Benim depremim seninkini döver!Yarımca Çocuk Yuvası'nın kimsesiz çocukları deprem tehlikesine karşı Kasımpaşa Çocuk Yuvası'nda misafir ediliyor. Küçük afacanlar yaşamda öyle depremler görmüş ki, bu deprem onları pek etkilememiş HIZIR TÜZEL
İSTANBUL- Onlar o gece Yarımca Çocuk Yuvası'ndaydılar. Yaşamın onlara oynayacağı yeni ve sevimsiz oyundan habersiz mışıl mışıl uyuyorlardı. Rüyalarında neler görüyorlardı kimbilir. Kimisi mutlu bir aile sıcaklığında uyuyordu belki de. Kimisi göklerde süzülen Süpermen. Bazısı hiç görmediği anne ve babasıyla birlikteydi rüyasında. Onlar bu ülkenin kimsesiz çocuklarıydı. Yaşamın acısı yüreklerinden hiç çıkmayan talihsiz ufaklıklar,
sabaha karşı büyük bir gürültüyle yataklarından fırladılar. Depremden kaçarken çok yakında bulunan Tüpraş'ın havaya uçtuğuna şahit oldular.Resul değil, deprem Kasımpaşa Çocuk Yuvası'nda misafir olarak bulunan Yarımca Çocuk Yuvası'nın deprem çocuklarıyla konuşuyoruz. Küçük Eyüp, "Abi ben var ya, önce korkulu rüya sandım" diye anlatıyor o geceyi. Yaşar ise yatakhanede sık sık yapılan bir şaka olduğunu düşünmüş: "Bizim Resul geceleri hep arkadaşların yatağını sallar, 'Deprem oluyor' derdi. Yine o yatakları sallıyor zannettim." Öğretmenleri eşliğinde okul binasından çıkartılan çocuklar sabaha kadar bahçede kalmış. Sonra otobüsle hemen İstanbul'a yollanmışlar. Kasımpaşa Çocuk Yuvası'nda kalan küçükler bir
başka yuvada misafir olduğu için Yarımca depremzedelerinin 31 tanesi buraya, geri kalanlar ise Bahçelievler ve Eyüp yuvalarına gönderilmiş.
Okul Müdürü Erol Karahan bakanlıktan gelen emirle İstanbul'daki hastaneleri bir bir gezmiş, kimsesiz, bakıma muhtaç yaşlılar ve çocukların durumunu araştırmış. Dediğine göre, böyle kimselere rastgelmemiş, ayrıca kazazedelerden de Kasımpaşa Çocuk Yuvasına müracaat eden olmamış. Ama evlat edinmek için her gün arayan yüzlerce insan varmış. Bu arada Alman Hastanesi de yuvayla irtibat kurup Yarımcalı kazazede çoçukların deprem psikozunu atlatmaları için iki psikolog göndermiş. Psikologlara göre deprem, küçük çocuklarda kekemelik, altını ıslatma, psikosomatik rahatsızlıklar, dolaşım ve uyku bozuklukları gibi hastalıklar yaratabiliyormuş. Psikologlar bu gibi rahatsızlıkların tek ilacının sevgi olduğunu söylüyor, sıcak bir dokunuşun bile çok önemli olduğunu belirtiyorlar. Şimdi bu iki psikolog, okulların açılma tarihine kadar Yarımcalı ufaklıklara yardımcı olup depremin onlarda yarattığı etkiyi en aza indirmeye çalışacak. İlk terapi biraz sonra. Bu arada biz çocuklarla görüşmek için bahçeye çıkıyoruz.
Doğrusunu söylemek gerekirse Kasımpaşa'da kalan kimsesiz depremzedeleri görmeye giderken sessiz, şaşkın ve korku dolu bakışlarla karşılaşacağımızı tahmin ediyorduk. Ama yuvanın bahçesine girer girmez karşılaştığımız atmosferle birlikte tahminlerimizde yanılmış olduğumuzu gördük. Bahçede bir ilkokul tenefüsünü andıran görüntüler vardı çünkü. Seksek oynayan bir grup kız çocuğu. Gizli gizli gelerek bu kızların saçını çekip kaçan kel kafalı bir afacan. Elinde kırık dökük oyuncakla ortalarda koşup sağa sola ateş eden biri. Foto muhabiri arkadaşımız Muhsin Akgün'ün uzun kıvırcık saçlarını görünce hep birlikte üzerimize koştular. 'Adamın takma saçlarına bak', 'Abi saçlar nasıl kafadan düşmüyor?' gibi sorular soruyorlar. Biri meseleyi çözdü bile. 'Olum, önceden kafayı kazıtıyor, sonra yapışkanla yapıştırıyor' diye açıklıyor. En kahraman Harun Hepsi de birbirinden şeker tam 31 çocuk. Depremin göbeğinden çıkıp gelmişler ama sanırsınız bir lunapark eğlencesinden dönmüşler de çarpışan arabaları anlatıyorlar. Deprem onların tekdüze yaşamında bir renk yaratmış sanki. Küçük Mahmut o gece izindeymiş, anneannesinde kalıyormuş, güle güle anlatıyor. "Koltukta yatıyordum, sallantı oldu yere düştüm. Sonra ananemlerle dışarı çıktık. Ev yıkıldı, dört kişi öldü."
Ama çocuklara göre o gecenin kahramanı Harun'muş. Herkes dışarı fırlayıp bahçede sabahlamış ama Harun ortalarda yokmuş. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Harun tek başına kapıda belirmiş. Meğer bütün gece yatağından çıkmamış. Korkup da mı çıkmamış onu bilemiyoruz, ama kasıla kasıla arkadaşlarının yanına gelip, "Ben sizin gibi korkak değilim, sabaha kadar yatakta beşik gibi sallandım, şahaneydi" demiş. Harun nerede diyoruz, başka bir yuvada misafirmiş...
Okul bahçesi gırgır şamata. Bu aslan parçalarının hiç de öyle tedaviye filan ihtiyaçları yok gibi görünüyor.
Çocuklar diyorum, "Bir daha deprem olsa ne yapacağınızı biliyor musunuz?" Hep birlikte, "Boş alana kaçacağız, masa ve kapıların altına gireceğiz." diye bağrışıyorlar. Derslerini ezberlemiş çocuk bilgiçliğinde. 'Ben anlatayım, ben anlatayım' diye birbirleriyle yarışıyorlar.
Görünüşe göre deprem bizim çocukları fazla etkilememiş. Onlar zaten kimsesiz çocuklardı ve kendi yaşamlarından başka kaybedecek fazla bir şeyleri yoktu. Zamanında her şeylerini kaybetmenin tecrübesi vardı onların yüreklerinde.
Ne depremler yaşamışlardı kimbilir ve daha ne depremler yaşayacaklardı,
ama hiçbir zaman yıkılmayacaklardı. Onlara aile gerek! İSTANBUL - Depremden hasar gören ve ailesini sonsuza dek kaybeden çocuklar Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından toplanmaya çalışıyor. Ancak deprem mağduru çocukların sayısının çok az olduğu bildiriliyor. Gerek depremzede, gerekse kimsesiz çocuklara sahip çıkmak isteyenlere ise 'koruyucu aile' sistemi öneriliyor. İstanbul Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yetkilileri, koruyucu aile olmak için yapılması gerekenleri şöyle açıklıyor:
- Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne koruyucu aile olmayı istediğinize
dair bir dilekçe yazın.
- Aile üyelerinin nüfus cüzdanı sureti, ikametgâh senedi ve ekonomik durumunuzu gösteren belgeleri hazır bulundurun.
Kurumun yetkilileri, başvuran aileyi ve yaşantısını inceledikten sonra, uygun bulursa ve sırada bekleyen başka bir aile yoksa çocuğu aileye teslim ediyor. Ve belirli aralıklarla aile, çocuk, varsa okuduğu okulun yetkilileriyle görüşüp denetlemelerde bulunuyorlar.
Koruyucu aileler, çocukların 18 yaşına kadarki bakım ve sorumluluğunu üstleniyor. (Radikal)
|