|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
Petrol fiyatı Çarşamba günü Viyana'da toplanan Petrol Üreten Ülkeler Topluluğu (OPEC) önemli bir karar aldı: 2000 yılı mart ayına kadar mevcut kotalarda herhangi bir atırıma gidilmeyecek. Bu yazıda söz konusu kararın gerek Türkiye, gerekse dünya ekonomisi üzerindeki etkileri üzerinde durmak istiyoruz.
Hatırlanacağı gibi bir önceki OPEC toplantısı mart ayı başında gerçekleşmiş, günlük üretim kotalarının kısılarak toplam arzın daraltılması yolu ile fiyatların yükselmesi amacına yönelik uzlaşmaya varılmıştı. Ortak çıkarlar nedeniyle OPEC üyesi olmayan üreticiler de paralel bir tavır sergileyerek günlük toplam petrol arzının daralmasına katkıda bulunmuşlardı. Aradan geçen zaman içinde kota taahhütlerine yüzde 90 oranında uyulması, Yumurtalık-Kerkük petrol boru hattının ABD tarafından vurulması nedeniyle önemli ölçüde devre dışı kalması günlük petrol üretiminin 4 milyon varil düzeyinde daralmasına neden olmuş, sonuçta petrol fiyatları hızla yükselerek 10 dolar/varil seviyesinden 23 dolar düzeyine kadar yükselmişti.
Deflasyonist bir krizin yaşandığı, toplam talebin daraldığı bir ortamda tüketici ülkelerden üreticilere önemli boyutta gelir transferi gerçekleşti. Üretici ülkeler daha az petrol satarak daha fazla gelir elde ettikleri için memnundu.
Net enerji ihracatçısı durumundaki Rusya ve yaşanan gelişmelerin mimarı konumundaki ABD'nin de herhangi bir şikâyeti söz konusu değildi. Ancak petrol faturası önemli ölçüde artan ülkeler için aynı şeyi söylemek pek mümkün olmuyordu.
OPEC'in çarşamba günü aldığı karara bakılır ise petrol fiyatının tekrar düşmesi ihtimali oldukça zayıf. Diğer taraftan mevcut stokların azalmış olması, dünya ekonomisinde yeniden canlanma sinyalleri ve kış mevsiminin yaklaşması fiyatların daha da yükselebileceği yönündeki beklentileri güçlendiriyor.
Bu tablo ister istemez 1970'li yıllarda yaşanan petrol şoklarını ve devamında gelen global nitelikteki enflasyonist baskıyı anımsatıyor. Benzer bir durumun dünya ekonomisini nasıl etkileyeceği sorusu yanıt aramaya devam ediyor. Hal böyle olunca Ortadoğu, Orta Asya ve Kafkasya gibi zengin rezervlere sahip bölgelerin stratejik önemi artıyor. OPEC üyesi ülkeler arasındaki siyasi çekişmenin tırmanma eğilimine girmesi belirsizliği artırıyor.
Eğer petrol fiyatları yükselmeye devam ederse dünya ekonomisindeki canlanma eğilimlerinin devamı gelmeyecek; bozulan bölüşüm, artan işsizlik, finansal sistemleri çözüm bekleyen sorunlar nedeniyle global talep tekrar daralma eğilimine girecek. Pek çok ülkenin bütçe sorunları ağırlaşırken, maliyet kökenli enflasyon baskısı etkisini daha yoğun bir şekilde hissettirecek. Belki sosyal çalkantılar ve etnik çatışmaların boyut kazandığına tanık olmak durumunda kalacağız. Türkiye olarak biz de bu olumsuz gelişmelerden etkileneceğiz, sorunlarımızı çözmek için ödememiz gereken fatura daha da büyüyecek...
Amerikan Enerji Bakanı şubat ayı içinde yaptığı bir konuşmada 1999 yılı için 15 dolar ve 2000 yılı için 20 dolarlık fiyatın hedeflendiğini ifade etmişti. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı, altı ay içinde
23 dolar seviyesine yükseldi ve daha da artması bekleniyor. Sene başında fiyat düşüşü tehlike olarak algılanırken, bugün durum tam aksi yönde değişti. ABD'nin bu aşırı hareketi nasıl kontrol etmeyi düşündüğü ise şimdilik belirsiz...
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
|
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|