|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
7.8 genki@gol.com TOKYO - İstanbul'da yaşarken deprem korkulu rüyamdı. Finansla uğraşmama karşın yükseköğrenimimi inşaat mühendisliği üzerine yapmış olmamdan ziyade, depremi her an hissettiğimiz ve her yerde önlemlerini gördüğümüz Tokyo'da bulunmuş olmamdan kaynaklanırdı korkum. İnsanların, büyük bir deprem vurduğu zaman ne yapacaklarını, nereye gideceklerini bildiklerini, yetkililerin nasıl hazırlandıklarını görmüş olduktan sonra benzer düzeyde deprem bölgesi olan İstanbul'da bırakın aynı hazırlığı, böylesine bir felaket olasılığına karşı takınılan boşvermişliğe şahit olmak dehşete iterdi beni. Sonunda korkulan oldu, İstanbul vuruldu. Dünyamız başımıza yıkıldı. Şimdi acı ile karışık öfkemiz patlayacak liman arıyor. Sorumlu istiyoruz. Kaçak yapılaşmaya izin veren belediyelere küfrediyor, elimize geçirip parçalamak için müteahhit arıyor, felaket karşısında aciz gördüğümüz devlete çatıyoruz. Oysa devlet ne yapsın? Devlet şok anlarında bizden güçlü olamayabiliyor. Devleti oluşturan da, o'nu bozan da, çürüten de bizler gibi insan. Öyle ise bize yardım etmesi için (Buna yardım elini ancak yine biz uzatabiliriz) 7.8'e karşı gene de iyi karşı koymalarına rağmen, kendilerinden her bekleneni yapamamanın çaresizliği ile ölenle bir kez daha ölen, ama ağlaması bile uygun görülmeyen yetkililere kızmayın, saldırmayın. Elinizi uzatın. Uzatın ki o çatık kaşların ardındaki gizli güç harekete geçebilsin, çarklarını döndürebilsin. Çünkü her devlet gücünü halkından alır. O halk ki bugün doğanın gazabına direniyor, kaderi kabul etmiyor, bir can daha kurtarabilmek umudu ile içine yüreğini koyduğu yalın elleri ile enkaz kazıyor. Konuşuyorum arkadaşlarımla. "Deprem ekibi kurduk" diyor birisi. "Su, ekmek, tetanos aşısı ne bulabilirsek götürüyoruz. Gerekirse yürüyerek, koşarak, yüzerek." Bir başkası çoktan İzmit'e gitmiş bile. "Yabancı yardım ekipleri ile iletişimi sağlamak için çevirmenlik yapıyoruz" diyor. Halk, bir ufak yardımın bile belki birisini yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide tutabileceğinin
farkında. Ama bilinçsiz yardımlar zarar da getirebilir. Bize yardım edecek devlete yardım edelim. Eğer aciz gözüküyorsa cesaretini kırmayalım. Aksine o'nu yüreklendirelim. Öfkemizi, enerjimizi yıkım için değil, yaşamımızı yeniden inşa etmek için kullanalım. Çünkü yeteri kadar yıkıldık. Çünkü bazen her sorunun bir cevabı olamayabiliyor.
Bu trajediyi din adına sömürmek isteyenler çıkacaktır. Unutmayın ki dinimizi kullanan bir siyasi partinin milletvekilleri, iki hafta önce anayasa değişikliği oylamasında koyun pazarlığı yapıp genel başkanlarının çıkarına göre oy kullanmışlardır. Acımızı
sömürmelerine izin vermeyelim. Bu işe artık bir nokta koyalım. Sorumluları anlık öfkeyle değil, ısrarla, soğukkanlılıkla arayalım.
Adile Naşit'i, o essiz tiyatro sanatçımızı kim hatırlamaz ki? Her sabah televizyona çıkıp yavrucuklara teker teker adları ile seslenirdi Adile Teyze: "Ahmeet, Leylaa, Zeyneep, Muraat, Güldeen! Hani neredesiniz benim kuzucuklarım?" Beyaz camdan yayılan isimler evlerin duvarlarında yankılanarak bulurdu sıranın kendisine gelmesini bekleyen çocukları. Eğer Adile Teyze yıllar önce aramızdan ayrılmış olmasaydı, bizim gibi yanardı bir nefeste göçüp giden yüzlerce miniklere, onların anne ve babalarına. Seslere yankı veren duvarlar kuzucukların üzerine yıkıldı, yaşamlarını yuttu. Sevgili dostumun biriciği de bahar çiceğininki kadar kısacık geçen yaşamından güneşe tutulan kar tanesi gibi uçtu gitti. Geriye yüreğimize düşen gözyaşı kaldı.
genki@gol.com
|
|
|
|