|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
Marmara Bölgesi Afet İdaresi Başkanlığı ismet.berkan@radikal.com.tr Aşağıdaki satırları dikkatle okumanızı rica ediyorum: "Deprem sonrası afet bölgesinde hizmetlerin, iş bölümü, kontrol ve koordinasyonunun tek bir kurum veya kuruluş tarafından veya onun sorumluluğunda
yürütülmesi, bu amaçla deprem sonrası hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla sağlanan ödeneklerin, özel gelirlerin, nakit veya nakit dışı yurt içi ve yurt dışı bağış ve yardımların topluca tek bir özel bütçe veya fonda gösterilmesi, ayrıca bu konuda yapılan harcamaların nevi, miktar ve istihkak sahipleri açısından tümden şeffaf bir biçimde kamuoyunun bilgisine sunulması, kamu, özel ve üçüncü sektörün
elindeki kapasite ve kaynakların değerlendirilmesi, bu konudaki çabaların katılımcı bir anlayışla sürdürülebilmesi açısından:
Görev merkezi afet bölgesi kapsamına dahil illerden birinde olacak şekilde hükmi şahsiyeti haiz, Başbakanlığa bağlı, görev süresi sadece iki yılla sınırlı, görevi afet kapsamına giren illerin süratle kalkındırılması, yatırımların gerçekleşmesi için plan, altyapı, imar, yerleşim, ruhsat, konut, sanayi, maden, enerji, ulaştırma, çevre, istihdam, sivil savunma ve diğer hizmetleri yapmak veya yaptırmak, ihale, müteahhitlik hizmetleri, kültür ve tabiat varlıklarını koruma, ekonomik ve mali konularda gerekli edbirleri almak, kamu, özel ve üçüncü sektör kuruluşları arasında koordinasyonu sağlamak olan MARMARA BÖLGESİ GEÇİCİ AFET BÖLGESİ İDARESİ BAŞKANLIĞI'nın kurulmasının yararlı olacağı düşünülmektedir."
Aktardığım bu iki uzun paragraf, 9 Eylül günü Başbakan Bülent Ecevit'e sunulan bir rapordan alındı. Raporu, Demokratik Sol Parti Sakarya Milletvekili Ramis Savaş hazırladı.* * *
ABD'de doğrudan başkana bağlı kuruluşlardan bir tanesi de, 'National Emergency Agency' adı verilen, 'Ulusal Acil Durum Kurumu.' İlk bakışta bizim Afet İşleri Genel Müdürlüğü gibi duruyor ama öyle değil.
Son olarak Floyd kasırgasında, kasırganın vurduğu yerlerde Başkan 'olağanüstü hal' ilan etti. OHAL'in ilanıyla birlikte o bölgede bütün yöneticilerin yetkileri bir anda bu NEA'nın eline geçiyor. NEA, askerleri kullanmaktan özel araç gereçlere el koymaya kadar her şeye yetkili. Ve bu yetkilerini kullanırken de yerel otoritelere değil doğrudan başkana hesap veriyor.
Ne zaman ki olağanüsti hal sona eriyor, yani son örneğimizde kasırganın acil etkileri sona eriyor, NEA'nın görevi de bitiyor. Bölgenin rehabilitasyonu yerel yönetimler tarafından gerçekleştiriliyor. Ama çok özel, çok büyük bir felaket olduğunda, bu kez o felaketin yaralarnın tamamen sarılması için özel bir kurum oluşturuluyor. Bu da en son 60'lı yıllarda Hawai'de meydana gelen bir tsunami sonrası uygulanmış.* * *
Biz depremin ilk anından beri neden olağanüstü hal ilan edilmediğini tartışıyoruz. Eğer OHAL ilan edilseydi, belki enkaz altından daha çok calı çıkartabiecek, daha az insanımız hastanelerde ölecek, daha az salgın yaşanacak, hasar tesbitinden enkaz kaldırmaya kadar pek çok şey daha hızlı ve daha düzenli yapılabilecekti. Olmadı. Hükümet tercihini başka türlü kullandı, buna da saygı duymak gerekir.
Peki ama bu aşamadan sonra, yani bölgede hergün yaşanmakta olan 'olağanüstü hal' artık olağan bir hale dönüştükten sonra ne yapabiliriz?
Hiç kuşku yok, bundan sonra yapılması gereken en acil iş, depremzedenin kışı geçirmesini sağlamak.
Ama tek iş bu da değil. Esas olarak bizim geleceği planlamamız gerekiyor.
Bu planlama da ekonomik olduğu kadar sosyal, teknik olduğu kadar duyarlı, resmi kurulu gücü aştığı kadar katılıma ve desteğe muhtaç devasa bir iş.
Bir minik örnek: Gölcük'ün ekonomisi esas olarak Donanma Komutanlığı ve donanmanın buradaki tersanesi üzerine kuruluydu. Şimdi
ikisi de taşınıyor. Peki Gölcüklüler ne olacak? Evsiz kaldıkları yetmiyormuş gibi bir de işsiz mi kalacaklar?
İşte planlama bunu planlayacak!
Peki biz DSP Sakarya milletvekili Ramis Savaş'ın da önerdiği bütün yetkileri üzerine alacak özel yönetim biçimini gerçekleştirmediğimize göre bütün bu işleri nasıl yapacağız?
Evleri Bayındırlık Bakanlığı yapacak. Diyelim Gölcük'e yıkılan ev kadar ev yapılacak. Ama diyorum ya, Gölcük belki gelecekte ekonomik olarak yaşayamayacak.
Öte yandan bölgede sanayi tesisleriyle ilgili planlamayı başka bir bakanlık üslenecek. Onların planlamasıyla Bayındırlık'ın ev planlaması aynı mı olacak acaba? Hiç sanmıyorum.
Bu örneği daha çok uzatabilirim ama herhalde söylemek istediğimi anlatabildim. Bu çeşit çetrefil bir sorunun altından tek bir otorite ile kalkmak hem enerji hem de para tasarrufunu sağlayacak, ayrıva bölgede yokluğu şiddetle hissedilen 'güven'i belki de yeniden tesis edebilecek.
DSP Sakarya milletvekili Ramis Savaş'ın Başbakan'a sunduğu rapordaki önerilerin tamamı bu köşede de çok defa savunuldu, bundan sonra da savunulacak.
Ümidim hükümetin Meksika modelini ciddiyetle incelemesi ve bu devasa sorunu öyle ele alması.
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
|
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|