|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Yeşilçam'da sıcak temmuz TUNCA ARSLAN
İSTANBUL - Temmuzun sıcak günleri sinema salonlarında genel bir durgunluğa ve rehavete yol açarken, sinema sektörümüz açısından da tam tersine ilginç gelişmelere, tartışmalara sahne oldu. Altın Portakal'ın İstanbul'da yapılan ön toplantısı, ardından Kültür Bakanı İstemihan Talay'ın 'sinemamızın sorunlarını konuşmak, tartışmak ve bu konularda kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla' düzenlediği toplantı,
Film-Yön'ün TRT'yle işbirliği içinde edebiyatımızın önemli yapıtlarını görselleştirme projesinin ilk adımları, temmuza yakışan bir hararete ve hareketliliğe yol açtı. Devamı da gelecek gibi görünüyor.
Dünkü Radikal'de yer alan haber, Altın Portakal Kültür ve Sanat Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Akın Önen ile Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Işıl Gökgöz'ün istifa ettiklerini duyuruyordu. Yapılan açıklamalarda, festivalin zamanında ve özlenen biçimde düzenlenmesinin tehlikeye girdiğinin, festival kadrosunda yapılan değişikliklerin festivali riske attığının vurgulanması dikkat çekici. Kuşkusuz ki iki yöneticinin istifası, doğrudan doğruya festivalin 'yapılmayacağı', 'tehlikeye girdiği' anlamına gelmiyor. Ama istifaların tümüyle vakıf içi ilişkilerden kaynaklandığı iddia edilse bile, ön toplantının, özellikle 'Ulusal Sinema Platformu'nu oluşturan kurumların kimi istek ve önerilerinin 'açık bir çözüme' bağlanmadan noktalanmasının da bu gelişmelere etki edip etmediği merak uyandırıyor. Özetleyelim... İki oyuncu derneği ÇASOD ve SODER'in, geçen yıl karşılanmadığı için festivali boykot etmelerine, 'geleneksel kortejin' çok sönük kalmasına neden olan bazı 'maddi destek' istekleri vardı ve bu istekler bu yıl da aynen tekrarlandı. Yine 'net' bir karşılık alınmadı ve 'başka formüller' önerildi. Platform dışındaki kimi dernek temsilcilerinin, 'İsteklerimiz karşılanmazsa, biz yokuz!'
diyenlere karşı, 'Şantaj mı yapıyorsunuz?'
sorusu ise havada asılı kaldı. Kısacası, Altın Portakal, tarihinde hiç olmadığı kadar belirsiz bir 'ön süreç' yaşıyor ve Antalya-İstanbul çelişmesinin her geçen yıl daha da gergin bir hal alması, ülkemizin bu en köklü festivalinin geleceğini ciddi biçimde tehlikeye atıyor. Dünyada herhangi bir festivalin, örneğin Cannes'ın, Berlin'in, Venedik'in oyuncu derneklerine maddi destek sağladığı gösterilebilse, sorunlar daha kolay aşılacak belki de! Kültür Bakanı İstemihan Talay'ın, çoğu katılımcının beklentisinin tersine, bir tartışma toplantısı değil de, ayaküstü bir sohbet ve kokteyl havasında geçen daveti ise yerli filmlerden kesilen 'eğlence vergisi'nin bir fonda toplanması ve önemli bir bölümünün sektöre geri dönmesinin 'müjdesini' verdi. Talay'ın, özellikle yapımcıların 'yakın markajı' altında kaldığı davette oluşan genel kanı, bu adımın küçümsenmemesi gerektiği, ancak köklü sorunların çözümünden uzak bulunduğuydu. Devletin çeşitli dönemlerindeki bu tür girişimlerinden 'ağzı yanan' deneyimli Yeşilçamcılar, bu uygulamada doğacak sorunları dile getirmekle birlikte, üfleyerek de olsa 'yoğurdu yemek' eğilimindeydiler.
TRT'nin, FilmYön'ün ayaklarının altına kırmızı halı sererek, edebiyat tarihimizde iz bırakan yapıtların filme çekilmesi projesi ise hiç kuşkusuz ki son günlerin en sevindirici gelişmesi oldu. Kültürümüzü canlı tutma ve görselleştirme açısından öneminin yanında, kriz içindeki sektöre çok ciddi bir hareketlilik de kazandıracak bu girişim, eğer 'düzgün' komisyonlar eliyle hayata geçirilebilir, kimi kaprislerden ve alışılmış 'tartışmalar'dan uzak tutulabilirse, ne diyelim, her şey çok güzel olabilecek...
|
|
|
|