|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Çok mu? Bugün için deprem sonrası faizlerin yükselmesi üzerinde duracağımı söylemiştim son yazımda. Ancak, bunu daha sonraki bir yazıya bırakıp, ek vergi önerisi üzerinde yeniden durmakta yarar var. Çünkü, deprem sonrası bir an önce yapılması gereken büyük çaplı deprem harcamalarını finanse etmek için en ciddi çözüm, bu. Kaldı ki alternatif olarak ileri sunulanlar pek de çözüm niteliği taşımıyor:
Bunlardan deprem tahvili önerisi iki şeyi atlıyor: Birincisi, devletin borçlarını eninde sonunda ödemek zorunda olduğunu; dolayısıyla, borçlanmanın sadece bugünün sorununu yarına ötelediği gerçeğini unutuyor. İkincisi, zaten Hazine uzun yıllardır devletin finansman gereksinimini tahvil ve bono satarak karşılıyor. Depremin getirdiği farklılık nerede?
Diğer harcamaları kısma önerisi de pratik değil. Çünkü, faiz ödemeleri ve sosyal güvenlik açıkları için bütçeden ayrılan tutar dışında kısılabilecek büyük bir kalem yok bütçede. Mesela, 1998'de bütçeden yapılan harcamaların toplamı 59 milyar dolar kadar. Yaklaşık 35 milyar doları faize ve sosyal güvenliğe gidiyor. Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı zaten Meclis'te görüşülüyor. Bu yasalaşsa bile, bütçeden buraya aktarılan kaynaklarda kısa dönemde radikal bir değişiklik olmayacak. Faiz sorunu için şu dönemde yapılabilecek bir şey yok. Geriye kalan 24 milyar doların 15'i personel harcamaları için. Zaten düşük maaş artışı verildi; daha fazla ne kadar kısılabilir bu harcamalardan? Son iki kalem ise yatırım ve diğer cari harcamalar. Bunlarda da fazla kısıntıya gidemezsiniz. Yapabildiğiniz tasarruf da zaten ek deprem harcamaları için yeterli olmaz.
Ek vergi önerisine dönüyoruz. Önce pazartesi akşamı Kanal D'de yayımlanan Teke Tek programında toplu konut yapımı alanında iki uzmanın verdiği rakamlarla işe başlayalım. Uzmanlar, kaba bir hesap olduğunun altını çizerek 150 bin kadar konutun 5-6 milyar dolara çıkacağını belirttiler. Ancak, çürük zemin sorunu nedeniyle yerleşim yerlerinin yeni alanlara taşınması halinde, bu rakamın yükseleceğini vurguladılar. Konut dışı tesislerin, altyapı, okul, çarşı, cami, sosyal tesis ve benzerlerinin de inşası halinde rakamların biraz daha artacağını söylediler. Geçici çözüm olarak düşünülen prefabrik konut maliyetlerini de katalım. Hepsini 10 milyar dolar olarak alalım.
Son Erzincan depreminde konut inşaası için gelen yabancı yardım tutarı yaklaşık 500 milyon dolarmış. Böyle büyük çaplı bir felaket için bunun çok üzerinde dış yardım alacağımız açık. Kabaca, bu büyüklüğü 2 milyar dolar alalım. Bu durumda, 8 milyar dolar dolaylarında bir ek finansman ihtiyacımız var. Bir de süre bilgisi gerekiyor: Konutların en geç 18 ay içerisinde teslim edileceğini düşünelim.
Türkiye'nin 1998 yılındaki toplam vergi geliri yaklaşık 45 milyar dolar. Bu rakama yüksek denebilir. Tamam, son üç yılın ortalamasını alalım: 39 milyar dolar. 18 aylık bir süre için bu rakamın kabaca 59 milyar dolar olduğunu düşünelim.
Sonuç şu: Her birimiz, 18 aylık bir süre için ödediğimiz vergilerin kabaca yüzde 13 oranında artırılmasına razı olursak, yapılacak konut ve sosyal tesislerin finansman sorununu çözüyoruz. Dikkat buyurulursa, brüt gelirlerimizin yüzde 13'ü değil; ödediğimiz vergilerin yüzde 13'ü. Yani, toplam gelirimizin küçük bir kısmından fedakârlık yaparsak, hiç olmazsa barınma sorunu çözülecek. Çok mu?
|
|
|
|