|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
Bankacılığı mühendislere bırakmayın! İngiltere'de yüksek lisans eğitimi sırasında,
o yıllarda Türkiye'de pek yaygın olmayan, üniversitenin 'Kariyer Ofisi'ndeki kaynakları araştırmak ve danışmanlarla görüşmekten büyük keyif alırdık. Kariyer planı nasıl hazırlanır, özgeçmiş yazmanın 'püf' noktaları, iş başvurusu yapmak, görüşmelerde yapılması gerekenler, öğrenmeye çalıştığımız başlıklardan sadece birkaçıydı. Ofisin kütüphanesinde 'en popüler' şirketlerin, her yıl işe aldığı eleman profillerini de bulmak mümkündü. Burada ilgimizi en çok çeken ise, bankaların, denetim firmalarının işe aldıkları elemanların çoğunluğunu, coğrafya, jeoloji, edebiyat, filoloji, mühendislik gibi okullardan mezun olanların oluşturmasıydı. Her yıl ekonomi veya işletme mezunlarının aldığı pay yüzde 5 veya 10'u geçmiyordu. Hafta içinde halen bankacılık sektöründe çalışan eski merkez bankası başkanlarımızdan Sayın Yaman Törüner'in başlıkta yer verdiğim cümlesini Akşam gazetesindeki köşesinde okuyunca yukarıdaki tecrübemizi anımsadık.
Ekonomi ve finans dünyamızda 1980'li yıllarda ağırlığını hissettiren serbestleşme ve globalizasyon trendleri, başta bankacılık olmak üzere birçok sektörde iyi eğitilmiş, analitik altyapısı kuvvetli, problemleri modellere dökme kabiliyeti olan ve Türkiye gibi kıt kaynaklarla gelişme çabası içinde olan bir ülkede etkinliğin, verimliliğin ne olduğunu anlayabilen ve anlatabilen insan kaynağına duyulan ihtiyacı artırmış ve bu özelliklere sahip olan mühendisler de sektör tarafından talep edilerek, bankacılık sektöründe son derece başarılı olmuşlardır. Bu başarı aslında dünyadaki gelişme ile de paraleldir. Çağdaş finansal çözümler ve bankacılık uygulamaları, teknik altyapının yanında analitik düşünebilen genç beyinleri şart koşmaktadır. Bugün uluslararası finans kurumlarında 'Hazine, Risk Yönetimi, Yatırım Bankacılığı, Türev Ürünler, Fon Yönetimi' başta olmak üzere birçok alanda çalışan mühendislerin sayısı azımsanamayacak kadar fazladır. Popüler bir TV reklamımızda belirtildiği gibi 'bankacılık insan olmadan' belki yapılamaz ama teknik kapasitenin önemi gitgide artmaktadır.
1980 sonrası döneme damgasını vuran rahmetli Turgut Özal'ın da bir mühendis olması ve çevresinde de önemli pozisyonlara mühendisleri getirmesi nedeniyle finans sektöründe yaşanan bu yapısal değişikliğin göz ardı edilmesini ve sektördeki problemlerin 'mühendislere' mal edilmesini biz doğru bulmuyoruz. Hele ki sektördeki en önemli problemin merkezinde kamu kesiminin borçlanma gereği yatarken, bunu yaratanları veya çözemeyenleri değil de mühendisleri, işletmecileri, coğrafyacıları, bakkalları, deprem uzmanlarını,... hedef göstermek, suçlamak ne kadar doğru ?
Finans sektöründe çalışan bir mühendis olarak Sayın Törüner'e bizim naçizane cevabımız bankacılık işinin de, genelde ekonominin de, bu ülkenin yönetiminin de 'partizanlıkla' siyaseti ayırmayı başaramayan veya daha acısı aradaki farkı anlayamayan kişilere bırakılamayacağıdır. Biz bu kadar yıldır ne çekiyorsak onlardan çekiyoruz, mühendislerden değil!
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
|
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|