Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
25 Ağustos 1999
Radikal-online... Türkiye Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket


Devlete iş yaptırmalıyız

Türkiye depreme, sele ve yangına yatkın bir coğrafyadadır. Son felaket bu afetlere hiç hazırlıklı olmadığımızı ortaya koydu. Deprem, Yangın ve Sel Bakanlığı kurulmalı ve devlet çalıştırılmalı
Taha Parla
Devletin, başta deprem olmak üzere, doğal afetlere ve bunların yol açtığı insani kayıplara şimdiye kadar ne denli az önem verdiği ortadadır. Devlet denilen siyasi-idari organizasyonu şahıslandıran kişiler hariç, herkes bunu söylüyor. Bu önemsemezliğin bir sürü göstergesi (ve sonuçları) var. Bir tanesi de hem kurumsal hem sembolik. Doğal afetlerden sorumlu kılınmış olan devlet dairesi yalnızca bir genel müdürlük: Afet İşleri Genel Müdürlüğü. Devlet bu sorunla uğraşmayı, genel müdürlük düzeyinde bir örgütlenmeye indirgemiş. İsmi var, cismi yok, o başka.
Gerçeğin öbür yüzünü de görelim: Toplum da bugüne kadar devletin yetindiğiyle yetinmiş. Hizmetindeki devlete daha ciddi bir örgütlenme yaptırmamış. Sicilimizin özeti: Olaydan önce bilinçsizlik-kaygısızlık, olay sırasında çaresizlik-beceriksizlik, olaydan sonra feryat-demagoji. Bu ikililerdeki birinci terimleri esas olarak topluma, ikinci terimleri devlete ilişkin söylüyorum.
Türkiye coğrafyası deprem, büyük yangın, sel (ve erozyon) gibi doğal afetleri değişen derecelerde gerektiriyor. Ama bunlardan bu denli insani zarar görülmesini gerektirmiyor. Doğanın kudreti ile maddi olanaklar arasında bir kademe daha var: İnsan aklı ve ahlakı. Birtakım kurumsal-örgütsel müdahalelerle ve zihniyet değişiklikleriyle bunların hükmü azaltılabilir, cürmü kadar yer yakar hale getirilebilir.
Doğal afetlerde bölge içindeki ve dışındaki sivil girişimler ile yerel yönetim etkinliklerinin gereğini ve önemini dışlamadan yapmak istediğim öneri, bir Deprem, Yangın, Sel Bakanlığı'nın kurulmasıdır. Kurum kurmakla, yasa çıkarmakla sorunların çözüleceğini düşündüğümden değil. Zihniyet, değerler, muhakeme vb. yerinde değilse zaten iş çıkmaz; hatta böyle bir bakanlık yeni bir bürokratik afet oluşturabilir. Ama adam gibi tasarlanır ve çalışırsa, organizasyon ve koordinasyon boşluğunu dolduracak bir merkezi örgüt olur. Sahip olur, muhatap olur, sorumlu ve yetkili olur, vb.
*   *   *

Bu bakanlığın yaygın fakat hafif bir yerel örgütlenmesi, geniş bir merkez teşkilatı ve hem sabit hem seyyar kadroları olur. Şu anda çeşitli bakanlıkların bünyesinde bulunan bazı işlev ve birimleri kendi içine aldığı gibi yeni uzmanlık alan ve kadroları da kurar, kurumsallaştırır. Yerel örgütler ve sabit merkezi birimler olay öncesi rutin işleri yürütür, olay sırasında yetkili merci olarak resmi faaliyetleri ve sivil girişimleri yönetir; olay sonrasında maddi ve manevi tamiratı yönlendirir. 'Devlet' dediğimiz şey, soyut bir varlık ya da bölük pörçük, dağınık ve kopuk bir devlet daireleri yığını olmaktan çıkar, ete kemiğe bürünür. Hem sorumlu olur, iş olur; hem de sorumlu tutulacak ve ne idüğü belirli bir kurum haline gelir.
Olay öncesinde, bakanlık düzeyinde bir devlet dairesini meşgul edecek çok iş var:
Bilimsel incelemeleri yapmak, yaptırmak; imar, bölge, şehir ve sanayi bölgelerinin planlanmasını denetlemek; yanlış yoğunlaşmış sanayi bölgelerini seyreltmek; iskân ruhsatlarını onaylamak; riskli veya hasarlı binaların takviyesini denetlemek; sivil korunma eğitimi vermek; seyyar kadroyu yıl boyunca arazide dolaştırmak; olay anı
için her türlü ön hazırlığı yapmak.
Merkez teşkilatında hangi uzmanlık daireleri bulunmalı, organizasyon şeması ne olmalı, yetki genişliği esasına göre yerel örgüt yukarıdaki işlerin hangilerini yapmalı gibi teknik sorunları erbabına bırakarak bir şey daha eklemek istiyorum. Bu bakanlığın bünyesinde bir hukuk dairesi de olmalı ve yalnız caniyane inşaatı yapan müteahhitleri değil, onlara iş veren ve onlardan kusurlu işi teslim alan mülki-askeri amirleri ve yöneticileri de kovuşturmalı.
Olay sırasındaki yaşamsal işlerden bazıları: Tek karar mercii olmak; hazır bir hareket planını harekete geçirmek; uzman seyyar kadroyu anında göndermek; vasıflı-vasıfsız insan gücünü görevlendirmek; maddi yardımları ulaştırmak; devletin bütün dairelerinin, başta Milli Savunma Bakanlığı'nın araçlarını, iş makinelerini, aletlerini ve işgücünü seferber etmek; sivil girişimleri ve yerel yönetimi koordine ve kanalize etmek; sağlıklı iletişimi organize etmek
Olay sonrasında barınma, giyinme, beslenme, sağlık sorunlarını tek elden gidermek; konut, iş, eğitim, ruh sağlığı meselelerini çözecek çalışmaları yapmak.
*   *   *

Toplumlar ya kitaptan ya tecrübeden öğrenir. Kitaptan öğrenme yanı zayıf bir toplumuz. Örneğin siyasette. Ama bir konu var ki tecrübeden öğrenmemek için, hele son felaketten sonra, mazeretimiz olamaz. Bu coğrafyada çok deprem oldu, oluyor, olacak. (Keza orman yangınları, bu baskınları, toprak kaymaları ve sürekli erozyon.)
Öyle anlaşılıyor ki işbaşında bulunan kıdemli politikacılar son 40-50 yılın afetlerini bile vicdanlarında ve akıllarında yaşamamışlar. Toplum olarak artık bizim öğrenmemiz ve devleti çalıştırmamız gerekiyor.

Toplum görevlisi devlet
Bir şeyi daha öğrenmemiz lazım. Devlet, doğal afetlerde (ve günlük hayatta) şefkat gösteren veya bunu esirgeyen bir varlık değildir. Toplumun maaşlı memurudur. Devlet, kürsülerden beline kadar sarkıp kollarını açarak halka, 'Devlet yardım elini uzatacaktır' diyen bir yaratık değildir. Bu, kendinde devletlilik vehmeden politikacı ve bürokratların hayasız, babaerkil küstahlığıdır. Devlet, toplumun verdiği işi yapan bir siyasi-idari örgüttür. Devleti şahıslandıran görevliler, işlerini yapmazlarsa, o kürsülerden ve makamlardan çekilip alınmalıdır.
Bu sefer tecrübeden öğrenmemizi hızlandıracak birkaç özellik de var. Bu sefer deprem uzak bir bölgeye, fakir ve eğitimsiz taşraya vurmadı; birkaç yüz ya da birkaç bin can almadı; şefkat dağıtıcılığıyla örtbas edilecek boyutlarda da olmadı. Yakına geldi; insani değil, coğrafi anlamda ve maalesef algılanma planında. Geniş bir bölgeye, çok nüfusa, zengin batıya vurdu. (Zararın sınıfsal yansımasına bakarak söylüyorum.) Tüm sermayeye ve bir askeri birliğe vurdu.
Sorunun önemiyle oranlı bir görev organını devlete kurduralım ve çalışmalarını denetleyelim. Toplum-üstü sorumsuz devlet anlayışını aşıp hizmetkâr ve hesaba çekilecek devlet anlayışına yükselelim.
Prof. Dr. Taha Parla,
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı   Oyumu Yolla
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön
Bu konuya ait haber listesi
İstanbul Uluslararası Festivalleri

DESTEK
seti@home
Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin!
  • Detaylı Haberi
  • Ana Sayfası
  • Yükle ve Katıl!


  • Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
    Radikal-online... Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
    Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye