Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
22 Ağustos 1999
Radikal-online... Yorum Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket


Bu defa önlem alalım

Erzincan ve Adana depremlerinden sonra da aynı yakınmalara ve suçlamalara şahit olduk. Zaman acıları da, deprem yönetmeliğiyle ilgili önerileri de deprem bir daha olmayacakmış gibi unutturdu
PROF. DR. METE TAPAN
Ülkemiz yine büyük bir deprem felaketiyle karşı karşıya kaldı ve bu kez, belki de, 1939'daki Erzincan depreminden sonra en büyük can kaybına uğradı. Dileğim, böyle büyük bir depremden sonra ders alır, yüzde 96'sı deprem bölgesi olan ülkemizde depremle beraber yaşamanın bilincine varırız. Bu depremin son deprem olmadığını hepimiz biliyoruz. Olan olmuş, ölenler, halkımızın, devletimizin bugüne kadar deprem konusundaki yetersizliğinin ve bilgisizliğinin kurbanı olmuşlardır. Söz konusu facia ile ilgili müteahhitleri, belediyeleri veya kurtarma işleriyle ilgili devletin diğer birimlerini suçlamak, facianın nedenlerini ortaya koymak kuşkusuz gelecekte yapılması öngörülen işler için bir kaynak olabilir, ancak yeterli değildir. Çünkü son Erzincan veya Adana depreminden sonra da bugünkü yakınmalara, analizlere ve suçlamalara şahit olmuştuk. Zaman o depremlerdeki acıları unutturdu, deprem yönetmeliğiyle ilgili birkaç değişiklik önerileri geliştirildi ve sanki deprem artık bir daha olmayacakmış gibi bu konu rafa kaldırıldı... Çeşitli araştırma kurumlarının araştırma sonuçları, üniversitelerde deprem konusunda yapılan çalışmalar, yıllardır Prof. Dr. Rıfat Yarar'ın başkanlığını yaptığı Deprem Vakfı'nın çabaları 'yeterince' devletimiz tarafından değerlendirilmedi. Bu konuda sürekli olarak yapılması gerekli araştırmalar veya mevcut binaların depreme dayanıklı olup olmadıklarını saptamaya yönelik çalışmalar için 'yeterince' maddi olanaklar tahsis edilmedi. Deprem sonrası rehabilitasyon dönemiyle de ilgili üniversitelerde çalışmalar yapıldı, hatta İTÜ ile Afet İşleri Genel Müdürlüğü'yle ortak acil konut projeleri geliştirildi. Ama maalesef bütün bu çabalar, bilimsel uğraşlar devletimizi, günün hükümetlerini 'yeterince' harekete geçiremedi. Bugün, o hükümetlerde yer alan politikacılarımızın da söylemlerinden anlaşıldığı üzere, hepsi pişman. Bir yandan devletin bu konudaki basireti, öte yandan kentsel rantın arsa ağaları tarafından hızlı bir biçimde paylaşılması istemiyle gerçekleşen imar etkinliği, zaten var olan deprem riskini birkaç kat daha artırmıştır. Yerel yöneticiler ve politikacılar üzerine büyük bir baskı kuran arsa ağaları, deprem riski en yüksek olan araziler dahil neredeyse tüm kent topraklarını imara açtırmışlardır. Bu imara açılan yeni yerleşim alanlarında ikinci konutlar, kooperatif siteleri gerekli zemin araştırmaları yapılmadan veya gerekli önlemler alınmadan üretilmiştir. Kalitesiz ve depremin gerektirdiği tasarım kriterlerini yerine getirmeyen projelere dayanarak üretilen bu sitelerin, konutların 7.4 şiddetinde bir depreme dayanmalarını beklemek herhalde yanlış olurdu. Ne acıdır ki, bir mimar öğretim üyesi olarak bütün bu olaylara şaşırmadım, zaten İstanbul merkezli bir depremde bu facianın birkaç misli yaşanacağı tahmin ediliyordu. Olan olmuştur, bundan böyle soğukkanlılıkla geleceğe yönelik çalışmalara, önerilere hız vermek gerekir kanısındayım. Deprem öncesi ve sonrasıyla ilgili yeni düzenlemelere gereksinme olduğu açıktır. Bu düzenlemelerle ilgili bazı önemli gördüğüm önerilerimi sunmak istiyorum.
  • Deprem öncesi yapılması gereken düzenlemelerin başında, deprem riski yüksek olan bölgelerdeki imar planlarını belli bir süre askıya alan bir yasanın acilen çıkarılması gerekmektedir. Yerel yönetimler imar planlarını askıya alabilseler de, onlara bu konuda yardımcı olmak ve birlikte hareket etmek için böyle bir yasaya gereksinme vardır. Tüm
    planlar deprem riski açısından
    yeniden değerlendirilmeli ve imar hakları, kat yüksekliği, zemin şartlarına göre yeniden düzenlenmelidir.
  • Yapı sigortası en kısa zamanda getirilmelidir. Zemin koşulları, mühendislik ve mimarlık projeleri, uygulama, kalite ve yapı kullanımı,
    yapı sigortası kapsamı içine alınmalıdır.
    Sigorta yapı denetimini dolaysız
    bir biçimde, denetimde görev
    alacak deprem mühendisleriyle (prüfingenieur) (kontrol mühendisi) ve mimarlarla gerçekleştirecektir.
  • Üniversite ve araştırma kurumlarınca hafif malzemeye dayalı yeni teknolojilerin geliştirilmesi sağlanmalıdır. Bu konuda özel inşaat firmalarıyla işbirliği yapılmalıdır.
  • Yapı sigorta kurumları yanında, meslek odaları denetimde ağırlıklı bir biçimde rol almalı ve projelerin vize alması yerel yönetimlerin keyfine bırakılmamalı, yasayla zorunlu olmalıdır.
  • Yine yasal düzenlemeyle her kentte acil kurtarma koordinasyon merkezleri ve onlara bağlı birimler oluşturulmalıdır.
  • Acil yardım için gerekli iş makinesi, araç, gereç ile acil barınma olanakları sağlayan malzemelerin depolanmasına yönelik merkezler oluşturulmalıdır.
  • Kentteki sağlık kurumları acil sağlık hizmeti verecek biçimde donatılmalıdır.
  • Deprem öncesi yapılması en önemli işlerden biri de, kuşkusuz mevcut yapıların değerlendirilmesi ve deprem riski yüksek olan yapıların takviye edilmesidir. Bu konuda da üniversitelerimize büyük görevler düşmektedir. Ayrıca üniversitelerimize düşen diğer bir görev de, eğitimde bu konunun bugüne kadarkinden daha yoğun ele alınmasını ve özellikle mimari projelerin depreme dayanıklı biçimlerle gerçekleşmesini sağlamaktır.
  • Deprem sonrası işlerin de
başında, kanımca devlet ve sivil kurumların arasındaki koordinasyonun sağlanmasına yönelik yeni yasal düzenlemeler gelmektedir.
Kuşkusuz yukarıda değindiğim öneriler geliştirilebilir ve önerilere yeni öneriler eklenebilir. Ancak bu fırsatla şunu da belirtmek isterim ki, depremle yaşamak bir kültür sorunudur. Kentsel alanlarda da bu bir kentsel kültürdür. Dolayısıyla, insanların birbirleriyle saygılı yaşaması gerektiği gibi, depremle ilgili bilgi sahibi olmaları da şarttır. Paniklemek ve paniğe neden olmak son derece yanlıştır. Eğitim bu konuda da en önemli öğedir.
İnşallah bu depremden ülkece, devletçe ve birey olarak ders almışızdır. Bu facianın kaçak yapılaşmaya ve mühendislik ve mimarlık bilimine aykırı imar etkinliklerine son vereceğine inanıyorum.
Prof. Dr. Mete Tapan
İTÜ Mimarlık Fakültesi

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı   Oyumu Yolla
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön
Bu konuya ait haber listesi
İstanbul Uluslararası Festivalleri

DESTEK
seti@home
Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin!
  • Detaylı Haberi
  • Ana Sayfası
  • Yükle ve Katıl!


  • Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
    Radikal-online... Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
    Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye