Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
1 Ağustos 1999
Radikal-online... Yazarlar Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket


Bu Burbuçe Ruşiti beni aldı, taa nerelere götürdü

Savaş muhabirliği yapan bir gazeteci bir barış haberi, bir zafer müjdesi vermiyorsa eğer, sizi keyiflendirebilir mi? Bunun mümkün olduğunu güzel bir Arnavut kızı öğretti bana.
Burbuçe Ruşiti felaket haberleriyle içimi karartırken, bir yandan da yüzümü güldüren bir gazeteci oldu; bana her seferinde "Yapayım size bir kul büregi, kuyayım saç altina" diyen Üsküplü Hasene Teyze'yi hatırlatan, o tadına doyulmaz Rumeli ağzıyla...
"Cenaze türeninde..." diyordu; "Küylülerden alınan bilgilere güre..." diyordu; "Kümür madenlerinde çok ülü vardır..." diyordu. Dilini düzeltmeye kalkanlar olduğunu hissettim. Utanmasam, çalıştığı televizyona telefon edip, "Bozmayın onun Rumeli ağzını... Rumeli'den haberler bu ağızla verildiğinde daha inandırıcı olur" diye ricada bulunabilirdim.
Kosova faciasını, ömrüm oldukça Burbuçe Ruşiti'yle birlikte hatırlayacağım.
*   *   *

Bunu bilirmiş gibi, Nuri "olakoğlu İnterMedya yayınlarından bir kitap gönderdi bana: Kokunu Özledim Kosova. Burbuçe Ruşiti'nin kaleminden çıkan kitap, belli ki Kosova'ya dönüş arifesinde tamamlanmış.
Son zamanlarda Kosova'nın başına gelenleri anlatıyor Ruşiti. Hürriyet'te okuduğunuz, NTV'de seyrettiğiniz bire bir canlı haberlerinin ötesine geçerek, iki çocuk anası gazeteci Ruşiti'nin gözüyle ve gönlüyle, Osmanlı'nın çekilişinden bu yana rahat yüzü görmemiş ülkesinin ve insanlarının yaşadığı son on yılı, hele hele şu son yılı anlatıyor.
Bu sarsıcı yolculuğu, kitabın sayfalarında onunla birlikte yapmış olmaktan memnunum. Milletçe yaşanan felaket havasına, bütün üzücü sahnelerine, merhalelerine rağmen.
Kitabını okuyarak da olsa, bu kâbusu onunla birlikte yaşamış, sanki biraz paylaşmış gibi olmaktan niye gizli bir ferahlık duyduğumu anlatmayı deneyeceğim. Çok eski ve birikmiş bir borcun, söylemeye utanılacak bir miktarını ödemiş olmaya benzer bir his bu.
Açıklamaya çalışmadan önce biraz gerilere gitmek, eskilere dönmek istiyorum.
*   *   *

Cumhuriyet çocukları denilen nesle mensubum. Yurt Bilgisi derslerinden tam not alarak büyüdüm. Ama liseye gelene kadar, siyasi partinin birden fazla da olabileceğini bilmiyordum. Parti demek CHP demekti; o kadar! 1946'da çok partili siyasi rejimin ne olduğunu, ister istemez öğrendik. Çünkü Milli Kalkınma Partisi gibi, Demokrat Parti gibi yeni siyasi kuruluşlar çıkmıştı ortaya.
Tek parti sultası altında yaşadığımızı, nasıl oldu da o tarihe kadar hiç fark etmedim diye sonradan kendimi suçladığımı hatırlarım.
Zamanla, farkına varmadan yaşadığımız tek gerçeğin bu olmadığını da öğrenecektik.
Nitekim, anayurt dışında kalmış bizden insanların varlığını çok sonraları fark ettik; daha önce bu konuda belki bulanık bir fikir sahibiydik dersem, bugünün gençleri belki beni anlamakta güçlük çekeceklerdir.
Kısa ve açık söylemeye çalışayım; inandırıcı olmak için misaller de vererek.
*   *   *

1952 yılında Kıbrıs'a gittim; gazeteci ve Türkiye Turizm Kurumu'nun bir yöneticisi olarak. Gemide dört yüz kişi kadardık. Çoğumuz, Kıbrıs'ta Türklerin yaşadığını bu vesileyle öğrendik. Ada'nın henüz İngiltere hâkimiyetinde olduğu yıllardı. Kıbrıs gerçeği Türkiye'de, 1954 Türk-Yunan anlaşmazlığından sonra öğrenildi demekte mübalağa yoktur.
1956'da Batı Trakya'da bir röportaj yapıyordum. İskeçe'deki konsolosumuz "Çok gençsiniz" diyerek (yirmi yedi yaşındaydım) benimle uzun boylu konuşmak istemedi. Yerden göğe kadar haklıydı.
Batı Trakya'da "Müslüman azınlık" adı verilen ve bağnaz dindar kalmalarına Yunan hükûmetlerince özen gösterilen Türkler yaşadığını, gözlerimle görerek o zaman idrak ettim.
Kuzey Irak ve İran Türklerinin varlığını da biz, siyasi anlaşmazlıklar vesilesiyle öğrendik. Anayurda sığınmak zorunda kalmalarından önce Bulgaristan Türklerinin ne kadar farkındaydık?
Biraz ileri gitmeyi göze alarak, Orta Asya Türk devletlerinin varlığını Sovyet Rusya çökünce, Bosna ve Kosova'daki durumu son hadiseler patlak verince fark ettik dersem, beni yadırgar mısınız?
Burbuçe Ruşiti'yle 131 sayfalık bir kitap boyu birlikte yolculuk etmekten memnunum derken, geçmiş yılların bilgisizliğinden, ilgisizliğinden duyduğum utancı dile getirmek istiyordum.
Bu acı tecrübeye bir endişeyi de eklememe müsaade edin. Korkarım, ilgisiz ve bilgisiz kalmakta devam ettiğimiz, yarın gene yüzümüzü kızartacak gerçeklerin sonunu bugün de almış değiliz.
*   *   *

Ruşiti mükemmel bir Balkan muhabiri. Türkçe ve İngilizce'den ve anadili Arnavutça'dan gayri Boşnak, Makedon, Sırp-Hırvat dillerini biliyor. İşin başında savaş muhabirliği yapmış olması az tecrübe sayılmaz. Bence en önemlisi, okul yıllarında başladığı gazeteciliği seviyor. Bakın bunu ilk bakışta anlarım.
Onu çok sevdiğimi, bir o kadar da beğendiğimi bilmesini istedim

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı  
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön
Bu konuya ait haber listesi
İstanbul Uluslararası Festivalleri

DESTEK
seti@home
Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin!
  • Detaylı Haberi
  • Ana Sayfası
  • Yükle ve Katıl!


  • Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
    Radikal-online... Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
    Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye