|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Doğu Akdeniz'de düş batımıUğur Kökden, Doğu Akdeniz'i anlattığı denemelerini topladığı 'Düşlerin Günbatımı' adlı kitabıyla coğrafyaya ve tarihe yönelik edebi bir kılavuz hazırladığını söylüyor SEMA ULUDAĞ
İSTANBUL - 'Deneme jandarma barındırmaz' der bir yazısında Cemal Süreya. Denemenin sınır tanımayan yönünü, özgürce kalem oynatılan bir alan olduğunu açıklamak için sarf edilen bu söz, ülkemiz denemecilerinin şiarı oldu. Uğur Kökden de bu denemeciler arasında. Eski uygarlıklara olan merakını edebi bir dille yazıya taşıyan Kökden, Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan son kitabı 'Düşlerin Günbatımı'nda Doğu Akdeniz uygarlığında gezdiriyor okuyucuları. Kitabı okurken tarihten biraz anlamanız, uygarlıklara merak duymanız ve teknolojik gelişmeyi farklı bir açıyla değerlendirmeye hazır olmanız gerekiyor.
Yazılarınızda neden sadece Doğu Akdeniz uygarlığını ele aldınız?
Ege edebiyata çok konu oldu. Fakat Doğu Akdeniz bu konuda, üvey evlat durumundaydı. Doğu Akdeniz üzerine ilgileri çekmek istedim. Bana göre Doğu Akdeniz; uygarlıkların, dinlerin ve çeşitli ilkçağ kültürlerinin kaynaştığı, harmanlandığı Mezopotamya'nın denize yansımış kısmıdır.
Yazdıklarınızla geçmişi bugüne taşımışsınız. Yazının kalıcı olduğundan hareketle, sizin eseriniz geleceğe taşınacak. Geçmişle gelecek arasında köprü oluşturan bir misyon yüklendiğinizi düşünüyor musunuz?
Denemelerim iki temel üzerine oturur; biri tarih ve coğrafya birlikteliği, diğeri de doğa. Bunları konu olarak işlemeyi misyon olarak görürüm. İnsanın doğaya karşı büyük bir saygısızlık ve haksızlık yaptığı kanısındayım.
Sanayileşme çağından bu yana bilimin denetlenmemiş gelişimini eleştirdim. Bu denemeler arasında yer alan 'Hız Tutsaklığı', mekanik hızı anlatmakla beraber insanın son 300 yıldır doğaya karşı işlediği hataları ve yanlışlıkları eleştirme amacı taşımakta. Mekanik hız hayatımızda yer almaya başladıktan sonra ulaştığımız nokta baş döndürücüdür. Ama baş döndürücü nokta insanı mutlu etti mi veya insanın geleceğini gerçekten yaşanabilir bir hale getirdi mi?
Ben buna evet diyemiyorum.
Söylediklerinizi tarihi, coğrafyayı ve geçmişi insandan arındırarak anlatmanızın nedeni olarak kabul edebilir miyiz?
Böyle olduğu hiç aklıma gelmemişti. Yazdıklarım monologlar olarak düşünülebilir belki, onun için ikinci bir insan yok,
yalnız ben varım. Aslında bütünüyle insanı anlatmak istedim... İlginç bir noktaya değindiniz. Düz ayak bir ifadeyle insanı yeterince tanıyamıyorum, insana ulaşamıyorum diyebiliriz. Her yazarın kendine göre bir yalnızlığı vardır ve yazarlar hiçbir zaman kendini saklayamaz derler. Denemelerin insansız olması belki de kendini saklayamamanın ya da yalnızlığın doğal sonucudur.
Oscar Wilde, "Ütopyası eksik olan bir harita eksik kalmıştır" der. Küçük çaplı da olsa bir harita yaratmışsınız. Sizin ütopyanız neydi?
Ütopyam; coğrafya ve tarihin kirletilmediği dönemlere ait bir çağa dönüş arzusu. Bir zamanlar ada edebiyatı çok yaygındı. Benim 'ada'm bütün bir dünya. İnsanın insana reva gördüğü acıların, doğaya yönelik saldırıların olmadığı bir döneme duyulan özlem... Adalet, ilkelerimin en üstünde yer alır ve adalet ilkesinin bütün zamanlar boyunca örselendiği kanısındayım.
Yazı mı gezmenin, gezme mi yazının itici gücü?
Sanırım gezmektir daha ağır basan. Ne kadar yazarsanız yazın gördüğünüzü anlatamazsınız. Esas olan gezerek yaşamaktır. Hareketli bir araç içinde bürosu olan insan olarak yaşamak isterdim. Modern bir Çingene gibi. Modern yaşamı denet-lemek ve yapılanı takip etmek için başka bir yol olduğunu sanmıyorum.
Deneme fazla okur kitlesi bulunmayan bir dal. Edebiyatın bu mahzun alanı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Denemeye edebiyatın fakir akrabası diyebiliriz ama yavaş yavaş gelişiyor. Bizim toplumumuz yüzyıllar boyu şiire gönül vermiştir. Buna sözlü uygarlık toplumu da diyebiliriz. Yazılı uygarlığa geçişinin geç olması düz yazının gelişmesini ağırlaştırmış ama özellikle Cumhuriyet'ten sonra düz yazı, bunun doğal sonucu olarak da deneme gelişti. Deneme özgür bir türdür; öyküye, anıya veya özyaşamöyküsüne rahatlıkla kayabilirsiniz. Dile de büyük zenginlik getirir. Deneme
Türk yazın tarihi için bir kazançtır.
|
|
|
|