Ana Sayfa |  İletişim |  Genel Haber Listesi | Standart Karakterler |  Eski Sayılar |  Künye
24 Eylül 1999
Radikal-online... Yorum Radikal Geceleri Hiç Bitmiyor! Tıklayın!
Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem |  Radikal2 |  Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan

Ordu ve doğal felaket

Türk Silahlı Kuvvetleri, daha önce de pek çok afette yardıma koştu. Ama herhalde ilk kez hem kendi aldığı ağır yarayı sarmak, hem de geniş bir coğrafyayı etkileyen depreme el uzatmak zorunda kaldı
AVNİ ÖZGÜREL
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin savaş kabiliyetini ve gücünü tartışmak bile abes. Bilinen en hırpalayıcı mücadele türünü yıllarca sürdürüp kazanmış ondan başka tek bir düzenli ordunun bulunmaması dahi bunun kanıtı...
Aynı performans ölçüsü ve beklentilerle askerin tabii afet sonrası insan kurtarma ve enkaz kaldırmaya müdahalesine bakıp tatminsizlik izhar ediyoruz.
Hiç kuşkusuz Türk ordusu daha önce de benzer pek çok afette yardıma koştu. Ama herhalde ilk kez hem kendi aldığı ağır yarayı sarmak, hem de geniş bir coğrafyayı etkileyen bir dizi kent depremine 'olağan yetkilerle' el uzatmak zorunda kaldı.
Siyasi iktidar, olayın boyutlarını tespit etmeye dahi gerek görmeden 'felaketin üstesinden sivil idarenin gelebileceğini ispat etmek için olağanüstü hal uygulamasına gitmediğini' açıkladıysa da bu, halkın gözünde 'en güvenilen kurum' olan askeriyeden beklentiyi azaltmadı; aksine neredeyse sivil otoritenin koordinasyon bozukluklarının hesabı dahi ordudan sorulma noktasına gelindi.
Ancak yaşanan son afet, herhalde iç denetim ve değerlendirme mekanizmaları sivil kurumlardan daha etkin çalışan Silahlı Kuvvetler açısından da yeni bir sürecin başlamasını gerektirecek nitelikte.
Ordunun bilimsel metotları ne denli önemsediği yakın geçmişte askeri okullarda gazetecilerin de katıldığı özel turlarda kamuoyuna sergilenmiş, pek çok yazar çağdaş metotların benimsenişine duyduğu hayranlığı saklamamıştı. Ama 17 Ağustos öncesi jeofizik araştırması amacıyla Gölcük'te inceleme yapmak isteyen bilim adamlarına 'askeri bölge' nedeniyle yasak getirildiği de ortaya çıktı. Sanırız ordunun kendi iddiasıyla bağdaşmayan bu yaklaşımın sakıncası artık anlaşılmıştır.
Öte yandan, Deniz Kuvvetleri'nin felakette uğradığı maddi zararın boyutları meçhul olmakla beraber faturanın hayli kabarık olduğu su götürmez. Umuyoruz ki bu deprem, stratejik karargâh binalarını da kapsayan inşaatların sadece kuvvet komutanlıklarının bünyesindeki inşaat-emlak dairelerine bırakılamayacak derecede önemli olduğunun görülmesini sağlamıştır. Dolayısıyla bundan sonra yapılacak askeri inşaatların fiziki niteliğini belirleme işi de, felaket anında en gizli belgelerin yabancı kurtarma ekiplerinin önünde uçuştuğu tabloları bir kere daha yaşamamak için üniversitelerin katılımıyla verilir.
TSK kuşkusuz tabii afetlerde bütün gücüyle yardıma koşuyor. Ama ordu, AKUT değil ve dünyadaki diğer silahlı kuvvetler gibi çok farklı bir amaçla yetiştiriliyor. Zaten askerin bünyesinde esas olarak kendi ihtiyacı için kullandığı sınırlı sayıda kurtarma timinden ötesinin bulunması normal değil. Tabii afet halinde bu görev, dünyanın her tarafında sivil savunma teşkilatlarının.
Kanımızca şimdi askere düşen iş, önümüzdeki ilk MGK toplantısında konuyu gündeme getirerek, olası felaketlere göre düzenlenecek geniş yetki ve imkânlarla donatılmış bir sivil savunma örgütü ihtiyacını siyasi kadrolara hatırlatmak ve bunun karar haline getirilmesini sağlamak.

Kıvrıkoğlu faktörü
Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun şimdiye kadar yaptığı açıklamalar bizce Türk ordusunun geleneksel tavır ve üslubuna döndüğünün işaretlerini taşıyor. Son sohbet toplantısında dile getirdikleri de dahil özel olarak vurguladığı bazı hususları da hiç değilse kendisinin gösterdiği düzeyde duyarlılıkla değerlendirmek gerektiği kanaatindeyiz. Nitekim dün olduğu gibi bugün de, orduyu kimi komutanların şahsında bazı şeylere taraftar veya aleyhtar gibi görüp gösterme hevesinin ortaya çıkarttığı abartılı yorumların, Kıvrıkoğlu'nun açıklama yapma, düzeltme ve üslubunu belirlemede etken olduğu meydanda.
FP'li bir milletvekilinin ordu aleyhinde beyanlarda bulunduğu iddiasıyla başlayan tartışma bu bakımdan örnek niteliğinde.
Olayın gerçek olmadığı anlaşılıyor. Bu yanıyla Org. Kıvrıkoğlu'nun karargâhına soracağı sorular olması gerektiği çok açık. TSK'nın komutanına doğrulanmamış iddialar bilgi diye sunulabiliyorsa, bizce Genelkurmay Başkanı'nın şahsi itibarına yönelik kastın varlığını düşünmek istemesek bile ortada ciddi bir sorun var demektir. Genelkurmay Başkanı'ndan karargâhından aldığı her bilgiyi tahkike kalkması beklenemeyeceğine göre, muhtemelen kendisinde, gerekli her türlü inceleme yapıldıktan sonra bu istihbaratın aktarıldığı inancı hâkim olmuştur. Bu, meselenin bir yanı. Bir de diğer yanı var.
Herkes biliyor ki, deprem sonrası Silahlı Kuvvetler'e yönelik eleştiriler en çok FP çevresinde karşılık ve taraftar buldu. Belki adı geçen milletvekili söz konusu beyanda bulunmadı, ama benzer içerikte hurafeci izahlar FP tabanında alabildiğine yayıldı. Keza 'İslamcı' basında yer alan yorumların içeriği ve üslubu da bu duyguyu besledi. Bundan dolayı FP'nin en yetkili ağızları 'Benzer değerlendirmeler bize de partililerimizden, çevremizden geliyor; ama, olmaz öyle şey diyerek söyleyenleri uyarıyoruz' tarzında açıklamalar yaptılar.
Dolayısıyla askerler, geçtiğimiz aylarda parti programını Genelkurmay'a yollayarak 'ne diyorsunuz' diye görüş soran FP'nin -ki bu hareketin manasızlığı da ortadaydı- ikiyüzlü bir tavır sergilediğine ve inanılırlığının olmadığına hükmederek ona yönelik iddia söz konusu olduğunda fazla ince eleyip sık dokumadılar. Bir başka partiye mensup milletvekilinin Silahlı Kuvvetler'i hedef alan konuşma yaptığı ihbar edilse herhalde bunu kamuoyuna açıklamadan önce kılı kırk yaracak kişilerin, iddia FP'yle ilgili olunca inanmakta zerre kadar tereddüt göstermeyişini Recai Kutan'ın anlamlandırması gerektiğini düşünüyoruz.


Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön

Bu konuya ait diğer haberleri okumak için tıklayın
İstanbul Uluslararası Festivalleri

Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...

Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
Radikal-online... RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
Ana Sayfa |  İletişim |  Genel Haber Listesi | Standart Karakterler |  Eski Sayılar |  Künye