|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Yer sarsılıyor, beyazperde deDepremi, her sinemacı değişik yorumladı. Bu filmleri 'başımıza gelmeyecekmiş gibi' seyrettik, hatta zevk ve heyecan duyduk. Şimdi gerçek görüntülerle yüz yüzeyiz ve seyirciyken oyuncu olduk TUNCA ARSLAN
İSTANBUL - Süpermen, yapay bir depremle Kaliforniya kıyılarını ele geçirmeye çalışan çeteye karşı savaşır ('Superman'-Richard Donner). Deprem, kötülerin iyiler üstünde baskı kurmasını sağlar, çıkar aracıdır.
Los Angeles deprem nedeniyle yerle bir olur ('Earthquake'-Mark Robson). Deprem, ihmalci yöneticilere ihtiyaç duyar. Süper kahramanlar ise
çoğu zaman çaresiz kalır.
İçine kapanık 14 yaşındaki Calvin, futbol sahasındayken deprem olur, yer yarılır ve zaman yolculuğuna çıkan çocuk kendini ortaçağda, efsanevi Kral Arthur'un sarayında bulur ('A Kid King Arthur's Court'-Michael Gottlieb). Deprem bir mucizeye yol açmıştır.
Los Angeles'ta meydana gelen deprem, kenti yıkıntıya çevirmiş ve sularla çevrili bir cehennem adası haline getirmiştir. Ada bir zalimin
yönetimine girmiş, başkanın kızı asilerin safına geçmiştir ('Escape From L.A.'-John Carpenter). Deprem, insanoğlunu karanlık çağlara döndürebilecek bir eşik noktasıdır.
Kasaba yaşamından sıkılan iki arkadaş, deprem uzmanı bir kızla tanışırlar. Büyük bir sarsıntı olur. ('Tremors'-Ron Underwood). Her sarsıntı, iğrenç bir canavarı ortaya çıkarır.
Birbirinden bağımsızmış gibi görünen öykülerle ABD insanının yaşam anlayışından kesitler verilir. Finalde ise büyük bir deprem olur ('Short Cust'-Robert Altman). Deprem, yozlaşmış ahlak anlayışının çöküşünü simgeler.
1990'da Kuzey İran'ı sarsan, 50 bin kişinin öldüğü depremin ardından bir baba ile oğlu, uzun bir arayış yolculuğuna çıkarlar, büyük kaosu görürler ('And Life Goes On'-Abbas Kiarostami). Depremin yarattığı büyük yıkıma ve acıya karşın, yaşam tüm görkemiyle sürmektedir.
Yörükler, deprem nedeniyle hayvanlarını yitirirler. Devlete karşı zor duruma düşmemek
için, kendi çıkarından başka şey düşünmeyen bir ağanın 'yardım' önerisini kabul ederler ('Gökçe Çiçek'-Lütfi Akad). Deprem, 'al birini vur
ötekine!' sonucu yaratır.
Evde kalmış genç kız, aşk serüveni yaşar ve her şey kötüye gider ('Deprem'-Şerif Gören). Ve deprem, sanki sonunda her şeyin çözümü olur.
Deprem her sinemacı tarafından değişik biçimlerde yorumlanmış, ilginç neden-sonuç ilişkilerinin ortasında yer almış. Filmlerdeki deprem görüntülerini, tıpkı selleri, yangınları, deniz facialarını vb. seyrettiğimiz gibi, güven duygusu içinde, 'başımıza gelmeyecekmiş gibi' seyrettik, dahası zevk ve heyecan duyduk, keyif aldık. Bundan, suçluluk duymamız gerekmiyor belki ama okunan, görülen tüm öykülerin 'bencilce bir duygu'yla tüketilmiş olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Dehşet dolu görüntüler gözümüzün önüne getirildi, 'aklımıza geldi' ama 'başımıza gelebileceğine' inanmadık, inanmamayı tercih ettik. Şimdi televizyon ekranları, tüm sinema tarihindeki deprem sahnelerinin bin katı oranındaki 'gerçek görüntülerle' yüzleştiriyor bizi, dahası bizzat yaşadık. Seyirciyken, oyuncu olduk, ölüm ve acı somutluk kazandı. Hiç olmazsa Visconti'nin filminin adını aklımızdan çıkarmayalım: 'La terra
rema-Yer Sarsılıyor'. Her sarsıntı, dünyayı ve insanı, iyi ya da kötü, değiştirir çünkü.
|
|
|
|