|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika
|
Sinema olayına giriyoruz Gittim: 'Harem Suare'yi gördüm.
Önce gitmemeyi düşünüyordum. 'Kostümlü' film. 'Türk' filmi. İyi Türk filmleri yapılsın diye içim gidiyor. Ama öyle kötü Türk filmleri yapılıyor ki, onların ne kadar kötü olduğunu görmem için gidip görmem icap etmiyor.
Mesela 'Propaganda'nın ne mene beter bir 'nesne' olduğunu bir buçuk - iki santimi heba ederek saptamam şart değil. Fragmanından kokuyordu film, buram buram.
Her neyse, bu satırların yazarının vahim bir SIKINTI KORKUSU olduğunu, bu geç yaşında sıkılmaktan acayip korktuğu için bi sürü faaliyete katılamadığını, korkusuna rağmen balıklama daldığı san'at olaylarında da: "Ben sana dememiş miydim ULAN?" diye kendi kendine sert çıktığını, az çok biliyorsunuz.
Ama olumlu sinyaller vardı:
Şehirde Bienal vardı. Bu şehirde Bienal'in olması güzel. Hakikaten en güzel şeylerden biri. Bienal'i sevgiyle, sevinçle gezmiştim. İçim sanata karşı yumuşamıştı. Umutla dolmuştu.
Hıncal Uluç 'Harem Suare'yi yerin dibine batıran bir yazı döktürmüştü. Çok sıkıcıymış; çok
ağırmış. Ayrıca mevzusunu da anlamamış filmin. Mevzu, biraz karışınca Can Dostum seviyesini filan biraz aşınca, kafası karışıyor. Anlayamıyor olanı biteni.
Sinemaya dair şöyle bir cetvelim var: Sevin Okyay bir filmi sevmişse, seyirci için değil kendi için sevmişse, koşa koşa gidiyorum.
Hıncal Uluç bir filmi yeriyorsa, gitmeye karar veriyor; bir filmi
öve öve göklere çıkarıyorsa 'mutlaka bir zevzeklik şahikasıdır' diye kesinkes gitmiyorum.
Elçin ve Muammer gittiler ve beğendiler filmi. Ama öldürücü darbe Elçin'in: "Çağla çok beğendi. İkinci kez gidecekmiş," demesi oldu. Çağla kadar sıkıcı şeylere tahammülü olmayan kadın yoktur. Gerçi bana basan bazı oğlan çocuk olaylarını da beğenir ama ('Matrix' tarzı) kötü filme basar tokadı.
Kapıda: Ay acaba 'Aşk Fırtınası'na mı gitsem de, oldum. Çok ayıp ama öyle. Sandra Bullock'u bile izleyeceğim yani (Nick Nolte ve Robin Williams gibi sadece kötü filmlerde kast edilir). Yeter ki sıkıcı bir Türk filmine maruz kalmayayım.
Dönerli sandviçimden aldığım cesaretle, daldım karanlık salona.
Valla iyi film. Sonunda gözlerim de yaşardı. (Zira konuyu anladım.)
Her şeyiyle güzel, iyi, sıkı bir film. Bir saniye dahi boşlamadan izletiyor kendini. Yan rollerde Nilüfer Açıkalın, Selda Özer pırıl pırıl parlıyorlar. (Pelin Batu için, bunu iddia edemeyeceğim.)
Serra Yılmaz'la ilgili söyleyecek sözüm yok. 'Anayurt Oteli'ni izledim izleyeli, Türk Sineması
için Allah'ın bir nimeti olduğunu düşünüyorum zaten Serra Yılmaz'ın. İzlerken insanın içi ısınıyor, muhteşem bir oyuncu.
Haluk Bilginer de çok iyi. O televizyondaki 'Elektra Babam Felaket Dizide' adlı nanede o yavrucakla nasıl oynamayı içine sindiriyor diye düşündürtüyor insanı. Ekmek parası işte. Safiye'yi oynayan (gençliğini), Nadir'i oynayan Fransız oyunculara da hayran kaldım.
Ama tabii Ferzan Özpetek'e. Doğru dürüst bir yönetmen. Kalkmış sinema yapmış işte. İçim hakikaten ılık ılık oldu. O kadar,
o kadar istiyorum ki Türkler güzel şeyler yapsın, ben de hayran kalayım. İyi bir Türk filmi izlemek
için, ÖLÜYORUM.
Evet hayvanlık bende: Ne 'Hamam'ını Ferzan Özpetek'in, ne 'Masumiyet'ini Zeki Demirkubuz'un izlemedim.
'Hamam'ı o kadar oryantalizme gelemem diye, 'Masumiyet'i ise Demirkubuz'un 'C Blok'unu televizyonda izleyip beğenmediğimden.
Şimdi koşa koşa 'Üçüncü Sayfa'ya gideceğim. Fragmanları
acayip iyiydi. (Adam olacak film fragmanından bellidir.)
Bi de Nuri Bilge Ceylan'ın 'Mayıs Sıkıntısı'na.
Ağlayarak itiraf ediyorum: 'Kasaba'ya da gitmemiştim.
Ne yapayım, mesela kalkıyorum bir istek, bir heves 'Lola+Bilidikid' gibi bir Türk filmine damlıyorum. Allahım! Öğrenci filmlerinin dahi sinema duygusu olanı vardır, olmayanı vardır. Böyle bir müsamereyi hak etmek için ne günah işledim, gibi oluyorum.
Bu yetmiyor; Emek Sineması'nda KİTLE ayağa kalkıp alkışlıyor filmi. Koltuğumda büzülüyorum. Eşcinsel sorunsaklamalarını betimleyeyazması filmin, film olmasına yetiyor mu yani?
Neyse, hissediyorum Türk Sineması'yla aram düzeliyor. Reha Erdem peki filmini göstermeyecek mi bize? Cezalı mıyız? 'A Ay!'da bir parmak bal çalıp ağzımıza yeni filmini sonunda çekti; ama kitleyiverdi anlaşılan dolabına.
|
Sizleri de dinlemek istiyoruz
Yazarlarımızın yazıları hakkında düşündükleriniz hepimiz için önemli. Eğer onlara ileteceğiniz bir yorum veya haber varsa, Radikal-online Sanal Meydan size kapılarını açıyor. Sessiz kalmayın! Tıklayın...
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
REKLAM TARİFESİ
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|