|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Ekonomi ve evrensellik Fizik bilimler büyük ölçüde evrensel nitelik taşırlar. Zaman ve yer itibariyle genel bir geçerliliğe sahiptirler. Örneğin yerçekimi kanunu Milano'da da Paris'te de aynıdır. Üstelik bu kanun 200 yıl önce de geçerliydi, bugün de geçerli. Kullandığımız halde evrensellik deyiminin tam anlamıyla doğru olmadığını düşünüyoruz. Başka bir galakside farklı bir yaşam biçimi ve çevre var olabilir. O çevreyi açıklamak için farklı bilimler geliştirilmiş olabilir. Bunları henüz bilmiyoruz. O nedenle fizik bilimlerin hiç değilse şimdilik evrensel bilimler olduğunu söylemek belki daha doğru.
Buna karşılık ekonomi bilimi evrensellik bir yana dünyasal bile değildir. Çünkü ekonomi bilimi, içinde yeşerdiği sosyal-siyasal sisteme göre şekil alır. Örneğin liberal sistemin ekonomisiyle sosyalist sistemin ekonomisi farklıdır.
Biri serbest piyasa düzenini esas alır öbürü reddeder. Konu gelişme yolundaki ülkelere geldiğinde daha da karmaşıklaşır. Bu ülkelerde geçmiş ekonomik yapı ile günümüz ekonomik sistemi bir arada
ve çelişkiler içinde yaşar. Özetle ekonomi bilimi, sistem farklılıkları nedeniyle dünyasal bir birlik göstermez.
Bu ilk saptamamız.
İkinci saptamamız ekonomi biliminin zaman içinde gösterdiği değişimle ilgili. Zaman içinde, sistem aynı kalsa bile, ekonomi bilimi toplumla birlikte evrim geçirir. Örneğin piyasa egemenliğine
dayalı kapitalist sistemde kâğıt paranın ağırlığı arttıkça sistemin özü değişmiştir.
O nedenle para, 100 yıl önceki nötr yapısından çıkmış, kendi başına yaratıcılık kazanmıştır. Friedman'ın "Enflasyon her zaman ve her yerde parasal bir olgudur" sözü bu gücü vurgulamaktadır. Parasallığın doruğa çıkmış olduğu gelişmiş Batılı ülkeler için doğru olan bu vurgulamanın, henüz yeteri düzeyde parasallaşamamış Afrika ülkeleri için ne derece doğru olduğu tartışmalıdır. Bu ülkelerde hâlâ her arzın kendi talebini yarattığı yolundaki Say Kanunu önemli ölçüde geçerlidir. Oysa parasallaşmış Batı kapitalizminde, barter ekonomisine dayalı Say Kanunu artık kanunluğunu yitirmiş bulunuyor. Batılı gelişmiş ülkelerde asıl yaratıcılık arzdan çok talepten kaynaklanıyor.
Bu iki saptamayla ilgili örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu saptamalardan yola çıkarak ulaşılacak sonuç: Ekonomi biliminin, bazı genel kuralları ve referansları dışında evrensellik bir yana dünyasal olarak bile genellenemeyeceğidir. Amerikan ekonomisinden yola çıkarak yapılan gözlemlere dayandırılan teorik çözümlemeler, benzer koşulları taşıyan İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkeler için büyük ölçüde geçerli olabilir. Ama aynı sonuçlar henüz iki arada bir derede olan ülkelerde pek de geçerli değil. O nedenle bir Amerikalının, Türkiye'de neredeyse 30 yıldır yaşanan iki haneli yüksek enflasyondan nasıl olup ta hiper enflasyona atlanmadığını kavraması çok zor. Aynı zorluk, gelişmiş ülkelerdeki sisteme dayalı gözlemlerden geliştirilmiş ekonomi teori ve politikalarını öğrenmiş olan bizler için bile kolay değil.
Bu anlamda ekonomi biliminin, genel kurallar ve referanslar dışında
yerel bir bilim olduğunu düşünüyoruz.
Bu noktadan hareketle kendimizi daha iyi anlayıp eleştirebilmek ve başkalarına daha iyi anlatabilmek için ekonomi biliminin genel referanslarını kullanarak Türkiye'ye özgü bir bilimsel temel ortama çıkarmamız zorunlu. Yani örneğin Türkiye'nin enflasyonla mücadele
programı, ekonomi teorisinin genel referanslarının kullanımı dışında özgün ve yerel bir model olmak zorunda. Hiç kuşkusuz bunun yolu üniversitelerimizin toplumsal yapıyı ve özelliklerini daha
fazla gözlemleyip özgün çözümler önermelerinden geçecek.
|
|
|
|