|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
Rüzgâr uygun esiyor haluks@kanald.com.tr Bundan altı ay önce tam bir kilitlenme içinde görünen Türkiye, inanılmaz birtakım sıçramalar sonucu, büyük adımlar atmaya uygun bir konjonktür yakalamış bulunuyor.
Başbakan Bülent Ecevit'in önemli Washington gezisi arifesinde umulmadık bir hızla gelinen yeri soğukkanlı bir biçimde değerlendirmek
yararlı olacaktır.
Dünyanın en belalı mahallelerinden birinden yaşamaktan ve boyuna hır çıkaran komşularla uğraşmaktan şikâyetçi olan Türkiye artık kendisini daha güvenlikli hissetmektedir. Çevreye bir bakın: Dev Rusya, terör, yolsuzluk ve Yeltsin etmenleriyle inmeli bir hastaya indirgenmiştir. Amerikan bombalarıyla 'terbiye edilen Irak', dişleri alınmış bir kurt gibidir. Uzun yıllar PKK'ya üs sağlayan Suriye'nin Dışişleri Bakanı Faruk el-Şara, iki ülke arasında 'dostluk kapısının açıldığını' ilan ediyor. İran ise, Türkiye'yle gerilim döneminin geride kaldığını ve bundan sonra 'ortak çıkarlar'a göre hareket edileceğini vurguluyor.
Kısacası, Doğu cephesinde yeni çok şey var!
Batı cephesine gelince, burada da Yunanistan'la yaşanan psikolojik baharın çiçekleriyle karşılaşıyoruz. Bundan altı ay önce, bu da hiç hesapta yoktu. Yunanistan Türkiye'nin Batı'ya açılmasına karşı dikilmiş bir bariyeri andırıyordu. Şimdi ise, Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu, "Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşmesinin lokomotifliği"ne soyunduklarını söylüyor. Kısa bir süre önce ayrılıkçı Kürt hareketinin Avrupa'da şampiyonluğunu yapan İtalya'nın Dışişleri Bakanı ise daha geçen hafta Ankara'da 'onarım' ziyaretindeydi ve "Geçmişe mazi diyelim" mesajı veriyordu.
Yani, Batı cephesinde de ilerlemeler yaşanıyor.
Cephe gerisine, yani ülkenin içine baktığımızda, korkunç deprem felaketinin psikolojik birtakım engelleri yıktığını ve halkı büyük adımları kabul etmeye uygun bir havaya, hatta beklentiye soktuğunu görüyoruz. Tabii, bu adımlar ileri atılmış adımlar olmak kaydıyla. Yoksa, af gibi geriye atılmış adımlar, aynı psikoloji sonucu, öfkeli bir muhalefete tosluyor. Bu da aslında iyi bir şey.
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanmasından sonra hızlanan 'barış' süreci de Türkiye'yi yönetenlere, daha birkaç yıl önce düşünülemeyecek manevra alanları yaratıyor. PKK'nın sadece askeri açıdan değil, ideolojik açıdan da yenilgiyi kabul etmiş olması çok önemli. Öcalan, yaptığı açıklamalarla, hâlâ dağlarda kalıp çarpışma yanlısı olabilecekleri ideolojik açıdan silahsızlandırıyor. Bir başka deyişle, terörden çok çekmiş olan Türkiye uzun yıllardır beklediği bir evreye ulaşmak üzere.
İç ve dış konjonktürün büyük ve cesur adımlar atılmasına uygun hale geldiği açıkça görülüyor. Ekonomi, depremin de vurduğu ağır darbeyle çöküntü halinde ama, gelecek dış yardımlarla canlanması olasılığı yüksek. Türkiye'nin dinamizmi engel tanımıyor.
Ve gözlerimiz, bu uygun ortamda sahne almış olan yönetici kadrolarına dönüyor. Bakalım, bu çok ender yakalanan olumlu ortamı nasıl değerlendirecekler? Bakalım uygun rüzgâra yelken açıp Türkiye'yi Ortadoğu bataklıklarından uzaktaki o müreffeh, özgür ve demokratik huzur ülkesine götürebilecekler mi?
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
|
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|