|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika
|
28 Şubat'ın sonuna yaklaşılırken Türkiye gibi, hem yeniden oluşmakta olan dünya düzeninin önemli bölgelerinden birinde bulunup; hem de kendi toplumunda demokratlaşma dürtülerini hisseden ülkelerde, siyasi kalıpların hükmü kısa oluyor.
Dolayısıyla henüz üçüncü yılını doldurmadan 28 Şubat süreci de bir tıkanmanın eşiğine geldi. İslami duyarlılık içinde ifade edilen taleplerin 'Cumhuriyet ideolojisine' dayanılarak bastırılma çabası, bu kısa zaman süresi içinde farklı görünümler aldı. Refahyol hükümetinin iktidardan indirilip RP'nin kapatılmasından; imam hatip mezunlarını cezalandıran, başörtülü kızları üniversiteye almayan, FP'yi de diskalifiye etmeye çalışan bir noktaya geldik. Toplumun önemli bir kesimi, kendini ait hissettiği kimlik nedeniyle mahkûm edilmeye çalışıldı. Bunun anlamı devletin toplumla olan meşruiyet bağının kopması olduğu için; bütün medyatik olanaklar, laik kesimin bu uygulamalara yönelik desteğini almak üzere kullanıldı. Bu proje görünürde başarılı da oldu; ama Susurluk'u, Kavakçı'yı, depremi ve başsavcıların performans düzeyini art arda yaşayan toplumda giderilmesi güç bir tortu da bıraktı. Bu süre zarfında İslami kesim serinkanlılığını korurken, laik kesim de kendisine biçilen rolden rahatsızlık duymaya başladı.
Bugün için 28 Şubat'ı sürdürmek iki yıl öncesine göre çok daha zor. İnsanları kolaycı argümanlarla ve suçlamalarla tatmin etmek mümkün değil. Dolayısıyla da Kışlalı cinayetinin masa başında İslami kesime yıkılmaya çalışılması, devletin daha da yıpranmasından başka sonuç veremez.
'MGK'nın askeri kanadı' olayın 'gerici provokasyonu' olduğuna karar vererek, irtica ile mücadele yasalarına hız verilmesini istemiş. Bu değerlendirmeyi muhakkak ki asker dışında ileri sürenler de var; ve bir muhakemenin doğruluğu muhakkak ki kim tarafından savunulduğuna bağlı değil. Ama bu fikirde olanların bazı temel sorulara cevaplarının da olması lazım: Örneğin eğer 'irtica' yasaları çıkmış olsaydı, asıl o zaman İslami kesim şiddete yöneltilmiş olmayacak mıydı? Öte yandan cinayetin sonucunda askerin 'irtica' yasalarını zorlayacağı bilinen bir tepki olduğuna göre, bu suikastın İslami kesimin çıkarları aleyhine olduğu açık değil mi?
Cinayetin devlet ile milleti karşı karşıya getirmeye yönelik bir provokasyon olduğu savı da inandırıcı gözükmüyor. Çünkü devlet bu olaya tepki olarak milletin üzerine yüklenmediği sürece bir gerilimin doğması da söz konusu değil. Diğer bir deyişle bu suikastın bir provokasyona dönüp dönmeyeceği tamamen devletin alacağı tutuma bağlı.
Açıklamaların en ilginç noktası ise siyasilerin DGM Savcısı'nı kınamalarının 'irticai kesimin harekete geçmesine' örnek olarak verilmesi. Yani devletin kendi elleriyle seçip kurduğu bu hükümet bile artık 'irticacı' konumda! Siyasiler ile bürokratlar arasındaki bu uzaklaşma, yolun sonuna gelindiğinin de işareti. Bugün devletin egemen kılmaya çalıştığı bakış tarzı, ne sıradan insanlarımızda ne de siyasetçilerde artık karşılık bulmuyor.
Bu durum 28 Şubat'ın tükendiğini gösterse de, kendiliğinden bir demokratik açılım yaşanacağı anlamına gelmez. Çünkü devletimiz yeni ve daha doğrudan bir tahakküm sürecini de pekâlâ başlatabilir ve bu 'zorunlu' adım karşısında 'milletimiz' biraz daha bekleyebilir.
|
Sizleri de dinlemek istiyoruz
Yazarlarımızın yazıları hakkında düşündükleriniz hepimiz için önemli. Eğer onlara ileteceğiniz bir yorum veya haber varsa, Radikal-online Sanal Meydan size kapılarını açıyor. Sessiz kalmayın! Tıklayın...
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
REKLAM TARİFESİ
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|