Doğaya borcunu ödediVictor Ananias, yaşamını doğal tedavi yöntemleriyle rahim kanserini yenen annesine borçlu. 'İnsan tüketirken her şeyi doğadan ödünç aldığını düşünmeli' diyen Victor, yaşamını doğaya dost ürünlerin tanıtımına adamış BENGİ TÜZÜN/MELİS DABAĞOĞLU
İSTANBUL - Buğday Ekolojik Hizmetler Merkezi'nin yaratıcısı Victor Ananias, 21 yıldır Türkiye'de yaşayan Şilili bir genç... Victor'un hayatı bir film gibi! Yıl 1969, Almanya. Seramik sanatçısı Gülben Sünlütay, Şilili eşi Victor Ananias'la bir oğul sahibi olmayı beklerken rahim kanserine yakalandığını öğrenir. Doktorlar Ananias'lara rahimle birlikte bebeklerini de almaları gerektiğini söyler. Fakat genç çift ansızın hayatlarına giren
bu sinsi hastalığa teslim olmaktansa onunla savaşmaya karar verir. İsviçre'ye yerleşerek doğal yöntemlerle hastalarını tedavi eden bir kliniğe başvururlar. Anne Ananias tedavi görürken, baba Ananias doğal tedavi yöntemleri üzerine derin bir araştırmaya başlar. Yaşam tarzlarını tamamiyle değiştiren Ananias'lar sonunda kanseri yener. Ve oğul Victor dünyaya 'merhaba' der...
Yıl 1977, Bodrum. Baba Victor, Anne Gülben ve oğul Victor Yalıkavak'a yerleşir. Bir zeytinlik, bir yel
değirmeni ve küçük bir köy evi satın alırlar. Köy ekmeğini pişiren Makbule Teyze, zeytinlikteki Ali Çavuş, kaşıkçı
Hacı Ali ve küllü suyla çamaşır yıkamayı öğrendiği Hatice Teyze'yle birlikte büyüyen Victor'un doğal yaşam
felsefesinin oluşmasında anne ve babasının yanı sıra bu dört insan çok etkili olur.
'Türkiye çok zengin bir ülke'
"Anne sütünden başka süt içmedim,
tavuk, balık ve etin tadını bile bilmem diyor" Victor ve ekliyor: "Ham tahılların direkt alınabilen bir protein yapısı var. Bu kadar zengin bir ülkede tam tahıl alırsanız, ne vitamin, ne protein, ne mineral, hiçbir eksiğiniz olmuyor. Bilakis toksik madde almadığınız için daha zinde oluyorsunuz.
Bugüne kadar hiçbir sağlık problemim olmadı. Hayvansal besinlerin şehir yaşamı koşullarında sindirilmesi ve toksiklerinin atılması çok
zor, çünkü şehirde çok yavaş hareket
ediyoruz ve zehirli hava soluyoruz."
Victor, Buğday'ın tohumlarını
ilk kez 1990 yılında Bodrum pazarında rafine edilmemiş pirinç,
zeytinyağı, adaçayı, kekik ve deniz tuzu sattığı küçük bir tezgâhta atmış. Pazardan, Başak Doğal Ürünleri adını verdiği küçük bir dükkâna terfi etmiş, sonra bunun yanına bir de Natürcafe'yi eklemiş. 1992'de ise bahçe içindeki eski bir Rum evini onararak Buğday Vejetaryen Restoranı'nı hizmete açmış. Daha sonra atv'de yayımlanan 'Haberci' programının eski muhabirlerinden Oya Ayman ile evlenmiş. Oya, şimdi ilk sayısı bu ay yayımlanan Buğday Dergisi'nin genel yayın yönetmenliğini yapıyor. Victor ise üreticiler ve tüketiciler arasındaki kopukluğu ortadan kaldırabilmek için 'bir ayağı İstanbul'da, diğer ayağı Türkiye'nin herhangi bir köşesinde' kentler arasında mekik dokuyarak yaşıyor. Üretici firmalarla bir ekolojik tarım birliği kurulduğunu belirten
Victor, Tarım Bakanlığı'nın da bu birliği destekleyeceğini müjdeliyor. Bu arada binlerce kişiye yemek pişiriyor! Dedeman Oteli'nin ve ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın aşçıları
dahil olmak üzere birçok aşçıya
da vejetaryen mutfağıyla
ilgili ders vermiş. Ama Victor'un hayallerinde
hâlâ Makbule Teyze'nin pişirdiği leziz köy ekmeklerinin dumanı tütüyor. Makbule Teyze hâlâ ekmek pişiriyor
mu diye soruyoruz Victor'a... Hayır, diyor. Hayata veda eden Makbule Teyze, şimdi
95 yıl boyunca koruduğu çocuksu yüzüyle Victor'un yüreğinde ve Buğday'ın yüzde
100 pamuklu, boyasız tişörtlerinde yaşıyor. Buğday şimdi Yeşilköy'de Mart ayında Doğal Hayatı Koruma Derneği adına vejetaryen mutfağı olan Nuh'un Ambarı'nı açan Victor, geçtiğimiz günlerde Yeşilköy'de yeni bir Buğday mağazasının açılması için katkıda bulundu. Yeşilköy Buğday'ın sahipleriyse emekli bir çift olan Şadan-Fuat Günay. Yeşilyalı Sokak'taki dükkânın içine girdiğinizde ekolojik yaşamın geniş dünyasıyla karşılaşıyorsunuz. Burada Türkiye'de yetişen tüm sertifikalı bakliyat, kuru meyve, kuruyemiş, yağlı tohum, baharat, tahıl gibi çeşitli tarım ürünleri ve bunlardan elde
edilen gıdaların yanında çeşitli yörelerden gelen geleneksel doğal ürünler de satılıyor. Örneğin; keçi kılından kilim, lif, sırlanmamış ve direkt ateşe konulabilen çömlek tencereler, Karadeniz'den gelen tahta kaşıklar, aroma terapide kullanılan
gül, kekik ve mersin yağları, saf pamuk ve boyanmamış kumaştan tişört, doğal kıldan ve bitki liflerinden elbise fırçaları bunlardan bazıları. Victor'dan bir yemek tarifi Şili'nin milli kahvaltı yemeği sayılan 'Arina Tosdada'yı hazırlamak için buğday ve el değirmeni gerekiyor. Buğday önce kahve gibi kavrulup, sonra değirmende çekiliyor. Sonra ister soğuk suyla karıştırılıp üstüne bal dökülerek, ister bulamaç gibi pişirilerek yeniyor.
|