|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
İbrahim dedenin tek tesellisi torunlarıİbrahim dede, o uğursuz geceye kadar kendi apartmanında 40 yıllık eşi, oğulları, gelinleri, kızı, damadı ve torunları ile huzur içinde yaşıyordu ERKAN DURDU / OYA ER
ADAPAZARI - Adapazarı'nın her sokağı her taşı, her metrekaresi tarifsiz acıları bağrında taşıyor. Binlerce taze bedeni toprağa gömen Adapazarılıların durumunu anlatmaya ise kelimeler yetmiyor.
Adapazarı'na tepeden bakan 40 Evler semtinde yaşayan 65 yaşındaki yaşlı adam bu tarifsiz acıları yaşayan on binlerce Adapazarlıdan yalnızca biri. Adı Halil İbrahim Turan. Daha bir hafta öncesine kadar iki oğlu, gelinleri, damadı, kızı, torunları hele de bunca yıllık hayat arkadaşı Ayşe nine ile birlikte aynı apartmanda, huzur içinde yaşayıp gidiyordu. Gençliğinde çok çile çekmişti. Yokluk içinde büyümüş, ama çok çalışmış, 'ödülünü' de kazanmıştı. Çocuklarını 'namerde' muhtaç etmemiş, hepsini eli iş tutacak kabiliyette, eve ekmek getirecek bilinçle yetiştirmişti. Dişlerinden tırnaklarından artırıp, bir arsa aldılar. Çoluk çocuk hep birlikte gece gündüz çalıştılar, şirin bir apartman yaptırdılar. Her şey yolunda gidiyordu. Evi yapılmıştı. Şimdi sırada bu evi şenlendirmek vardı. 'Bu dünyada onlar için yaşıyorum' dediği Şerafettin ve Şaban adlı iki oğlunu evlendirdi. Sonra kızı Emine'yi. Damadını da aldı yanına. Sonra 'dünyanın en güzel şeyleri' torunlar geldi, tam beş tane. Sonra bir gece bu güzelim ev içindekilere nefret kusar gibi sarsılmaya başladı. Yataktan bir türlü doğrulamadı. Hatta 40 yıllık hayat arkadaşına bile dokunma fırsatı bulamadı. Sadece bağırabildi; "Deprem oluyor!"
Yerinden bir türlü kalkamıyordu. Sonra büyük bir gürültüyle etrafın karardığını hissetti. Saatlerin geçtiğini biliyordu. Belki bir yıl, belki bin yıl sonra, belki de bir saat sonra bazı sesler duydu; "Sağ kalan var mı?" Güçlükle seslendi. Uzun uğraşlar sonucu çekip aldılar onu ölüm girdabından. Başından ağır yaralanmıştı. Fakat sonuna kadar bekledi enkazın başında. Önce iki oğlunun cansız bedenini önüne koydular. Sonra 40 yıllık eşini. Sonra gün görmeyen gelinleri, sonra dünya tatlısı torunları geçti cansız vücutları ile gözlerinin önünden. Yine de ayakta kalmalıydı. Damadı, kızı ve üç torunu daha enkaz altındaydı. Tam bir gün bekledi. Buna sevinç denilirse... Tanrı damadı, kızı ve üç küçük torunu bağışlamıştı ona...
|
|
|
|