|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Işıkara Bizde kamu görevlisi olmanın bir icabı sayılır: Kötü haberleri halktan gizleyeceksin, inkâr edeceksin, sonuna kadar yalanında direneceksin. Radyasyon tehlikesi mi var, "Hayır, yok!" diyeceksin. Vatandaşın karşısına geçip, "Aslında biraz radyasyonun zararı değil, yararı vardır. Cinsel iktidara iyi bile gelir. Bizim halkımız zaten böyle şeylere dayanıklıdır. Bakın, hepinizin huzurunda radyasyonlu çay içiyorum, hüüüp..." diyeceksiniz. Radyasyonlu rüzgârın esiş yönünü bile vatandaştan gizleyip, sadece yabancı elçiliklere bildireceksiniz.
O zaman 'iyi yönetici' sayılırsınız, sırtınız sıvazlanır, terfi edersiniz.
Veya deprem oldu da gelen yardımı düzenli olarak dağıtamadınız mı, sakın ola "Eşgüdümü sağlayamadık, ama elimizden geleni yapıyoruz, kısa sürede sağlayacağız," demeyin. Böyle konuşursanız, sizin acemi bir yönetici olduğunuza ve halkı ciddiye aldığınıza karar verebilirler. Akıllı, kurnaz, deneyimli bir yöneticiyseniz, "Aman efendim, bizim doktora, hemşireye, tıbbi malzemeye ihtiyacımız yok ki, neden bunları gönderip başımıza bela ediyorlar," diyeceksiniz. (Siz bunları derken, binlerce kişi tıbbi bakım yetersizliğinden ölüyor olabilir, umursamayacaksınız.)
Umur görmüş devlet adamları öyle davranır.
Ahmet Işıkara gibi bilim adamları bu işin acemisidir. Ne söylediklerini bilmezler. Doğru gördüklerini pattadanak deyiverirler. "Korkmayın, bir şey yok, evinizde rahat rahat uyuyun," demezler. "Bilimsel olarak tartışmalı bir durum söz konusu, büyük bir deprem tehlikesi olabilir, dikkatli olun" dedilerse garip karşılanır, yadırganır, tepki görürler.
Halka yalan söyleyen 'devlet adamlarına' öyle alışmışız ki, kırk yılda bir doğruyu söyleyen bir bilim adamı görünce kabul edemiyoruz, tepki gösteriyoruz.
Yüzde bir deprem tehlikesi bile olsa, Işıkara'nın doğru bildiğini söylemesi, halkı uyarması gerekirdi. Doğru ve zor olanı yapmıştır. Şimdi İstanbul için korkulan olmadı.
Allah korusun, ya tersi olsaydı?
Işıkara, benim lise yıllarından sınıf arkadaşımdır. Sınıfımızın en gayretli ve ciddi öğrencisiydi. Şimdi kendisini televizyon ekranlarından izliyorum. Çok zor ve sorumluluk gerektiren konularda, bir politikacının kıvraklığı ile değil, bir bilim adamının ciddiyeti ve ağırbaşlılığı ile sorumluluk duygusuyla tavır alıyor. Milyonlarca insanın yaşamını ilgilendiren bir konuda kalkıp ekranda görüş belirtmek kolay değil. Üstelik eldeki verilerin tartışmalı olduğu, kesin yargıya varmanın olanaksız olduğu durumlarda.
Aradan geçen yıllar Ahmet'i değiştirmiş elbet. Göbek, gıdı, ağarmış saçlar, ona yeni bir görüntü vermiş. Fakat değişmeyen bir şey var: Ciddiyeti, ağırbaşlılığı ve güvenilirliği.
Demokratikleşme, yeni bir politikacı ve bürokrat tipini gerekli kılıyor. Halkı, işini ve kendi sorumluluğunu ciddiye alan, daha dürüst davranabilen siyasetçilere ve bürokratlara gereksinmemiz var diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz?
|
|
|
|