|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika
|
Ege sularında aşk kriziBiket İlhan'ın 'Kayıkçı'sı, Türk-Yunan ilişkilerinin düzelmeye başladığı şu günlerde Ege'nin iki yakası arasında yaşanan bir aşkı anlatıyor. Türkçe ve Yunanca çekilen film, iki ülkede birden gösterime giren ilk yerli yapım GÜL ALTAN
İSTANBUL - Yıllardır 'düşman' diye bilinen iki ulus, ortaklaşa yaşanılan büyük bir felaketin ardından dost olduklarını kanıtlamaya çalışıyor adeta. Art arda düzenlenen konserlerin ardından, Evdokia ile Kayıkçı'nın yani Yunanlı genç kızla, sağır dilsiz Çeşmeli balıkçının öyküsünü anlatan 'Kayıkçı' gösterime girdi. Yönetmenliğini Biket İlhan'ın üstlendiği filmde, başrolleri Mehmet Ali Alabora ve Katerina Moutsatsos paylaşıyor.
'Kayıkçı'nın doğuşu, Biket İlhan'ın Çeşme'de katıldığı bir festivale dayanıyor. Bu festivalde yaşanılan dostane ortam sonucunda Yunanlı sinemacılarla bir film çekmeye karar veriyor İlhan. Senaryonun ana fikrini de orada duyduğu bir hikâyeden alıyor. Çeşme'de nesillerdir kulaktan kulağa anlatılan bu hikâyeye göre, burada yaşayan bir genç sürekli olarak tepeden Sakız Adası'na bakarmış. Oraya gitmek için pek çok yöntem denemiş, ancak hiçbirinde başarılı olamamış. Halk bunun nedenini Sakız Adalı bir kıza âşık olmasına bağlamış. Bu hikâyenin üzerine Metin Belgin ve Ülkü Karaosmanoğlu çalışmaya başlıyor ve senaryo oluşuyor.
İlhan, filmin oyuncularını seçerken zorlanıyor. "Kayıkçı rolü zor bir roldü. Ve tanınmamış, biraz da tecrübesiz bir oyuncuyla çalışmak zorundaydık. Bu nedenle bayağı sıkıntılı günler geçirdim. Birçok oyuncu başvurdu. Sonra bana Mehmet Ali Alabora'dan bahsettiler. Önceleri istemedim, Kayıkçı içe dönük bir genç olmalıydı. Mehmet Ali, dizide gördüğüm kadarıyla daha dışa dönüktü. Sonra onun bir
klibini gördüm ve uygun olduğunu anladım" diyen yönetmen, Evdokia rolü içinse Katerina Moutsatsos'un kendi kendini seçtirdiğini söylüyor. Moutsatsos rolü öyle çok istemiş ki, İlhan onun bu rolü yapacağına inanmış.
Türkçe ve Yunanca olarak çekilen film, iki ülkede birden gösterime giren ilk Türk filmi olma özelliğine de sahip. Ancak yönetmen, medyadan yana şikâyetçi. "Yunan basını benimle, oyuncularla ilgili birçok haber yaptı. Ana haber bültenlerinde yer alan haberler bir yana sadece 'Kayıkçı'ya özel bir program hazırlandı. Bizim basının Amerikan filmlerine gösterdiği ilgiyi düşünürsek, 'Kayıkçı' neredeyse hiç ilgi görmedi" diyor İlhan. Yeni yeni kendini toparlamaya başlamış Türk sinema endüstrisinin daha çok desteklenmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Biket İlhan, 'Harem Suare'nin beklenen ilgiyi görmemesinden dolayı, kendi filminin seyirci tarafından nasıl karşılanacağı konusunda hayli endişeli.
'Kayıkçı', sadece Yunan ve Türk barışı üzerine bir film değil. Biket İlhan "Beşeri bir
film yaptım" diye tanımlıyor 'Kayıkçı'yı. Çünkü ırk, cinsiyet, mal, mülk gözetmeden insani değerler üzerine eğiliyor. Günümüz dünyasında imkânsız diye nitelendirebileceğimiz çoğu ilişki bu filmde gerçek oluyor. Genç, güzel bir rebetiko
şarkıcısı, sağır dilsiz, âşka ya da cinselliğe dair tecrübesi olmayan bir Türk kayıkçıya aşık oluyor. Bu kayıkçı ise sevgilisi uğruna sadece casuslukla suçlanmayı değil, boğulmayı bile göze alarak denizleri, hatta ülkeler arası sınırları ihlal edebiliyor. Zengin, güçlü ve acımasız Reis'in güzel kızı, Güneydoğu'dan gelmiş çulsuz Salih'i seviyor. 'Kayıkçı' büyük aşklar, cesur davranışlar üzerine kurulu. Ve hepsinden önemlisi 'insana dair bir film'...
|
Bu konuya ait diğer haberleri okumak için tıklayın
|
REKLAM TARİFESİ
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|