|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika
|
Antalya'nın ardından İyi bir yıldı. Antalya'dan söz ediyorum. Gittik, geldik, gördük, yazdık. Zaman zaman, ben dahil, herkes muhtelif şikâyetler dile getirdiği için 36. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin yoğunluğunu ve katılan filmlerin kalitesini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bir de, oyuncuların başarısını.
Antalya Film Festivali, yarışan filmlerin beş tanesinin çok iyi olduğu bir festivaldi. Yalçın Yelence'nin 'Duruşma'sı da hedefi farklı olmakla birlikte herkesi neşelendirdi. Çok iyi oynanmış, trajikomik bir 'erkeklik meselesi' filmiydi. İki erkek kahramanı oynayan Zafer Algöz ve Güven Kıraç, Altın Portakal'ın birincisi 'Salkım Hanım'ın Taneleri'nde belki daha da başarılı birer kompozisyon sunarak, ne kadar iyi oyuncular olduklarını bir değil, iki kez kanıtladılar. Sanırım ödülsüz kalmalarının nedenlerinden biri, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kargaşası oldu. Kimine göre birinci, kimine göre ikinci gruba aittiler çünkü. Ben Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü paylaşmalarını bekliyordum. Algül'ün 'Duruşma'da tehlikeli bir rolü sınırda tutma başarısını, Kıraç'ın da 'Salkım Hanım'ın Taneleri'nde sade bir performansla çok zor bir rolün üstesinden gelmesini çok beğenmiştim.
Öte yandan En İyi Erkek Oyuncu ödülüne zerrece itirazım yok. Zaten favori oyuncularım arasında yer alan Uğur Polat, Nora'nın Kardeşi Levon'da tek kelime ile harikuladeydi. Neredeyse tanınmayacak kadar farklıydı. Abartıdan da olabildiğince uzaktı ki, bu tür oyunlar bazen Jürilerin gözünden kaçabilir. Neyse ki Antalya Jürisi bu geriye çekilmiş oyunu fark ederek değerlendirdi. 'Üçüncü Sayfa'da ise, İsa'nın ta kendisi olmuş Ruhi Sarı'nın karşısında Başak Köklükaya bir adım ileri gitmiş, duruşu ve tavrıyla sanki yaşını, fiziğini değiştirmişti. Polat ve Köklükaya'nın çok sağlam ve daha tecrübeli oyuncular karşısında Altın Portakal'ı almalarını tamamen jürinin kâr hanesine yazıyorum. Bence ikisini ödüle layık görmeleri çok cesurca bir davranıştı. Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ise ödülün iki kişi arasında paylaştırılması hayli ilginçti. Jüri Inge Keller ve Serra Yılmaz'ı ödüllendirirken (onların da hakkını yemeyelim ama) En İyi Film dalında ve diğer ana dallarda göz önüne almaktan kaçındığı iki iyi filmden 'Harem Suare' ve
'Lola + Bilidikid'den özür diler gibiydi. Kutluğ Ataman'ın filmi Antalya'ya festival yönetimi tarafından davet edildiği halde sonradan onlar
için bir kaygı kaynağı oluşturmuştu. Herhalde
davet ettiklerine pişman oldular ama Ataman da filmi yollamayı kabul ettikten sonra geri adım atmadı. Böylece bu korkulan film, bir Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü ile sırasını savdı. Ferzan Özpetek'in 'Harem Suaresi' Ferra Yılmaz'ın
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü ve Mustafa
Ziya Ülkenciler'in Sanat Yönetimi Portakalı'yla yetinmek zorunda kaldı. (Onu da 'Salkım Hanım'ın Taneleri'yle bölüştü.) 'Harem Suare' çok iyi oynanmış bir filmdi, özellikle Sultan Abdülhamit'te Haluk Bilginer son derece inandırıcıydı. Sonuç olarak birtakım aksaklıklarına karşın iyi oynanmış birinci sınıf filmleri olan başarılı bir festival izledik.
|
Sizleri de dinlemek istiyoruz
Yazarlarımızın yazıları hakkında düşündükleriniz hepimiz için önemli. Eğer onlara ileteceğiniz bir yorum veya haber varsa, Radikal-online Sanal Meydan size kapılarını açıyor. Sessiz kalmayın! Tıklayın...
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
REKLAM TARİFESİ
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|