|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Hırsız kim? Sinan'la buluşmaya gidiyorum. Şu onun çok sevdiği mahalle barına. Tabii biraz geç gidiyorum. Kötü niyetimden değil, yanlış anlaşılmasın. Erken gidip beklesem, güzümü kapıya dikmeye başlayacağım. Kapıya gözlerimi dikip beklesem aklıma beklenmedik şeyler gelebilir. Beklenmedik şeyler düşünen bir kadın olarak başkalarının benden beklediği ama benim kendimden beklemediğim şeyleri beklenmedik bir süratle yapabilirim. Muhafazakârlık krizim tuttu... Sanki yanı başımda görünmeyen küçük cinlerden oluşan bir muhafız taburu taşıyorum. Telaş içinde ordan oraya koşuşuyor, beni hayattan, hayatı benden uzak tutuyorlar. Sinan'dan başkasını da içeri almıyorlar. Şimdilik. İnsan kendini kalabalık maiyetiyle yürüyen bir prenses gibi hissediyor hissetmesine de, bu devirde prenseslerin sonunu da iyi biliyoruz.
Ben ve muhafızlarım mahalle barına girer girmez savaş çığlıkları atmaya başlıyoruz. Sinan cephesinde, on metreden on sekiz, yanına gelindiğinde ise on dokuz yaşında gösteren bir çıtır oturuyor. Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar. Ben de otuz iki dişimi göstererek gülümseyip oturuyorum yanlarına. Kız hiç durmadan konuşuyor.
Tavana bakıp vantilatörle ilgili bir şeyler söyleyebiliyor. Oradan son gittiği konsere atlayabiliyor. Konserden dövmeye, koldaki dövmeye. Koldaki dövmeden bildiğimiz dövmeye, adam dövmeye. Bildiğimiz dövmeden tekrar başka bir konsere. Başka bir konserden Sergen'e. Sergen'den gitmiş olduğu bir bara. Bardan uzun atlayarak İzmir'e ve oradan yine bir başka konsere atlayabiliyor.
Bu jenerasyon galiba doğuştan VJ. Bence karşı konulmaz bir zaplama ihtiyacı doğuyor. Sinan ise, yüzündeki aval sırıtış 'pause' durumunda, kızını emziren baba edasında dinliyor... Böyle ne kadar vakit geçtiğini bilmiyorum çünkü beynim dumura uğramış durumda.
Kız, Balkanlar üzerinden gelen rüzgârlı bir havanın etkisiyle olmalı, yanımızdan uzaklaşıyor.
"Kim bu?"... Sinan hâlâ 'pause' modunda. "Kim bu?" Cevap, "Kimse değil canım, daha çocuk o." "Tamam.
Kim bu çocuk?" Ve kızın acı dolu hikâyesi geliyor.
Kızın İstanbul'da kimsesi yokmuş. Nasıl yani? İzmirliymiş. Yeni gelmiş. Haa... İstanbul'da bir sevgilisi varmış onu çok kötü bir şekilde bırakmış. Kötü şekilde bırakmak nasıl oluyormuş?
Aniden bırakmak oluyormuş. Yani eğilinip yavaş yavaş yere koyulması gerekirmiş herhalde. Tam kızın evine hırsız girdiği gün bırakmış kızı. Allah Allah, böyle bir bırakma kategorisi de var demek. Tam evine hırsız girdiği gün bırakılmış. Nasıl üzüldüm, ah nasıl, tarif edemem. Sinan da biraz onun derdini dinlemiş o kadar. Anlaşıldı. Muhafazakârlık krizimi atlatmak üzereyim. Birden çok merak ediyorum, dayanamayıp soruyorum.
Peki hırsız kimmiş?
|
|
|
|