Ana Sayfa |  İletişim |  Genel Haber Listesi | Standart Karakterler |  Eski Sayılar |  Künye
24 Eylül 1999
Radikal-online... Yazarlar Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem |  Radikal2 |  Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan

Tektonik düşünceler

mineg@cybercable.fr
"Zekâ, ilk bakışta ilgisiz görünen olaylar arasında ilgi kurmak sanatı ve yeteneğidir."
Biliyorsunuz Nostradamus, 1999 yılında güneş tutulmasını takiben dünyanın batacağını öngörmüştü. Pek çok aklı evvel, güneş tutulmasına çeyrek kala kendilerince güvenli gördükleri sığınaklara kapandılar. Güneş tutulup dünya batmayınca ne yaptılar, hâlâ o sığınaklarda mı yaşıyorlar, bilmiyorum. Ama eğer kafacıklarını çıkarıp olup bitenlere, yani dünyanın batmamasına karşın depremlerle sarsılmasına baktılarsa nasıl bir yorum yapıyorlar, onu da bilmiyorum. Benim kişisel görüşüm, Nostradamus'un 'kısmen' haklı çıktığı yolunda. Hurafelere inanan biri değilim. Ama asıl adıyla Michel de Nostre Dame da salt falcı değildi. 16. yüzyıl koşullarında bir Fransız bilimcisi, hekim ve astrologdu. 'Astroloji' denince hep yıldız falı akla geliyor ve astronomi biliminin manevi evladı olduğu unutuluyor. Michel de Nostre Dame, yani Nostradamus'un yaşadığı yüzyılın olanakları çerçevesinde yıldız hareketlerini iyi incelediğine kuşku yok. Falcılığa soyunup yazdığı öngörülerin pek çoğu saçma sapan. Ama ampirik deneylerle gökyüzü ile yeryüzü hareketleri arasında abartılı bir ilişki kurduğu, bu ilişkinin de kısmen ve zaman zaman doğru çıktığı kesin.
İnsanların gökyüzüne bakıp yeryüzünde olacakları tahmin etmeye çalışmaları da, çok eski ve ampirik bir deneye dayanıyor: Denizlerin kabarıp durulması, şimdi 'gelgit' dediğimiz 'med ve cezir'in, mehtap ahvaline bağlı olduğunun anlaşılmasına. Atalarımız, günümüzde bilimselliği kanıtlanmış bu gerçekten yola çıkarak yeryüzündeki başka oluşumlarda da gökyüzünün etkisini aramışlar. Örneğin Selçuklu, Anadolu topraklarından geçip giden ve 'Hey'et İlmi' diye adlandırılan astronomiye en fazla önemi veren uygarlık. Moğol dilinde Caca Yin Köbegün İnu Nuradin diye anılan Caca Bey'in 1272-73 tarihlerinde Kırşehir'de yaptırdığı ve bugün camii olarak kullanılan medrese, belki de dünyanın ilk rasathanesi. Şimdiki minare, zamanında rasat kulesiydi. Binanın ortasında ise, artık toprak altında kalan bir havuz vardı ve medresenin 'Hey'et ilmi' öğrencileri, yıldızları bu havuza vuran akislerinden incelerlerdi.
Çağdaş bilimciler, Ay hallerinin suları etkilediğini kabul ediyorlar. Ay çekimi her on iki saatte bir, yeryüzünü otuz santimlik bir deformasyona uğratıyor. Ancak bilimciler, gelgit olayının küçük faylar üzerindeki etkisini onaylamakla birlikte, büyük faylara vız geldiğini ileri sürüyorlar. Güneş tutulması ile tektonik hareketler arasında bağlantı kurmayı da reddediyorlar!
Oysa...
Saygıdeğer bilimciler, tektonik plakaların varlığını yalnızca kırk yıl önce keşfettiler. Ama tektonik plakalar milyonlarca yıldır vardı ve kırk yıl önceki bilim varlıklarından habersiz diye kıpırdamadan oturmuyorlardı. Bilimciler, yerkürenin iç sıcaklığından kaynaklanan enerjiden de iki yüzyıl öncesine değin habersizdiler. Derin kayaların yaydığı dalgalardan ilk söz eden, 1760 yılında İngiliz bilim adamı John Michell oldu ve bu dalgalar, ancak bir yüzyıl sonra ölçülebildi sismograflar tarafından.
Zaten saygıdeğer bilimciler, son bir ay içinde İzmit'ten başlayıp, yerküreye dipten yelpaze gibi açılan depremler zincirine de bir anlam veremiyorlar. Pek çoğuna göre bu sarsıntı silsilesi tümüyle 'raslantı' ve birbirleriyle ilgisiz. İşte bu katı ve kesin yargıya ben çok kızıyorum. Yerkürenin daha bizim bilimcilerin bilmediği pek çok yasası var ve onlar bir anlam veremiyor diye yürürlükten kalkmıyor. Allahtan, Fransa'da aklı başında bir bilim adamı buldum. Grenoble kentindeki geofizik ve tektonofizik laboratuvarındaki sismoloji
araştırmalarından sorumlu Olivier Coutant, depremler arasındaki bağlantının 'saçmalık' olmadığını, ancak bilim yetersiz olduğu için kanıtlanamadığını söyledi.
Oh be, dünya varmış! Göz göre göre, Türkiye'den Tayvan'a bir sürü deprem art arda geliyor ve bizim gözümüzün içine bakarak: "Efendim, bilimsel açıklaması yok, dolayısıyla birbirleriyle ilgileri de yok!" demiyorlar mı, cinim tepeme çıkıyordu. Dolayısıyla 21. yüzyılda, yani çok yakında, güneş tutulmaları ile tektonik hareketlerin de bir bağlantısı olduğunu 'ölçebileceklerine' ilişkin umudumu koruyorum. Ve olsun olmasın böyle bir ilişkiyi, yetersiz bilgiden dolayı 'yoktur' diye kesin atanların pek de 'zeki' olduklarını sanmıyorum.


Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön

Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın

Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.

İstanbul Uluslararası Festivalleri

Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...

Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
Radikal-online... RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
Ana Sayfa |  İletişim |  Genel Haber Listesi | Standart Karakterler |  Eski Sayılar |  Künye