|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
'Ona haddini bildirin'Yalova'da çöken Yıldız Ayran Apartmanı'nın altından 50 ceset çıkarıldı. Depremde ailesinden 11 kişiyi kaybeden Cezmi Ziyaretli'nin isteği var: Apartmanı yapan müteahhide cezasının verilmesi ERKAN DURDU
YALOVA - Enkaz kenti Yalova'nın her sokağında ayrı bir hüzün yaşanıyor. Her enkaz yığını ise yeni bir dramın habercisi. Şehir merkezinde bulunan yüzlerce apartmandan birisi Yıldız Ayran Apartmanı. Para ve iktidar hırsıyla yanıp tutuşan müteahhit ve politikacıların yüzlerce cana kıydığı bu ölüm apartmanından 50'nin üzerinde ölü çıktı.
Manzara Adapazarı, İzmit, İstanbul ve Yalova'da binlercesini gördüğümüz enkaz yığınlarının aynısı. Dev bir dağı andıran enkaz yığınının başında kepçeler, kazma sallayan umutsuz yürekler, enkazlar arasından bir hatıra, küçük bir eşya toplamaya çalışan insanlar. Toz ve ceset kokusunun yoğun bir duman gibi yükseldiği enkaz yığınının karşısındaki sapasağlam bir apartmanın duvarına yaslanmış bir genç adam sesleniyor. "Sen gazeteci misin?", "Evet" diyoruz gözü bantlı, yüzünde derin yaralar olan genç adama. Yanına çağırıyor bir el işareti ile. "Geçmiş olsun" diyoruz. Cevap vermiyor. Sonra ne diyeceğini bilmeyen bir insanın kararsızlığıyla bir müddet yüzüme bakıyor.
Acı, öfke ve korkunun hâkim olduğu yüzünü, gözüne sarılan sargı bezi bile gizleyemiyor. Deprem gecesi annesi, babası, kardeşleri ve aynı apartmanda 11 akrabası ile bulunduklarını anlatıyor. Bir anda binaların üzerlerine yıkıldığını, binaların gürültüsüne anne-babası ve kardeşlerinin çığlığının karıştığını anlatıyor. Kendisi mucizevi bir şekilde, bir boşlukta kalarak kurtuluyor. Ancak ailesi kendisi kadar şanslı değil. "Çığlıklarla öldüler o karanlıkta. Hâlâ kulaklarımda o çığlıklar. Hele annemin..." Depremin üzerinden günler geçmesine rağmen enkazın başından hiç ayrılmıyor Cezmi Ziyaretli. Sürekli enkaz yığınına bakıyor. Kim bilir aklından neler geçiyor? Sormaya cesaret edemiyoruz.'Müteahhidi haber yap' Uzun bir sessizlikten sonra "Çocukluğum bu apartmanda geçti. Bu sokakta oynarken annemin balkondan çıkıp 'Oğlum koşma düşeceksin' sözleri kulaklarımda. Yahu ben onlar olmadan nasıl yaşayacağım? Akşam olunca kimin yanına gideceğim? Kim benim saçlarımı elleriyle tarayacak? Bana kim koşma oğlum düşersin diyecek?" diyor. Tek gözü yine doluyor. Yine gözleri enkaz yığınına kayıyor. Uzun uzun bakıyor. "Sen gazetecisin. Bu binayı Osman Özen adlı bir müteahhit yaptı. Ona haddini bildirin. Haber yap. Cezasını çekmeli" diyor. Gözümüz yanında taşıdığı bir albüme takılıyor. "Ailenin mi?" diye soruyoruz. Cevap vermiyor. "Hadi artık git" diyor. Biraz uzaklaştıktan sonra geriye dönüp baktığımda az önceki albümün üzerine kapandığını görüyorum.
|
|
|
|