Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
22 Ağustos 1999
Radikal-online... Yazarlar Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket


Deprem ve medya

ismet.berkan@radikal.com.tr
Pazartesiyi salıya bağlayan gece yarısından sonra sabaha karşı 03.02'de sarsılarak uyandığımızda en büyük ihtiyacımız haberdi. Depremden kısa bir süre sonra elektrikler de kesilince herkes radyosuna sarıldı. Depremle ilgili yayınını radyodan da yapan TGRT ilk saatlerin başlıca haber kaynağıydı.
Sabah olduğunda neredeyse bütün büyük ve önemli televizyon istasyonları tam anlamıyla devreye girmiş, Gölcük'ten, Yalova'dan, Avcılar'dan naklen yayınlar başlamıştı.
Sabah NTV'de Saynur Kuruç'un, "Şimdi bölgedeki arkadaşımız Faik Uyanık'la telefon bağlantısı kuruyoruz. Evet Faik, bize İzmit'te neler olduğunu anlatır mısın" demesini ve cevap olarak da, "Saynur ben şimdi Gölcük'teyim, annem babam ve kızkardeşim göçük altında, konuşacak durumda değilim" sözlerini duymasını herhalde uzun zaman unutamayacağım. Bu kısa konuşma bile felaketin boyutlarını sergiliyordu.
İlk gün TV'ler genellikle helikopterlerin üstündeydi. Medyanın refleksi devlet kurumlarından daha hızlıydı, mekanizmalar daha çabuk harekete geçmiş, hem teknik ekip ve ekipman (naklen yayın araçları), hem de uzman personel (muhabirler) olay yerlerine çoktan ulaşmıştı bile.
İzmit depremi, bütün Türkiye'nin naklen yayınla izlediği tarihin ilk depremiydi. Medya, özellikle de televizyonlar depremin karakterini değiştirdi. Eskinin uzaklarda ve güçlükle haber alınan depremleri gitmiş, onun yerine her yıkıntının başında çalışmaları kontrol eden ve en önemlisi resmi görevlilerin yokluğunu saptayan TV'li depremler gelmişti işte.
Ama bunun da sakıncaları yok değildi. Örneğin Değirmendere'de yayın üçüncü gün başlayabildi ve birden orada da deprem olduğunu öğrendik. Aynı şekilde Adapazarı ve Düzce'de yayın çok geç başladığı için bu şehirlerin durumunu da geç kavradık. Oysa depremin en fazla yaraladığı şehirlerin başında Adapazarı geliyor.
Dediğim gibi TV yayınları bize çok önemli haberler ve görüntüler ilettikleri gibi optik kırılmalar da yarattılar. Örneğin İstanbul'da sadece Avcılar'a lokalize olan deprem zararları sanki bütün İstanbul yıkılmış izlenimi verdi ilk gün. Aynı şeyi daha sonra Avcılar'da bir yıkıntının önüne kurulan CNN kamerası dünya ölçeğinde yaptı. Bir gün boyunca bütün dünya İstanbul yıkıldı sandı, oysa şehirde hayat neredeyse normaldi. Sonunda CNN muhabirleri esas sorunun İzmit'te, Gölcük'te, Yalova'da olduğunu anlatabildiler.
Tüpraş'ta yangın devam ederken NTV muhabiri sürekli bir patlama tehlikesinden söz etti. Anlatmaya çalıştığı, yangının LPG tanklarına ulaşması ihtimaliydi ama kelimeler dikkatli seçilmemişti. Oysa yangında sık sık patlamalar oluyordu ve NTV yayınını izleyebilen yöre insanları sık sık paniğe kapılıyordu, 'Beklenen patlama bu mu acaba' diyerek.
Türlü çeşitli saçmalıklar da yaşanmadı değil. Bir TV'nin kahraman muhabiri sorumsuzca yanan tankların yakınına kadar girdi ve civarda 'kendisinden başka kimsenin olmadığını' saptadı. Oysa olamazdı, yangına uzaktan müdahale ediliyordu.
TV'lerin eleştirilecek yanları çok olduğu gibi övülecek yanları da çok. Ben genellikle NTV izledim, zaman zaman Kanal D, atv ve TRT 1'de de takılı kaldım. Bu kanalların beni tam anlamıyla olmasa bile epey doyurduğunu, genel resim hakkında ciddi bilgi sahibi yaptığını söylemeliyim. Ancak diğer kanalların zaman zaman baktığım yayınlarında çok sayıda sorumsuzluk örneğine rastladım. İstanbul'da perşembe gecesi yaşanan panikte bir TV kanalının cahilce yayınının çok payı olduğunu söylemeliyim.
NTV'nin görevi değil belki ama diğer TV'lerin bence önemli bir eksiği deprem konusunda yeterince bilimsel bilgiyi aktarmamaları, bazı belgeselleri yayına sokmamalarıydı. İnsan başına ne geldiğini bilimsel olarak da öğrenmek istiyor. Bu konuda favori kanalım Discovery de yetersiz kaldı. İzlediğim tek ve iyi belgesel ise kablodaki Süper Kanal'daydı.
Depremin bir anda gece gündüz en çok izlenen kanal haline getirdiği NTV kısa zamanda değişik fonksiyonlar da üslenmeye başladı. NTV yardım hattı bence sivil inisiyatifin yaptığı en yararlı şeylerin başında geliyordu. Devletin yapmakta güçlük çektiği ihtiyaç koordinasyonunu TV yapıyordu.
Medyayla ilgili söylenecek çok şey var. İsterseniz yarın hem TV'lere devam edelim, hem de biraz yazılı basının üstünde durmaya çalışalım.

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı   Oyumu Yolla
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön
Bu konuya ait haber listesi
İstanbul Uluslararası Festivalleri

DESTEK
seti@home
Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin!
  • Detaylı Haberi
  • Ana Sayfası
  • Yükle ve Katıl!


  • Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
    Radikal-online... Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
    Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye