Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
22 Ağustos 1999
Radikal-online... Yazarlar Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket


Medya ve deprem

haluks@kanald.com.tr
Tam başını kaldırıp dik tutmaya başlamış olan Türkiye'ye ağır bir darbe indiren korkunç depremin medyaya yansıyışıyla ilgili şikâyetler, eleştiriler duyuluyor. Medyanın iyi bir iş yaptığını düşünenler de var. Medya bu büyük felaketi nasıl izledi, nasıl yansıttı? Birinci hafta sona ererken genel bir değerlendirme yapmanın zamanıdır.
Önce radyoyu ele alalım: Bu gibi büyük felaketlerde, acil durumlarda ve yeni patlak vermiş olaylarda, en önce devreye giren kitle iletişim aracı radyodur. Elektrikler kesilse bile, radyo istasyonlarının çoğunun kendi güç kaynakları vardır. Küçük pilli radyoları taşıması kolaydır. Bu nedenle bazı ülkelerde, örneğin nükleer bir saldırı üzerine hangi radyo frekansının yayına gireceği sivil savunma eğitiminin öğelerinden biridir. Aynı durum depremler için de geçerli olabilir. Felaketin hemen ardından yayına geçecek olan radyo istasyonu hem yurttaşa bilgi verecek, ne yapacağını söyleyecek, hem de kurtarma faaliyetlerinin koordinasyonunu sağlayacaktır.
Daha önce de yazdım: 17 Ağustos sabahı 03.02'deki depremin hemen ardından radyo dinlemeye başladık. Yayında olan istasyonların çoğu bilgisayara bağlı olarak vur patlasın çal oynasın müziği yayınına devam ediyorlardı. Kısa bir süre sonra bir istasyon hep aynı anonsu yaparak İstanbullulara zaten çok iyi bildiklerini söylemeye başladı: "İstanbul'da deprem oldu ve elektrikler kesildi."
Bir saat kadar sonra bazı radyolar televizyon istasyonlarına bağlanarak canlı yayına başladılar. Ancak radyo felaketten hemen sonraki saatlerde o yaşamsal işlevini yerine getiremedi. Bundan sonraki felaketlere hazırlanırken bu nokta da göz önünde tutulmalı. Halk hangi istasyonu dinleyecek? O istasyon neler söyleyecek?
Tabii radyonun krizin daha sonraki saatlerinde de oynayacağı önemli roller olabilir. Felaket bölgelerine yardım konusu böyle bir kriz yayınıyla düzene sokulabilirdi. Malum: İletişim koordinasyonun iskeletidir.
Televizyona gelince: Ben televizyonların depremle ilgili yayınlarının genellikle başarılı olduğu kanısındayım. Bir kere, felaket yerine devletten ve yardım ekiplerinden daha hızla
intikal ettiler. Birinci gün öğleden sonra
felaket bölgesinden helikopter görüntüleri
ekrana geldi. Afetin boyutları anlaşıldı. Televizyonlar ilk iki günün yardım ve kurtarma fiyaskosunu görüntülerken çok önemli bir toplumsal hastalığımızın röntgenini çekmiş
oldular. Görünen olgulara karşı kimsenin
inandırıcı bir şey söylemesine olanak kalmadı. Televizyon olmasaydı acı gerçeği öğrenemezdik.
Bu alanda yazı yetersiz kalırdı.
Televizyonun elbette kusurları da vardı: Sansasyonalist eğilimler yine bazı yayınlarda su yüzüne çıktı. Bu nedenle hep birbirine benzer görüntüler verilirken bazı çok önemli sahneler ihmal edildi. Ancak, felaket bölgesindeki insanlık dramı o kadar büyüktü ki, kurtarma ekipleri gibi televizyon ekiplerinin de yetersiz kaldığını kabul etmek gerekiyor.
Bu gibi büyük kriz anlarında toplumlar en güvendikleri habercileri ekranda görmek ya da sesini duymak isterler. O güvenilir haberciler bir yandan hızla yayılan yalan ve şayialara karşı toplumu uyanık tutarken, bir yandan da teselli edip, moral verirler. Örneğin Amerikan toplumu J. F. Kennedy'nin öldürülmesinden sonraki korkulu saatlerde Walter Cronkite'a dönmüş, onun işaretlerini gözlemişti. Türkiye'de bu görev tanımına uygun düşen iki ismin, Uğur Dündar'ın ve Ali Kırca'nın, ilk üç gün ekranlarda görünmemeleri büyük bir eksiklikti.
Yazılı basına gelince... Gazetelerin sıcak haberde televizyon ve radyoyla yarışabilmesi elbette söz konusu değildi. Onun görevi asıl şimdi başlıyor. Felaket bölgesinden gelen görüntülerin bıktırmaya, söylenenlerin birbirine benzemeye başladığı şu anda. Kriz daha uzun süre devam edecek. Felaketin neden ve sonuçlarını ulusça tartışacağız. Tartışmak zorundayız. Bunun bir numaralı aracı elbette gazeteler olacak. Olmalı.

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı   Oyumu Yolla
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön
Bu konuya ait haber listesi
İstanbul Uluslararası Festivalleri

DESTEK
seti@home
Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin!
  • Detaylı Haberi
  • Ana Sayfası
  • Yükle ve Katıl!


  • Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
    Radikal-online... Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
    Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye