Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
25 Ağustos 1999
Radikal-online... Yazarlar Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket


Depremin açığa vurdukları

Deprem gibi büyük facialar insanların ve toplumların güçlü yanları kadar zaaflarını da ortaya çıkarıyor.
Tektanrılı dine sahip olsun olmasın, tüm toplumlarda deprem, volkan, epidemi gibi büyük doğal afetler, tıpkı savaşlardaki yenilgiler gibi, toplumun günahları dolayısıyla Tanrı'nın gazabı olarak algılanmış. Ölenlerin bu günahlar uğruna kurban verildiği düşünülmüş. Bu yüzden afeti izleyen dönemde günahlarından kurtulmuş insanların daha iyi, dürüst, disiplinli vb. olduğu izlenmiş.
Anlaşılan İslamcı kesimden bazıları bu kadim inançlardan etkileniyor. Ama onlar için Allah'ın gazabına layık olanlar sadece 28 Şubat'çılar. Bu nedenle depremin Gölcük Donanma Komutanlığı'nı vurmasındaki ilahi mesajın hepimizce doğru anlaşılmasını bekliyorlar.
Oysa Kur'an'da takdir-i ilahinin nedenleri
bilinmez. Bu gaiptir ve Allah'ın Resul'ünün bile gaibi bilmesi Allah'ın iznine bağlıdır. Şimdi İslamcı kardeşlerimize gaibi bilme imkânı mı verildi?
Kur'an'da başımıza gelen kötülükleri Allah'ta değil, kendimizde, kendi nefsimizde bulmamız gerektiği öğütleniyor. Böyle bir yaklaşım, felakete ilişkin nefs hatalarımızın eleştirisini sağlarsa belki yarınki doğal afetlerin zararı azaltılabilir. Bunun yerine, siyasi kararları etkilemek için, doğal afetlerin, bizzat Allah tarafından doğa kanunları dahil tüm ilahi nizamı değiştirerek kullanıldığı iddiası, en başta İslam'a uygun değil. Burada sanki bir çocuğun dövemediği birini çok daha kuvvetli babasına dövdürmesi gibi ilkel bir duygu söz konusu.
Böyle bir iddia karşısında akla birçok soru geliyor. Bunlardan biri, Allah'ın 28 Şubat'çıları cezalandırırken, bu bakımdan masum olduğu kuşkusuz, kadınlarının çoğu başörtülü, çoluk çocuk 30 bin insanımızı neden korumadığı? Allah suç ve cezanın şahsiliğinden habersiz olabilir mi?
Diğer bir hastalıklı yönümüz, bazı aydınlarımızın devletle olan sorunları. Bunlara göre deprem devletin yalnız ne kadar beceriksiz olduğunu değil, kötü, aşağılık ve esasen bitmiş ve tükenmiş olduğunu da gösterdi. Kafalarındaki 'devlet' kavramının neyi temsil ettiği ilk bakışta anlaşılmıyor. Herhalde bu kez özünü TSK'nın oluşturduğu 'derin devlet' değil, sorumlu olan. Devletin yüzlerce parçalarından olan Dışişleri, Kültür, Turizm vb. bakanlıklar veya Anayasa Mahkemesi de değil.
Buna karşılık devlet kavramına sokmadığımız belediyelerin muazzam sorumluluğu var. İçişleri, İmar İskân, Bayındırlık bakanlıkları vb. konuyla ilgili merkezi idare birimlerinin sorumlulukları da inkâr edilemez. Afet sonrası çalışmaların yeterince hızlı ve etkin olmadığı da görülüyor. Ama asıl büyük sorumluluğun politikacılara, onların patronaj sistemine ve kurum olarak da Meclis'e ait olduğunu görmüyor muyuz? Tabii bu arada halkımızı da unutmamak lazım.
Sorumluluğu ait olduğu siyaset alanı ve hükümetin ilgi birimleri yerine, kötü baba yani eski Yunanca tabiriyle 'despot' devlete atfetmemiz, hele bir çocuk gibi en ihtiyaç duyduğumuz zamanda bile bize yardım etmemesinden yakınmamız aslında semptomatik. Çocukluktan kurtulup devleti işlevsel bir yapı olarak göremezsek, devleti düzeltemeyeceğimiz gibi, 'devlet' de bizi çocuk olarak görmeye ve öyle muamele etmeye devam eder.
Paranoid duygular sadece kendi devletimize değil, başka devletlere karşı da olabilir. Tarihin belli dönemlerinde bunlar bize 'kötülük' yapmış olabilirler. Ama bu öz olarak kötü oldukları anlamına gelmez. Dış ilişkilerin kuvvet temelinde yürütülmesi ister istemez başkalarına kötülük yapılmasına yol açar. Biz de tarihte başkalarına sürekli iyilik mi yaptık?
Ama afetler dünyanın işleyiş kurallarının askıya alındığı, insanların birbirinin kardeşi olduğunu hatırladığı geçici anlardır. Sonunda tarihe de egemen olması umulan bu anı birlikte hissetmemiz için yardım elini uzatanları asla reddetmememiz gerekir.
Yalnızca onlara muhtaç olduğumuzdan değil. Onlar da iyilik yapmaya muhtaç olduklarından.

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı   Oyumu Yolla
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön
Bu konuya ait haber listesi
İstanbul Uluslararası Festivalleri

DESTEK
seti@home
Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin!
  • Detaylı Haberi
  • Ana Sayfası
  • Yükle ve Katıl!


  • Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
    Radikal-online... Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
    Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye