|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
Şeytan'ın yeni kurbanları Şehriban, Engin, Ömer, Gülşah, Pınar, Gülçe... daha önce izleyip unuttuğumuz Alp'le Aslı gibi sizleri de izleyip unutacağız. Ortak paydada bir kez daha buluşuyorsunuz, evet. "Hayat çok boş!"
İçi boşaltılmış hayatın, ağır yüküne katlanmaktansa 'ölüme gidiyoruz' diyorsunuz. Hiçliği haykıran metal müziği ve öfke yağdıran rock eşlik ediyor yolculuklarınıza. Yüksekler çekiyor sizi boşluğa uçmak için. Alman Lisesi'nden Alp ve Aslı, Ataköy'deki bir binanın
14. katını seçmişlerdi. Onların geçen yılki yolculuğu ilk kez 'şeytan'ı çıkarmıştı karşımıza. Boğuntuya geldi, unutuldu.
'Şeytan' ve kurbanları 13 Eylül 1999'da yine sahnedeydi. O gün okullar açıldı ve deprem dolayısıyla kapandı. Adana Anadolu Lisesi'nin gözde
öğrencileri 16 yaşındaki Pınar'la Gülçe'den ve İstanbul Avcılar'da oturan 21 yaşındaki Şehriban'dan bir daha haber alınamadı. 'Şeytan'a kurban gitmişlerdi. Cesetleri bir hafta sonra bulundu.
Pınar ve Gülçe'nin Mersin'e, oradan da Kızkalesi'ne geçtikleri anlaşıldı. Bir inşaatın 13. katında bulunan paketi açılmamış fare zehiri, iki adet Adana-Mersin tren bileti, bir şişe su, Metallica kasetleri, son uğrak yerini işaret ediyordu. Duvara çiziktirdikleri yazılar, amblem, armalar da... Kendileri asansör boşluğundaydı. Güncelerindeki son not, yolculuğun rotasını işaret ediyordu: "Hayat çok boş, ölüme gidiyoruz."
Şehriban'ın öyküsü farklı. Malatya-Pötürge'den İstanbul Avcılar'a savrulmuş bir ailenin sekiz çocuğundan altıncısı.
Lise mezunu, Pizza Hut'ta işe girecekmiş. 12 Eylül Pazar akşamı evden çıkıp, sabaha karşı arkadaşı Ömer ve Engin'le karşılaşmış ya da buluşmuş. Sonra onlara Ortaköy'de Gülşah da katılmış.
Gerisi malum. Takvim artık ayın 13. gününü gösteriyor. İstanbul ve çevresi 'artçı şoklar'la sallanıyor. Şehriban Ömer'le 6 aydır çıkıyor. Şeytan'ın kurban istediği anlaşılıyor. Kurban, o taraklarda bezi olmayan Şehriban.
Bunlar 'hikâye-gerekçe' faslı. Dikkati çeken 'satanist' gençler ve kurbanın bu kez alışılagelenin dışında toplumun alt kesimlerinden olması. Kaybedenlerden ve hep kaybedeceklerden.
Rize kökenli Ömer'in babası İETT'den emekli. Kurban ayininde aktif yer alanlardan Engin, Tokat kökenli 5 çocuklu bir ailenin tek erkek evladı. Turizm Akşam Lisesi 3. sınıf öğrencisi. Baba, İSKİ'de güvenlik görevlisi. Gülşah, lise terk. Ablasına göre "Yaşı 19, ama zekâ yaşı 16". Takıntısı şişmanlığı.
Şehriban'ın babası bir başka yönden feryat ediyor: "Biz evlatlarımıza kol kanat geriyoruz. Başka ana babalar ise başıboş bırakıyor. Ama kurban bizim çocuklarımız seçiliyor. Kızım bu yüzden kaybetti.
Onu saflığına kurban verdik."* * *
Marjinalden çıkıp olağan, genel çevreye girmiş şeytan. Daha çok 'kurban' alır.
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
|
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|