|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Israr ve tekrar'dan şikâyet hdevrim@hurriyet.com.tr Biz daha önceki deprem felaketlerinde de başarılı sınavlar vermedik. Deprem sırasında ve ertesinde, üzerlerine düşeni yeterince yapmamakla suçladık durduk sorumlu bildiklerimizi.
Eleştiri ölçüsü giderek artıyor. Ama bu sefer depremin şiddeti ve tahribatı da yüksekti, diyeceksiniz.
Evet, ama eleştirideki huşunet farkının sebebi bundan ibaret değil galiba; bilirsiniz kıvam tutturamayan eleştiri, etkisinden kaybeder.
Geçmiş felaketler tek veya iki yerin adıyla anılan depremlerdi. Öyledi de gerekenler yapılabilmiş miydi? Hayır! Her seferinde beceriksizlikler etmiş, alınacak tedbirleri sonuna kadar kovalayıp, yaraları sarmayı becerememiştik.
(Ben biz diye anlatıyorum, siz belli bir zümre paralelinde devlet denince daha rahat edenlerdenseniz öyle anlayın, arada bir fark yok.)
Bu son deprem, yedi - sekiz ayrı merkezde büyük can kaybına ve yıkıma yol açtı. Bugüne kadar tek bir merkezdeki felaketi göğüslemekte yetersiz kalan sorumluların ve düzenin, yedi - sekiz merkezi birden vuran depremle başa çıkabileceklerini sahiden uman olmuş mudur?
Eleştirilerimizi söylemeyelim mi, diyeceksiniz.
Söyleyin, söyleyin! Ama şu söylenenlere de kulak verin.
iller ve Necmettin Erbakan'la aralarında çok önemli bir fark var. Onlar hata işledi, bu berikiler kendileri hatadır (Radikal, 12 ağustos).
"Yazınızdaki, Türk halkının çok yaptığı bir yanlışlığı haddim olmayarak düzeltmek istiyorum" diyen okurum, 1967'de İTÜ İnşaat Fakültesi öğrencisiyken, topografya-jeodezi hocası Prof. Dr. Mustafa Aytaç'ın bir uyarısını anlatıyor. Kara tahtada çözdüğü problemin yanlışını fark eden bir öğrenci "Affedin, hata yaptım" deyince, Hoca şöyle gürlemiş:
"Hata, gerçek değerden çok az bir miktardaki oynamadır, sapmadır. Eğer bir açıyı ölçer de 150 yerine 149,5 bulursanız bu bir hatadır. Ama siz 150 yerine 350 diyorsanız bu bir yanlıştır. Bu iki kavramı lütfen, istikbalin mühendisleri olarak bugünden doğru kullanmayı öğrenin!"
Dikkatli ve zarif okurum mektubunu şöyle tamamlıyor: "Bu vesileyle saygıyla andığım hocamın tanımına göre, bizim siyasetçilerin senelerden beri yaptıkları hep yanlışlık. Hele o son ikisinin kendileri yanlış"
- Önce teslim ederim ki, sevgili okurum haklıdır. Dediği doğru. Ama kısaca bakalım, benimki hata mıdır, yanlış mı?
Yanlış Eski Türkçe yalgış, yanglış'tan gelme bir kelime. Hata dilimize Arapça'dan girmiş. Sözlükler yanlış'ı "bir kurala, ilkeye, gerçeğe, uymama durumu" (isim) veya "aykırı olan" (sıfat) diye tarif ediyor. Hata öncelikle "yanlış, yanlışlık, yanılma" demek; ikinci bir anlamı "
suç, günah, kabahat, kusur". Bir anlamı daha var: "
bilmeyerek, istemeyerek yapılan yanlış, yanılma."
Aralarında bir derece farkı var, diyen yok; ama bana da hata, yanlış'a nispetle daha masum bir fiilmiş gibi geliyor.
Benim kullandığım hata işlemek veya (etmek) deyişiyse "bilerek veya bilmeyerek yanılmak" diye açıklanıyor.
Benimki hata galiba dersem, kendimi kayırmış mı olurum? Ama son ikisine, evet "kendileri yanlış" dememem yanlış.
Not: Güven Bey Dostum vakit bulabilirseniz bana lütfen gene yazın. Mektubunuzun beni nasıl keyiflendirdiğini bilemezsiniz. Teşekkür ederim!
|
|
|
|