Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
25 Ağustos 1999
Radikal-online... Yazarlar Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket


Elmalar ve armutlar

Bu yazı yayımlandığında, binlerce kişinin ölümü ve yaralanmasına ilaveten trilyonlarca lira zarar ve ziyan getiren, vatandaşı evinden ve işinden koparan depremin üzerinden 10 gün geçmiş olacak. Bu arada medya, o korkunç olayın içleri burkan görüntülerini gözler önüne sermiş olacak. Yan yana binaların, bazılarının yerle bir edilmesine karşın, diğerlerinin ayakta durması görüntülenmiş, tek katlık temel üzerine, kaçak olarak, yedi katı çeken ahlaksız yapımcılar yanında buna göz yuman yetkililere lanet okunmuş olacak. Bundan evvelkilerde de olduğu gibi, bu olay da zamanla unutulacak, ahlaksız yapımcılar işlerine devam edecek ve yetkililer de, yeteneksizlikleri ve kendi ceplerini doldurmak pahasına, bu gibi yapılanma ve satışlara göz yumacaklar ve yeni felaketleri hazırlayacaklar.
Bazen düşünüyorum - acaba, Aziz Nesin'in dediği gibi, Türk toplumunun yüzde 65'i hakikaten geri zekâlı mı diye. Ama gene de, 'Peki, geri kalan yüzde 35 ne yapıyor?' diye de merak ediyorum. Birisi, 'İnsan, düşünen bir hayvandır' demiş. Peki biz hiç düşünmüyor muyuz? Bizi yönetenler, hep arkadan gelen ve yetersiz tedbirlerle mi, olayları bizlere unutturuyorlar? Görülen, bilinen ve beklenilen olaylara nasıl bakıyoruz? Milyonlarca yıl, milyarlarca elma ağaçtan düştü ve kimse merak etmedi de, neden acaba Newton kafasını kaşıdı ve 'yerçekimi kanununu' ortaya attı? İnsanoğlu, bu kanun nedeniyle elmanın düşeceğini beklemesine ve bunun kendisine bir zarar veremeyeceğini kestirmesine ilaveten, daha ağır bir şeyler düşer de, kafam yarılır diyerek tedbirlerini almada kusur etmedi. Biz ise büyük bir rahatlık içinde, kafamıza düştüğü zaman ne kadar canımızın acıyacağını bilmemize rağmen, gene de ancak bir felaket sonunda ayılıyoruz.
Batı'da devlet zamanla, kendini, tüm toplumun ortak olduğu bir kuruluşun yönetim kurulu gibi görmeye zorlandı. Bu toplumlarda vatandaş kendisini hissedar anlamına gelen 'share holder' olarak görüyor. Ama Türkiye'de, yapı ve görevleri ile birbirlerinden ayrı çalışmaları gereken Meclis ve devlet yönetimi -seçilenler ve onlar tarafından atananlar- toplumu, kendi bildikleri ve istedikleri şekilde yönetiyorlar. Eğer, Meclis ve devlet birer ürün olsalardı, tüketiciyi koruyan kurumlar tarafından satılmaları anında yasaklanırdı. Bir avuç spekülatörün oyuncağı olan borsayı düzene sokamayan, karanlık insanların bankaları boşaltmasına göz yuman, üniversiteye giriş sınavları ve değerlendirme yollarını arapsaçına döndüren ve 'sivil savunma' dendiğinde, bir savaş anında çalışma yanında, deprem gibi doğal felaketlerde anında işe el koyacak ve kurtarma çalışmalarını da yönetecek bir kuruluşu dahi kuramayan ve hazır tutamayan bir devlet, eğer bir ticari kuruluşun yönetim kurulu olsaydı, hissedarları tarafından hemen bir olağanüstü kongre sonunda alaşağı edilirdi. Peki, bu ülkenin hissedarları ve vatandaşları olarak tüm bu başıbozuklukların ve felaketlerin ardından sadece yönetime ve ahlaksız inşaatçılara lanet okumakla mı yetinecek ve avunacağız?
Sanırım, devlet vatandaşı bir 'armut yığını' gibi gördüğü, toplum ve sivil örgütlerin de seslerini pek duyuramadıkları sürece, böyle devam edecek.

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı   Oyumu Yolla
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön
Bu konuya ait haber listesi
İstanbul Uluslararası Festivalleri

DESTEK
seti@home
Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin!
  • Detaylı Haberi
  • Ana Sayfası
  • Yükle ve Katıl!


  • Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
    Radikal-online... Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
    Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye