|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika
|
Dünden kalan Bugünlerde her gün gazetelerde, televizyonlarda bütçe değerlendirmelerini takip ediyoruz. Uzayıp giden bütçe tartışmasında bir noktanın altı son günlerde pek kalın kalın çiziliyor. Buna göre devlet 1980'li yıllardan beri giderek büyüyor. 'Devleti küçülteceğiz' derken bir de dönüp bakıyoruz ki devlet daha da bir irileşmiş. Toplam bütçe gelir ve giderlerinin yıllar itibariyle seyrine şöyle bir bakıldığında bu görüşe hak vermemek olanaksız. Hakikaten de ekonomide yıl içinde yaratılan değere oranlarsanız toplam bütçe gelirleri 1991'deki yüzde 15 seviyesinden 1998 yılında yüzde 22'ye yükseliyor. Toplam bütçe harcamalarının yine aynı gayri safi milli hasılaya oranı ise aynı dönemde yüzde 20'lerden yüzde 30'lara yükseliyor. 2000 yılı bütçesinde toplam bütçe gelirlerinin reel olarak önemli ölçüde büyümesi isteniyor. Devlet her yıl ortadaki pastanın daha büyük bir bölümünü bizden gelir diye topluyor. Üstelik önümüzdeki yıl daha da fazla almak için vergi paketi hazırlıyor. Buna pek bozuluyoruz. Peki, ama nerelere harcıyor? Ne yapıyor da pastadaki payını giderek yükseltiyor?
Bakınız devletin harcamalarını birkaç parçaya ayırabiliyoruz. Devletin 'personel harcamaları' var. Kırtasiyeden savunma harcamalarının bir bölümüne, 'diğer cari harcamaları' var. 'Yatırım harcamaları' var. Bir de borç harç idare ettiği için ödemek zorunda olduğu 'faiz harcamaları' var. Hiç bu tekil harcama kalemlerinin toplam bütçe gelirleri içindeki payına şöyle yıllar itibariyle bir baktınız mı? Hadi gelin çabucak bir bakalım.
Şimdi yukarıda ne dedik? Devletin toplam bütçe gelirleri vasıtasıyla yıllık pastadan aldığı pay artıyordu. Ama bakınız toplam bütçe gelirlerinin giderek azalan bir bölümü personel harcamalarına gidiyor. 1991 yılında toplam bütçe gelirlerinin yüzde 51'i personel harcamalarına gitmiş. Bu oran 1994'ten itibaren düşe düşe 1998 yılında yüzde 32.6'ya inmiş. 2000 yılı için hazırlanan bütçede ise yüzde 30.7 olması planlanıyor.
Aynı durum devletimizin 'yatırım harcamaları' için de geçerli. 1991 yılında toplam bütçe gelirlerinin yüzde 17.7'si kamu yatırımlarına gidiyormuş. Yine 1994'ten başlayan azalma süreci ile bu harcama kaleminin payı 1998 yılı bütçesinde toplam gelirlerin yüzde 8.4'üne inmiş. 2000 yılı için öngörülen miktar ise artması planlanan bütçe gelirlerinin yüzde 7.2'si olacak.
Diğer cari harcamaların toplam bütçe gelirlerine oranı ise 1991'den beri neredeyse değişmeden kalmış. Yukarıdaki kalemlerin toplamı bize devletin mal ve hizmet alımlarını içeren 'reel harcamaları'nı gösteriyor. Reel harcamalar, yani devletin eğitim, sağlık benzeri giderleri, 1991 yılında toplam gelirlerin yüzde 80.1'i iken, 1998 yılında payı yüzde 52'ye kadar inmiş. 2000 yılında ise toplam bütçe gelirlerinin yüzde 49.7'si olması planlanıyor.
Devletin pastadan aldığı pay büyüyor ama bunlar 'yol, su, elektrik olarak bize geri dönmüyor'. 'Peki, ama artan nedir?' derseniz hemen faiz harcamalarına, sosyal güvenlik harcamalarına bir bakmanız gerekiyor. Örneğin, faiz harcamaları 1991 yılında toplam bütçe gelirlerinin yüzde 24.9'u kadarmış. 1994 yılından itibaren art arta 1998 yılında toplam gelirlerin yüzde 52'sine ulaşmış. 2000 yılında ise toplam bütçe gelirlerinin yüzde 65'i olması planlanıyor. İç borç stoku büyüdükçe, faiz harcamaları artıyor. Dünkü hesapsızlığın faturası ödenmeyi bekledikçe büyüyor. Dün yediğimiz hurmalar, bugün bizi rahatsız ediyor. Hareket alanımızı daraltıyor. Bu arada devletin pastadan aldığı pay da giderek büyümek zorunda kalıyor.
gsak@radikal.com.tr
|
Sizleri de dinlemek istiyoruz
Yazarlarımızın yazıları hakkında düşündükleriniz hepimiz için önemli. Eğer onlara ileteceğiniz bir yorum veya haber varsa, Radikal-online Sanal Meydan size kapılarını açıyor. Sessiz kalmayın! Tıklayın...
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
REKLAM TARİFESİ
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|