|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Melih hayata koştu KEMAL AKMAN
İSTANBUL - Fransa'dan tatil için geldikleri Gölcük'te korkunç deprem sonucu anne ve babasını yitiren 2.5 yaşındaki Melih Aslan,
yıkılan evin enkazının yanında, bir kutu içinde uyur halde bulundu.
Fransa-İsviçre sınırındaki Alp Bölgesi'nde 26 yıldan bu yana gurbetçi olarak çalışan dede Abdurrahman Aslan, geçtiğimiz günlerde eşi, oğlu, gelini ve küçük torunu ile birlikte yıllık izinlerini geçirmek üzere İzmit'e gitti. Burada bir gece hep beraber kaldıktan sonra oğlu Adnan (27), gelini Sultan (23) ve minik Melih (2.5) Gölcük'teki yakınları, gelinin ağabeyi Murat Uzuner'in yanına gittiler. Sanki ölüm onları çağırıyordu. Kayınbirader Murat ile sarmaş dolaş olup hasret giderdiler. Gece yarısından kısa bir süre sonra uykuya daldılar. Küçük Melih anne ve babasının arasında uykuya dalmış belki de rüya görüyordu. Ne olduysa saat 03.02'de oldu. Gölcük korkunç depremle sallanmaya başladı. 45 saniye süren deprem sırasında pek çok bina gibi Murat Uzuner ve Aslan ailesinin kaldığı yedi katlı bina da yerle bir oldu. Depremden hemen sonra İzmit'ten Gölcük'e gelen dede Abdurrahman Aslan, dün küçük Melih'le birlikte Fransa'ya giderken Atatürk Havalimanı'nda sanki bir korku filmi gibi bitmeyen saatleri şöyle anlattı:
"Bina çökmüş altından iniltiler geliyordu. Bu arada binadan deprem sırasında dışarı fırlamış karton kutu içinde bir bebek bulunduğunu duydum. Kimin çocuğu olduğunu araştırıyorlardı. Baktım ki torunum. Yaşıyordu. Hiçbir şeyden habersiz eli başının altında, kutu içerisinde uyuyordu. Allah'ın bir yardımı bu herhalde. Sanki gizli bir güç o çocuğu kutu içerisine koyarak kutuyla birlikte dışarıya çıkarmış. Bu bize tanrının bir lütfu."
Abdurrahman Aslan, oğlu ile gelinini kurtarmak için yaptıkları çalışmaları da şöyle anlattı:
"Enkazda 30 santimetre çapında bir delik gördük. Önünde de iki metreye yakın bir kiriş vardı. Balyozlarla kırdık, demirleri de demir makaslarıyla kestik. Yedi saatlik çalışmadan sonra onlara ulaştık. Oğlum Adnan Aslan yaşıyordu, ama çöküntü altında sıkışmış kalmıştı. Beni kurtarın, 'Öleceğim' diye bağırıyor. Kurtulma şansının olmadığını sanki hissetmişti. Önce gelini çıkardık, ama ölmüştü. Hemen ardından oğlumu sıkıştığı yerden kurtarıp dışarı çıkardık. Yaşıyordu. Hemen hastaneye götürdük. Yer olmadığı için almadılar. Bizi ve birçok yaralıyı vapurla Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'ne gönderdiler. Ancak oğlumu yolda kaybettim. Bize onlardan tek hatıra torunum minik Melih kaldı."
|
|
|
|