|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
'Bari bir taşı olsun'Tıpkı bir enkaz altında paylaştıkları ölüm gibi, aynı toprağı paylaşıyorlar. Her yer toplu mezarlık. Ama yakınını gömebilenler yine de şükrediyor 'Hiç olmazsa başında ağlayacağım bir taşı var' diye TİMUR SOYKAN
GÖLCÜK - Mezarlıklar; deprem felaketinin son durağı, yalnızca cansız bedenlerin değil, enkazın altından canlı çıkması umutlarının da gömüldüğü matem yeri. Çocuk-yaşlı, kadın-erkek cansız bedenler, daha huzurlu 'yatmaları' umuduyla kara toprağa veriliyor. Enkazlarda yaşanan acı, mezarlarda bir kez daha bir araya geliyor.
Mezarlıklar, depremle doldu. Büyük yerleşim yerlerine yakın mezarlıklarda, yer kalmadı. İnsanlar, ölülerini köy mezarlıklarına defnetmek zorunda. Cenaze arabası da yetişemiyor. İnsanlar, Saraylı Köyü'nü Gölcük'e bağlayan toprak yolda otomobil, kamyonet ve minibüslerle cansız yakınlarını, Saraylı Köy Mezarlığı'na götürüyor. Mezarlık, ilk kez o köyden olmayan ölülere ev sahipliği yapıyor. Üstelik yüzlercesine. Deprem ile birer drama dönüşen hayal, umut ve aşk ile süslü binlerce yaşam öyküsüne son noktanın koyulduğu mezarlıklarda acılar yine paylaşılıyor. Onlarca ailenin gözyaşları birlikte damlıyor, yakınlarını örten toprağa.
Feryatlar, ağıtlar birbirine karışıyor. Birbirini teselli edecek hiç kimse yok ama herkesin acısı ortak. Yakınlarına sonsuza kadar veda edenlerin çığlıkları, mezar açan kepçe gürültüsünün içinde kayboluyor. Kimisi kepçenin açtığı mezarları bekliyor, kimisi arabasındaki cansız yakınına elinde kazma ve küreklerle yer açıyor. Mezarlığın çevresinde
bataniyeler ve torbalarla örtülmüş ölüler bekletiliyor. Mezarlığa cesetlerle gelen araçların sayısı sürekli artıyor.
Enkazların başında sağ kurtulması için edilen dualar, mezarlıkta huzur içinde yatması için devam ediyor. Çok sayıda yakınını yitiren insanlar, mezarları tek tek gezerek feryat ediyor.
Saatler geçtikçe mezarlık, taşları olmayan kabirlerle doluyor. Ayferi Enger, eşini örten toprağa yapıştırmış dudaklarını. Feryatları yürekleri dağlıyor. Söylediği söz deprem felaketinin korkunç boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor; "En azından başında ağlayacağım bir mezarı var. O da olmayanlar ne yapsın."
Bu bir teselli değil, gerçek. Değirmendere'de enkaz önünde bir baba, "Tek bir parçası da olsa torbalara koyup verin. Nerede yattığını bileyim" diyordu. Gölcük'te bir başka baba ise cesetini çıkarıp kenara koyduğu oğlunu defnedememenin acısını yaşıyordu.
|
|
|
|