Eşcinsel olmak ya da olmamak...İstanbul'da yapılan araştırmaya göre eşcinsel erkekler, cinsel kimlikleri nedeniyle heteroseksüel erkeklere oranla çok daha fazla kaygı duyuyor ve depresyona giriyor PERVİN KAPLAN
İSTANBUL - İstanbul'da yaşayan eşcinsel erkekler üzerinde yapılan bir araştırma, eşcinsel erkeklerin yüzde 68'inin cinsel kimliklerinden dolayı pişmanlık yaşadıklarını ortaya çıkardı. Araştırma sonuçları eşçinsel erkeklerin heteroseksüel erkeklerle kıyaslandığında daha fazla kaygı taşıdıklarını ve depresyona eğilimli olduğunu gösterdi.
İÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Klinik Psikoterapi biriminde görevli uzman psikolog Erdinç Öztürk tarafından yapılan araştırma, eşcinsel erkeklerin pişman, kaygılı ve depresif olduklarını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre eşcinsel erkekler, sosyal baskıdan çekindikleri için cinsel kimliklerini aileleri ve yakın çevrelerinden bile saklamak zorunda kalıyor. Ayrıca araştırmaya katılan erkeklerin anneleriyle aralarının iyi olduğu ancak babalarıyla ilişkilerini genellikle 'çok kötü' diye tanımladıkları belirlendi. Yüzde 68'i 'pişman' İstanbul'da yaşları 18-30 yaşlarındaki 50'si eşcinsel, 50'si heteroseksüel 100 erkekle gerçekleştirilen araştırmaya katılanların yüzde 20'sini üniversite, yüzde 80'ini ise lise ve ortaokul mezunları oluşturuyor. Araştırmaya katılan eşcinsel erkeklerin yüzde 68'i 'Eşcinsel olmaktan pişman mısınız?' sorusunu 'Evet' diye yanıtlarken; yüzde 58'i cinsel kimliklerini aile ve yakın çevresinden sakladıklarını itiraf etti.
Eşcinsel deneklerin yüzde 84'ü ailelerinde egemen kişi sorulduğunda 'anne' diye yanıtlarken, heteroseksüel gruptaki erkeklerin ise yüzde 82'si babaları olduğunu söylüyor. Öte yandan eşcinsel erkekler, anneleriyle ilişki kurmakta başarılı olurken, babalarıyla iletişim kurmakta güçlük çekiyor. Araştırmaya katılan eşcinsel erkeklerin yüzde 78'si babalarıyla kurdukları ilişkiyi 'çok kötü' olarak tanımlarken, babanın fiziksel şiddetine maruz kaldıklarını da dile getirdi. Hastalık değil, doğal Araştırmayı gerçekleştiren uzman psikolog Erdinç Öztürk, eşçinselliğin sanıldığı gibi bir hastalık ya da suç olmadığını söyledi. Eşcinselliğin insanın doğasında var olduğunu ve dünyanın pek çok ülkesinde 'alternatif bir yaşam biçimi' olarak algılandığını belirten Öztürk, "Türkiye'deki gibi erkek egemen toplumlarda ise bunun tam tersi geçerli" dedi. Öztürk, "İzole edilmişlik ve gizlilik eşcinsel erkeklerin sürekli kaygı içinde yaşamalarına neden oluyor. Diğer eşcinsel erkeklerle de karşılaştırıldığında, cinsel kimliğinden dolayı pişman olanlar ile cinsel kimliğini gizlemek zorunda kalanlarda psikolojik sorunların ortaya çıkma riski kuvvetli" diye ekledi.
Eşcinsel erkeklerin cinsel kimliklerinin belirlenmesinde 'anne' ve 'baba' rollerinin de önemine değinen Öztürk, "Aşırı kontrollü ve ilgili bir anne, çocuğun cinsel kimliğinin belirlenmesinde rol oynayabilir" dedi. Gizli eşcinsel oranı yüksek Kadın eşcinsellerin erkeklere oranla toplumda daha rahat yaşadıklarını ve yoğun bir baskıyla karşılaşmadıklarını anlatan uzman psikolog Erdinç Öztürk, Türkiye'de eşcinselliğini toplumdan saklı yaşayanların oranının çok yüksek olduğunu ifade ediyor. Pek çok kişinin de 'gizli eşcinsel' olduğunu, yani cinsel kimliğini kendisinden bile gizlediğini söyleyen Erdinç, bu grubun özelliklerini şöyle sıralıyor:
- Hemcinsleriyle kıyasıyla rekabete girişenler,
- Birlikte oldukları karşı cinsten eşe karşı sürekli kıskançlık gösterenler,
- Eşcinsellere karşı aşırı öfke ve tepki duyanlar,
- Eşcinsel olmaktan aşırı derecede korkanlar,
- Sık sık eş değiştirenler,
- Karşı cinsle gerçek ilişki kuramayanlar,
- Kadınlarla yaşadıkları ilişkileri her yerde anlatan erkekler, aşırı maçolar,
- Kahvehane, bar gibi ortamlarda kendi cinsinden insanlarla birlikte olmayı tercih eden erkekler.
|