|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Tam teçhizatlı sokak insanları TİMUR SOYKAN / ALİ KEMAL ERDEM
İSTANBUL - Kandilli Rasathane Müdürü Prof. Ahmet Mete Işıkara'nın önceki gün televizyonlarda 'Bu geceyi dışarıda geçirin' demesinin ardından İstanbullular sokaklara döküldü. Depremin ilk gününden beri 'mecburiyetten' sokaklarda kalanlara binlerce insan daha eklendi. Evler boş ve ışıksız kaldı.
Akşamları İstanbul'un bütün meydanları ve 'bir tutam çim olan' tüm parkları büyük birer piknik alanı görüntüsüne bürünüyor. Henüz deprem kaygısıyla geçen üçüncü gece. Bıkkınlık çok hissettirmiyor kendini. Şimdilik sokaklarda biraz 'gırgır', biraz da unutulan komşuluk ilişkileri nedeniyle özlem duyulan sohbetler var. Depremin ilk gecesi, bataniyeleri bile olmadan sokakta sabahlamak zorunda kalan vatandaşlar, artık deneyimli birer sokak insanı. Tüm yaratıcılıklarını kullanarak sokakta konforu artırıyorlar. Tam teçhizatlı deprem piknikçilerinin kilim, yorgan ve ikiz yatakları çimen ve beton zeminleri kaplıyor. Çimenler üzerinde bir alan 'kapatabilenler' şanslı. Çoğu alanda, gecekondularda olduğu gibi amcaoğulları, akrabalar yan yana sabahlıyor. Geç kalanlar ise beton üzerinde geçirmek zorunda geceyi. 'Çimenlere basmayınız' yazılarının yanında güreş müsabakaları yapılıyor.
Deprem korkusuyla mekân eyledikleri parklarda, aydınlatma direklerinden elektrik çekerek televizyon keyfini yaşayanlar bile mevcut. 'Zap'lama konusunda çok kişinin katıldığı hararetli tartışmalar olsa da deprem haberleri favori. Müzik konusunda bir uzlaşma ise mümkün olmuyor. Taksim Gezi Parkı'nda pilli teyplerden Sinan Özen, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay'ın parçaları birbirine karışıyor.
Hallerinden en çok memnun olan çocuklar, kitleler halinde oyun oynuyorlar. Sokak çocukları ise her zamanki mekânlarının işgal edilmesinden şikâyetçi, ama olup bitene tebessümle bakıyor.
Sohbet eden kadınların vazgeçilmez 'mezesi' çekirdek. Deprem vesilesiyle piknik keyfini yaşayanların en fazla gereksinim duyduğu ve hemen hemen her ailede bulunan en önemli gereç ise piknik tüpleri. Demlenen çayların dumanı birbirine karışıyor. Sohbet de 'koyulaşıyor;'
- Amerikalılar açıklama yapmış oğlum. Başka bir 'fay' varmış. 10 şiddetinde sallayacakmış.
- Çüş! İstanbul yerle bir olur.
- Daha bir ay sokaktayız abi.
Bıkkınlık belirtileri yavaş yavaş başlarken erkekler için sıkılmamanın en kestirme yolu, açık kahvehaneler oluşturmak. Dördüncünün bulunamaması gibi bir problemin yaşanmadığı okey ve iskambil oyunları gözde.
Deprem korkusu, normal hayatta pek karşılaşmayan 'başka dünyaların' insanlarını da bir araya getirmiş, hatta yan yana yatırmış. Rock'çılarla oto tamircisi 'varoş' gençleri, yan yana.
Değişik diyaloglar oluşuyor;
- Hocam saçların niye uzun?
- Seninki niye kısaysa ondan.
Başka bir yorum da yaşlı bir teyzeden geliyor: "Baksana kadın erkek yatıyorlar. Evli de değiller."
Kimsenin konuşmadığı, yaşlı teyzenin "Vah vah" dediği travestiler de var. Kendilerini yadırgayan insanların arasında deprem maceralarını anlatıyor. O saatte çalıştıkları için
maceraları daha ilginç ve 'muzır'.
Deprem sadece Türkiye'nin farklı insanlarını değil, dünyanın dört bir yanından tatil için gelenleri de aynı korkuda birleştirmiş. Japonlar, Afrikalılar, Avrupalılar, Taksim'in çeşitli bölgelerine dağılmış, belki de hayatlarının en korku dolu ve ilginç tatilini yaşıyor.
Ancak depremden korunmanın tek yolunun binaların üzerine düşmeyeceği bir yerde sabahlamak olduğunu düşünenler, diğer olasılıkları gözden kaçırıyor. Büyük bir depremde çökebilecek Taksim Metrosu'nun üzerindeki yüzlerce insan depreme karşı güvenli bir yerde bulunduğunu düşünüyor. TÜYAP'ın altı otopark olan meydanı da Tarlabaşı'ndan gelenlerin mekânı.
Boğaz manzaralı mekânları tercih edenler de gelebilecek dev dalgaları düşünemiyor.
Deprem korkusu ile yatıp kalkan insanların adresi ise boş meydanlar ve yeşil yoksunu İstanbul'un kıt çimenlikleri. Ama henüz 'cicim' günleri. Günler geçtikçe, insanlar sokaklarda yarattıkları konfora rağmen evlerini daha çok özleyecek.
|
|
|
|