evde oturduğum için mükamelelerimi oturduğum yerden rahatlıkla tamamlayabiliyorum. Zaten bizzat teşekkür etmek için bu kadar gayret gösterip zahmete girmeye de lüzum olmadığı kanaatindeyim. Hepinizin malumu, bütün mesele kalplerin birlikteliğinde. Bendeniz naçizane, müspet hislerinizin her dakika benimle beraber olduğunu sizi işitmesem de, görmesem de hissedebiliyorum. Ayrıca sizi görmediğimi, işitmediğimi de söyleyemem, zira tahmin ediyorum en hararetli seyircilerinizden biriyim. 'Zahmet' kelimesini bilhassa istimal ettim; efkârı umuminin gözü önünde olan eşhas için teşekkür etme ameliyesi muazzam mesaiye sebebiyet veriyordur, diye düşünüyorum. Bazen, acaba teşvik ve methiye bir nihayet versem de hiç kimse teşekkür zahmetine girmek mecburiyetinde kalmasa mı, diye düşündüğüm oluyor. Lakin elbette latife bunlar, insanı zaman zaman yoklayan bir hınzırlığın neticesi. Arzetmiştim; sabah saatlerinde talebelik günlerim aklıma geldi. Biraz sonra geçeceğine kati suretle kani olduğum şakacı halimin bu haletiruhiyeyle alakalı olduğunu zannediyorum.
|
|
|
|