Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
1 Ağustos 1999
Radikal-online... Yorum Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket


Devlete odaklı düşünce

Milliyetçilik Fransa'da dil-kültür; İngiltere'de refah; Almanya'da ırk; Osmanlı'da ise devlet odaklı gelişti. Yüzyıl başında Türk milliyetçilerinin gündeminde tek bir soru vardı: Devleti nasıl kurtarırız?
AVNİ ÖZGÜREL
Mustafa Kemal Atatürk'ten bu yana, herhalde ilk defa olarak millet varlığına dayalı siyasi şuur/bilinç diye ifade edebileceğimiz türden bir milliyetçilik düşüncesi iktidarda.
Türk-İslam sentezciliği, ülkücülük ve daha onlarca etiketi üzerinde taşıyan MHP, koalisyonun büyük ortağı; bir araya geldiği iki partiden biri kendini tarif ederken milliyetçilik kavramını öne çıkaran ANAP, diğeri de milliyetçi olarak nitelenmeye itiraz etmeyen DSP. Ve yine yarım asırlık aradan sonra ilk kez, milli/ulusal sözcüğünün fazla itibar görmese dahi horlanmadığı bir devre yaşanıyor.
Bitmedi, dünyada da milliyetçilik, ister mikro-milliyetçilik ister etnisite tartışmalarıyla olsun, gündemde; keza SSCB'nin dağılmasıyla başlayan aydınlanma sürecinde, Türk cumhuriyetlerinde de her gün bir önceki güne kıyasla yeni bir engel aşılır durumda.
Ezcümle, Ahmet Vefik Paşa'nın 'Türk' kelimesini çekine çekine telaffuz ettiği asrın başını hatırlayıp bugünkü tabloya bakınca, bayram yapılası bir durum var.
Şimdilerde Ankara'daki resme dışardan bakan birisi çok rahatlıkla 'Türkiye'de nasyonalistler iyi çalışmış demek ki; toplumu ve çağı iyi analiz etmişler, buna göre çözümler üretmişler, halka bunları anlatabilmişler ki iktidara geldiler vs.' diyebilir. Zira bu sonucun yüzyılın başında ortaya atılmış fikirlerin, yazılmış kitapların ve yapılmış araştırmaların sadece üzerine yatılarak elde edildiğine kimseyi inandıramazsınız. Ama gerçek de budur.

Üretimsiz ortam
Özellikle 1960 sonrası milliyetçilerinin tıpkı aynı dönemin solcuları gibi fikir üretmek yerine temel kaynaklardan nakiller yapıp onlara şerhler yazarak sabırla 'taali vaktin' gelmesini beklemenin ötesinde bir şeye kafa yormadıkları söylenebilir. Tıpkı dinde 'içtihad kapısının kapatılmışlığı' gibi 1965 sonrasında, mevcut kutsal ve dokunulmazlarına yenileri eklenerek 'Dokuz Işıkçılığa' dönüşen milliyetçilik üzerine kimsenin fazla kalem oynatmadığı biliniyor.
Dolayısıyla milliyetçiliğin bugününe ilişkin bir şeyler söyleyebilmek için geçmişi göz ardı etmek mümkün değil. Zira Türk milliyetçiliği düşüncesinin temelinde, sonradan siyasetin cilalayıp baş tacı ettiği isimler dışında da Lisanı Osmani'sinin yeni basımı yapılacak kadar vefa gösterilmese de Ahmet Vefik Paşa'dan tutun, herkesin Atatürk'e dalkavukluk yarışına kalktığı dönemde Güneş Dil ve Tarih teorilerine 'bunlar ilmi dayanağı olmayan şeyler' diyerek karşı çıkan Zeki Velidi Togan'lar, İstanbul'da kimse ağzına Türk kelimesini almak istemezken Türklük düşüncesini Kırım'dan taşıyıp getiren Gaspıralı İsmail Bey, Ahmet Ağaoğlu ve nihayet Osman Turan, Mümtaz Turan ve Erol Güngör'e kadar pek çok fikir emekçisi var.
Millet kavramı bugünkü sosyolojik manaya yakın içerikle Uygur Kitabeleri'nde yer alıyor. Kelime Avrupa'da bundan asırlar sonra, ancak 6. yüzyılda telaffuz edilmeye başlanmış. Ama milliyetçiliğe gelince, o bizim icat ettiğimiz bir şey değil; Fransa'da ihtilal sağanağının literatüre eklediği bir kavram. Bıçakla keser gibi de değil, siyasi egemenliği gökten alıp yere indiren devrimden nice sonra, 1830'lara doğru.
Turan ise kelime olarak Macar Türkologların keşfi. 1839'da Budapeşte'de Turan Cemiyeti (Turanısche Gesellchaf) kuruldu; Bozkurt armalı ilk Turan Dergisi yayınlandı (*). 1878'de Macar Turancılarının Abdülhamid'e 'Onur Kılıcı' sundukları, 1913'te de yine Macarların öncülüğüyle Bulgarların da katıldığı 1. Turan Kurultayı'nın toplandığı biliniyor.
Üç ayaklı formül Milliyetçilik Fransa'da dil-kültür; İngiltere'de ekonomik refah; Almanya'da ırk; İtalya ve Osmanlı'da ise devlet odaklı gelişti. 20. yüzyılın başında bütün Osmanlı aydınları gibi Türk milliyetçilerinin gündeminde de tek bir soru vardı: Devleti kurtarmak! Nitekim Yusuf Akçura ünlü 'Üç Tarzı Siyaset'inde sadece 'İslamcılığın, Osmanlıcılığın denendiğini ve sonuç vermediğini, tek çıkış yolunun Türk milliyetçiliği fikrini devlete hâkim kılmak olduğunu' söylüyordu. Ziya Gökalp de kendisinden önce Hüseyinzade Ali Bey'in 'Türkleşmek, İslamlaşmak, Avrupalılaşmak' diye özetlediği çözümünü 'Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak' diye formüle edip İttihat Terakki kurmaylarına benimsetti. Balkan Harbi Osmanlı milleti yaratma düşüncesinde olanları silip götürdü. Balkanlar'daki bağımsızlık hareketleri Osmanlıcılığın siyasi zeminini yok etti. Arap ihaneti de İslamcılık düşüncesinin yolunu tıkadı. Sait Halim Paşa gibi önemli bir aydın/siyaset adamının desteğine rağmen ve bu ortamda önü açılan Türkçülük tırmandı.
(*) Her ulusun milliyetçiliğinde biraz efsane, biraz hayal, biraz tarih var. Bozkurt da Türklerin masalı. Öylesine şuuraltımızda yer etmiş ki, Kırşehir civarlarında türbesi bile var! Ondan huylanılmadığı dönemlerde Nâzım Hikmet, Atatürk'ü tasvir ederken 'Mavi gözleri çakmak çakmaktİ/ Sarışın bir kurda benziyordu..' diyordu; Atatürk Türk devlet arması için açılan yarışmada ressam Namıl İsmail'in çizdiği Bozkurt'u seçmişti; Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey'e kendisi Bozkurt soyadını vermişti; paralarda, pulların üzerindeydi bozkurt. Ta ki, hayvanlar âleminin bu özgürlüğüne düşkün ve o yüzden kafes sistemli hayvanat bahçelerinde barındırılamayan üyesi siyasi sembole dönüştürülüp bir partiye mensubiyet işareti olarak sunuluncaya kadar.

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı  
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön
Bu konuya ait haber listesi
İstanbul Uluslararası Festivalleri

DESTEK
seti@home
Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin!
  • Detaylı Haberi
  • Ana Sayfası
  • Yükle ve Katıl!


  • Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
    Radikal-online... Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
    Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye