İnsan demek, ne demek?Operatör Doktor Selahattin Erhan, insanları hem tedavi ediyor, hem de onlara 'insanlığın'
ne demek olduğunu öğretiyor. Erhan, bunu ayrıca bir televizyon programında da anlatacak HIZIR TÜZEL
İSTANBUL - Yaşadığımız çevrede gerçekten de insan olduğunun ayırdında olmayan bir sürü insanla birlikteyiz. Trende, vapurda onlarla birlikte yolculuk yapıyor, onlarla aynı havayı soluyoruz. Saygısızlık, sevgisizlik, hoşgörüsüzlük altın çağını yaşıyor. Çevreyi kirletiyor, doğaya ve dolayısıyla insana saygı duymuyoruz. İşte egoizmin moda olduğu günümüzde bir doktor bütün bunlara isyan bayrağını çekti.
Selahattin Erhan, 40 yaşında bir operatör doktor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdikten sonra Anadolu'nun çeşitli yörelerinde görev yapmış. Şu anda Bakırköy Devlet Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nde mesleğini sürdürüyor. Hastanelerin durumu malum, Selahattin Bey de yaptığı hesaplara göre bir ayda tam 700 hastaya bakıyormuş. Ama bu sayı ona yeterli gelmemiş ki, bu tedavileri bambaşka bir şekilde ve daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyor.İlk adım, şiir kitabı Selahattin Erhan'ın ilk adımı 'İnsan Demek, Ne Demek?' adlı bir şiir kitabı olmuş. "Bu kitap bir projeler zincirinin ilk halkası. Ekimde bir başka kitap daha çıkacak. Sonra bir televizyon programı yapılacak. Dört yıl sürecek bu program, daha önce hiç denenmemiş, benzeri bulunmayan bir yapım olacak. Magazinel bir sağlık programı gibi görünse de asla değil."
Selahattin Bey, televizyon projesinden fazla söz etmek istemiyor, sadece özetliyor, "Dünyada üç canlı türü var. Hayvan, bitki ve insan. Hayvanı ve bitkiyi zamanımız ve ilgimiz ölçüsünde tanıyoruz. Ben insanla ilgileniyorum. Çünkü insanım ve yıllarca bunun bilgi birikimiyle donandım. Ahkâm kesmeden, ders vermeden, eğlendirerek insanın ne demek olduğunu anlatıyor ve anlatmak istiyorum. Yani insanlara insan olmayı öğreteceğiz."
Selahattin Bey'in tüm uğraşlarının ardında bir davet var. Kendisi,
insanları, insan olmaya davet ediyor. "İnsan bir hayvan olarak da dünyaya gelebilirdi. İnsan olarak dünyaya geldiği için birtakım özelliklere sahip, ama bunları bilmiyor, işte
ben bunları anlatacağım. Kedi kuyruğuna basıldığı zaman tırmalar, sonra üzülüp özür dilemez. Ama insanın bunları bilme özelliği var.
Önce kendine zarar vermemeyi öğreniyorsun. Zamanla karşındakine de zarar vermemeyi öğreniyorsun."
Selahattin Bey haksız da değil, insanın çevresiyle tüm ilişkilerinde en önemli nokta yine kendisi oluyor. Kendisini sevmeyen, güvenmeyen, saygı duymayan bir insanın bu dünyaya verebileceği ne olabilir ki?
Yaşadığımız maddi dünyada Selahattin Bey gibi insanların olması sevindirici tabii. "Altı sene tıp eğitimi alınca insanın ne demek olduğunu daha iyi öğreniyorsun. Sonra bakıyorsun ki konu çok geniş, her birinin üstesinden gelemiyorsun. Karşında bir hasta değil, hasta bir insan görüyorsun her zaman. Derdini anlatamayacak, kendine bile yardım edemeyecek, benim dediklerimi anlamayacak kadar ifade bozukluğu olan insanlar var. Diyelim çocuk doktorusunuz, günde 70 çocuk geliyor. Bunları tedavi ediyorsunuz. Ama bunun yanında onlara bir hediye de verebilirsiniz. Örneğin, annelerine 'Çocuk ateşliyken üstünü örtme' dersiniz, bu doktorun diline yapışmaz. Diyelim duyarlı birisini bütün annelere bunu söyledin. Sonuçta bunu öğrenen anne sayısı belli bir miktarı aşmayacaktır. Oysa televizyonda daha geniş kitlelere seslenebilirsin."
Selahattin Bey, hastane ya da muayenehanesinde oturup tek tek hasta bakacağına daha geniş yığınlara seslenmek istiyor. "Adam elini gözüne sokuyor. Gözü mikrop kapıyor. 'Elini bir daha gözüne sokma' diyorum. Ama bunu bir kişiye söylemiş oluyorum. Ertesi gün başka biri geliyor, ona da aynı şeyi söylüyorum, sonra başkası, hep aynı şey. Politikacıların halkla tek tek konuştuğunu düşünün." Ağlayan çocuğu sevmek 'İnsan Demek Ne Demek?' isimli kitabının içine şöyle bir not düşmüş şair doktor: 'Siz ağlayan bir çocuğun gözyaşlarını ellerinizle sildiniz mi? Silmediyseniz, hazır bu kitabı alırken bir de UNICEF kartı alın...' Selahattin Bey bu değişik notun anlamını da şöyle açıklıyor. "İnsan olmak bazen bir çocuğun gözyaşını silmektir. Ben gözyaşını silecek çocuğu nereden bulacağım diyorsan, işte kitaptaki o küçük notla, çocuğa bir sevgi yollayabilirsin. Ben bu kitabın 100 lirası UNICEF'e bağışlanmıştır da diyebilirdim. Kitabı alan otomatikman bu işi gerçekleştirmiş olacaktı. Niye bunu benim vasıtamla yapsın.
Bunu yaptığım zaman bir tek ben yapmış olacağım. Kitabı alan bu
paranın nereye gittiğini bilmeyecekti. Ben onun adına insanlık yapacaktım."
|