|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika
|
Devlet ve alkolizm Almanya'da ara sıra gittiğim bir meyhanenin sahibine çok içki içenle alkoliği nasıl ayırt edebildiğini sormuştum bir sohbetimde. Bana başından geçen iki olay anlattı.
Meyhane, Almanya'nın en eski üniversite şehirlerinden biri olan Marburg'da. Tepeye yaslanmış şehrin yükseğinde bir meydanda. Yanı başındaki dik merdivenlerden eski kaleye çıkılıyor.
"Geçenlerde" diye başladı meyhanenin sahibi, "İki Amerikalı kadın turist şu meydanda gördüğün masalarımızın yanından geçip kaleye giden merdivenlere doğru yöneldiler. Öndeki kadın arkadaşına havanın çok sıcak olduğunu söyleyip yollarına devam etmeden önce birer limonata içmeyi teklif etti. Oturdular ve benden limonatalarını ısmarladılar. Tam mutfağa gideceğim, arkadaşına dinlenmeyi teklif eden kadın arkamdan seslenip cinimiz olup olmadığını sordu. Olumlu yanıtım üzerine de siparişini cin, toniğe çevirdi. İçtiler. Kadın hesabı ödedi. Kalktılar ve kaleye giden merdiverleri tekrar tırmanmaya başladılar. Ancak bir iki basamak çıktıktan sonra öndeki kadın gene arkadaşına havanın sıcaklığından yakınıp güneş alçalana kadar azıcık daha beklemelerini önerdi.
Oturup bir cin bir limonata daha içtiler.
Gene hesap ödendi. Ama bu sefer de cin içen
kadın saatine bakıp artık kaleyi görmeyi
bu kadar dar bir zamana sıkıştırmalarının doğru olmadığını söyleyip bir cin daha ısmarladı ve akşama kadar içmesini sürdürdü. Sonunda arkadaşı onu güç bela oteline götürdü."
"İşte" dedi barmen bana, "tipik bir alkolik.
Ben şu kadar içerim, bu kadar içerim diyenin tersine alkolikler içtiklerini gizler ya da bir
kılıf uydururlar. Ve ikinci alkolik örneğini verdi. Bir müşterisi varmış. Her akşam telaş içinde
bara gelir, bira ister, onu bir dikişte bitirir, hesabını öder ve alelacele çıkıp gidermiş bardan. Ve aynı şekilde her gittiği yerde vakti olmadığını söyleyip acele bir bira isteyerek Marburg'un
bütün barlarını turlarmış gece boyunca.
Geçenlerde de aynı konuda Sinan Fişek bir anısını anlattı. İstanbul'da trene binmeden önce garda bir tek atıyorlar. Yanlarında içen bir adam dikkatlerini çekmiş. Rakı ve beyaz peynir ısmarlıyor, rakısını içip beyaz peyniri çantasından çıkardığı naylon torbaya koyuyor, bir rakı daha ısmarlayıp onu içiyor, beyaz peyniri gene
torbasına yerleştiriyor ve bu böyle devam ediyor. Sormuşlar. Karısının hasta olduğunu söyleyen adam doktorun bol beyaz peynir tavsiye ettiğini ama gecenin bu saatinde bakkallar kapalı olduğundan bir kilo beyaz peyniri toporlayabilmek için bu yola başvurduğunu söylemiş. Sonra da arkadaşlarımla aynı trene binip vagon restoran kapanana kadar peş peşe rakı içip peynirleri
de zulasına teker teker koymuş.
İlle de tıkır tıkır işleyen bir kanun devleti
varmış gibi bir görüntü vermekte inatla ısrar eden kimi devlet adamları da sanki alkolikler gibi. Bizlerden, başkalarından ne gizlediklerini sanıyorlar, her şey apaçık ortadayken.
|
Sizleri de dinlemek istiyoruz
Yazarlarımızın yazıları hakkında düşündükleriniz hepimiz için önemli. Eğer onlara ileteceğiniz bir yorum veya haber varsa, Radikal-online Sanal Meydan size kapılarını açıyor. Sessiz kalmayın! Tıklayın...
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
REKLAM TARİFESİ
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|