Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
22 Ağustos 1999
Radikal-online... Türkiye Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket


Yaşam çadırın içinde

Her gün depreme dair farklı haberler alan İstanbullular, terk edemedikleri çadırlarında kurdukları yaşamlarında her şeye karşın hayata bir ucundan tutunuyor. Romanlar içinse değişen hiçbir şey yok
Haber ResmiHIZIR TÜZEL
İSTANBUL -Fikirtepe'de hemen otoyola paralel kurulan çadırlı kamp yerinde yaşam her şeye rağmen ve tüm ayrıntılarıyla devam ediyor. Saat, gece 01.00. Ortalıkta pek erkek vatandaş yok. Onlar kahvelerde. Eşleri ve çocuklarını garantiye almanın rahatlığıyla okey oynuyorlar.
Rastgele çadırları geziyoruz. Çadır deyip geçmemek lazım. Hepsinin de kendine göre bir stili, bir mimarisi, bir yaratıcılığı var. Çadır, ne de olsa Türklerin, en eski ve en yaygın barınak biçimi. Daha sonra gecekonduya terfi etmişiz ama deprem sonrası görüldüğü gibi ortalık acilen bir çadırkent görüntüsüne büründü. Fikirtepe sakinlerinden Şerife çadırıyla övünüyor, "Böyle çadır yok burada, tuvaleti bile var" diyor. İçine girmemize izin vermiyor ama gerçekten de diğerlerine oranla daha şık bir çadır bu. Eskilerin 'kara çadır' dediği türün modernize edilmişi. Kapı tabir edebileceğimiz giriş, çiçekli bir masa örtüsüyle kapanmış. Girişin hemen yanı mutfak olarak kullanılıyor.
Depremin maddi ve manevi olarak pek sarsmadığı bazı insanlar da var burada. Çadırların biraz uzağında bir köprü altında rengârenk ışıklar gözümüze çarpıyor. Yaklaşınca içleri teneke meşrubat kutularıyla dolu çuvalların ortasında küçük bir çilingir sofrası kurmuş, pet şişelerden yaptıkları bardaklarla rakı içen üç kişiyle karşılaşıyoruz. Işıklarınsa muhtelif içki şişelerinden oluşturulmuş Ermeni kandillerinden geldiğini anlıyoruz. Yeşil yanan bira, kırmızı şarap, beyaz ise rakı şişesinden imal edilmiş. Yaşamlarını teneke toplayarak sağlayan ve zaten bulundukları yerde yatıp kalkan bu insanlar için deprem pek bir şey ifade etmiyor. Onların yaşamı zaten deprem. Üçü de gülerek deprem anını hatırlamadıklarını, çünkü o gece de sarhoş olup sızıp kaldıklarını anlatıyor.
Salı pazarı mevkiinde kurulan çadırlarsa pazarcıların tezgâhlarından yararlanarak oluşturulmuş. Tahta tezgâhlar her işe yarıyor. Masa, yatak, çadır bölmesi, mutfak tezgâhı, okey masası hep bu tezgâhlardan yapılmış. Burası biraz daha sosyetik. Arabalardan da yararlanılıyor. Küçük televizyonlar var sağda solda. Televizyonların sesi çok az açılmış. Biri dalıp sesi biraz açınca sağdan soldan 'Hop, çocuk uyuyor, sesi kısalım' gibi homurdanmalar başlıyor. Sivrisinekler sıkıntı yaratıyor ama böylesine bir afetten sonra sivrisinek insanlara vız geliyor.
Acıbadem civarında bir grup çadır gözümüze çarpıyor. Hareket var orada, belli belirsiz bir klarnet sesi geliyor. Daha çadırlara varmadan esmer, bembeyaz bıyıklı sıcak bir bey karşılıyor bizi. O karanlıkta bile beyaz boyalı makosen ayakkabıları insanın gözünü alıyor. "Hoş geldiniz abicim" diyerek karşılıyor bizi. Sanki geleceğimizi haber alıp, saatlerdir orada bizi bekliyormuş gibi bir havası var. Çadırlara doğru yürüyoruz. "Hürriyet'ten misiniz?" diyor. Çadırlara yaklaşınca klarnet sesi susuyor. Kucağında bebek uyutan küçük bir kız çocuğu gecenin karanlığında geçip gidiyor yanımızdan. Sonunda biri bizi çadırına davet ediyor. Önce çadırın önünde biraz deprem sohbeti. Bu çadır, harbi çadır. Gerçek çadır beziyle filan yapılmış. İçeri girince küçük bir şok yaşıyoruz. Yanmıyor ama çadırın içinde tepede bir avize asılı. Sağ tarafta bir buçuk metrelik camekânlı bir büfe duruyor. Üzerinde küçük ekran bir televizyon var. Bunlar bir halüsinasyon mu diye düşünüyoruz. 'Nedir bunlar, bu nasıl afet çadırıdır, bunları buraya nasıl taşıdınız?' filan gibi soruları sormamıza gerek kalmadan konuştuğumuz insanların Roman vatandaşlar olduğunu anlıyoruz. Bu çadırın zaten onların evi olduğunu ve bu yaşamın depremle bir ilgisi olmadığını hemen (!) anlıyoruz. Ne de olsa gazeteciyiz!
Kadıköy yakasından sonra arkadaşlarımız Kemal Ertaş ve Ulaş Yıldız ile Haliç kıyısında boylu boyunca kurulmuş çadırları geziyoruz. Çocuk parkına kurulmuş çadırlar arasında gezinirken "Hangi gazetedensiniz?" diyen Cafer Bey'in misafiri oluyoruz. Bir zamanlar lüfer tutmak için kullandığı lüksünü yakmış, tahta bir taburede çay içiyor. Cafer Bey balıkçılık yapıyormuş. Eşi çay ikram ediyor. Aslında evleri yakınmış, ama çocuklar asla eve girmek istemiyorlarmış. Çadırda iki erkek çocuğu çimenlerin üzerine atılmış şiltede ayak ayağa uyuyor. Cafer Bey çadır bezi olarak naylon kullanmış. Ama içerisi gözükmesin diye de naylonu çarşaflarla kaplamış. Damsız bir gecekonduyu andıran çadırda neler var bir bakın; Çarşaflara tutturulmuş aile fotoğrafları, (Cafer Bey ve gelinlikli eşi, çocukların sünnet fotoğrafları) Büyük bir gaz tüpü ve tezgâh üstü üçlü ocak. Orta irilikte tahta bir sandık. Balıkçı, "Zaten bütün eşyamız bu" diyor. "Siz nerede uyuyorsunuz?" diyoruz. "Çocukların yanına kıvrılıvereceğiz" diyorlar. Fotoğraf çekmek istiyoruz, Cafer Bey "Siz gidip şarkıcıların çadırlarını çekin" diyor, izin vermiyor.

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı   Oyumu Yolla
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön
Bu konuya ait haber listesi
İstanbul Uluslararası Festivalleri

DESTEK
seti@home
Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin!
  • Detaylı Haberi
  • Ana Sayfası
  • Yükle ve Katıl!


  • Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
    Radikal-online... Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
    Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye