|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Toplumsal gaflet Şiddeti, etki alanı ve sonuçları açısından, Cumhuriyet tarihinin en ağır depremlerinden birini yaşadık. Depremde yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve bütün ulusumuza başsağlığı, sabır ve tahammül gücü, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
7.4 olarak belirlenen şiddetiyle, 1939 Erzincan depreminden (7.9) sonra ikinci sırayı alan deprem, coğrafi yaygınlık açısından birinci sıradadır. Şimdiye kadar vuku bulan depremler, sınırlı bir alanda etkisini gösteriyordu. Oysa bu kez deprem çok geniş bir alanda etkisini hissettirdi ve zarar gören il sayısı yedi oldu. Afet bölgesi ilan edilen bu illerde, birden çok yerleşim merkezinde, ağır can ve mal kayıpları var.
Can ve mal kayıplarını artıran bir önemli etken de afet bölgesinin yoğun bir yerleşim ve sanayi bölgesi oluşu. Bölgedeki yedi ilde, ülke nüfusunun yaklaşık dörtte biri yaşıyor, ulusal gelirin de üçte biri üretiliyor.
Başta depremler olmak üzere, afetin her türüyle sık sık karşılaşan Türkiye'nin, yaşadıklarından gerekli dersleri çıkaramamış olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Yerleşme ve yapılaşma politikalarındaki çarpıklığa ve vurdumduymazlıklara, bir de devlet yönetiminin acil yardım aşamasındaki yetersizliği eklenmiştir. Bu kapsamdaki bir afeti göğüsleyebilecek hazırlık içinde olmadığımız, yönetim çapımızın buna müsait olmadığı bir kez daha bütün acılığıyla ortaya çıkmıştır.
Hükümet ve kamu yönetimi, ilk saatlerden itibaren anlaşılmaz bir tutukluk, beceriksizlik ve çaresizlik içinde olmuştur. Kurtarma ve enkaz kaldırma, tıbbi müdahale, gıda yardımı gibi acil yardım hizmetleri gereken etkinlikte devreye sokulamamış, devlet olaya hâkim olamamıştır.
Kuruluşlar arasında gerekli eşgüdüm sağlanamamış, bölgede ihtiyaç duyulan ve gerek kamu sektöründe, gerekse özel sektörde var olan imkânlar zamanında devreye sokulmamıştır. Bu potansiyelin harekete geçirilebilmesi için kimilerince önerildiği gibi, 'Olağanüstü Hal' ilanına da gerek yoktur. 7269 sayılı afetler yasasında, hızlı ve etkin bir müdahale için kamu yönetiminin ihtiyaç duyduğu bütün yetkiler en geniş şekilde yer almaktadır. Sorun, yetki eksikliğinden değil, var olan yetkilerin kullanılamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Afet anından itibaren harekete geçirilmesi gereken mekanizmaların önceden hazırlanmamış olması, bu sonucu doğurmuştur.
* * *
Türkiye depremle birlikte yaşamak zorunda olan bir ülkedir. Depremleri önlemek mümkün olmadığına göre yapılması gereken iş, 'zararları en aza indirecek' önlemleri almaktır. Böyle bir hedef, yerleşme planlarından yapılaşmaya ve acil yardım sürecinde yapılacak işlere kadar bir dizi yasal ve yönetsel önlemin alınmasını gerektirmektedir. Yasal düzenlemelerin yapılması da yeterli değildir. Yasaların uygulanması ve bunun için sıkı bir denetim mekanizmasının sağlanması gereklidir.
Yaşadığımız bütün afetlerde, konu kısa bir süre sonra gündemden çıkarılmış ve alınacak önlemler, yeni bir afetin gelişine kadar unutulmaya terk edilmiştir. Afet öncesi, sırası ve sonrasındaki hatalarımızın, yanlışlarımızın ve yetersizliklerimizin temelinde bu toplumsal gafleti aramak gerekiyor. O nedenle şimdi yapılması gereken en önemli iş, konunun sürekli olarak gündemde tutulmasını sağlamaktır. Geçmişten bugüne yaşanan onca acı, bize bu gerçeği öğretmiş olmalıdır ve bu deprem, bizim için artık son ders olmalıdır.
|
|
|
|