Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
27 Ekim 1999
Radikal-online... Yazarlar SON
DAKİKA!

Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika

Yargı bize ne demek istiyor?

hdevrim@hurriyet.com.tr
Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın dediklerini dün televizyonda dinledik. Basın konferansının metnini bugün gazetenizde okudunuz veya okuyacaksınız. Önümüzdeki günlerde hararetli tartışmalara da şahit olacaksınız.
Başsavcı dün bu sıfatıyla değil, "can güvenliği tehlikede olan bir Türk vatandaşı olarak konuştuğunu" söyledi. (Tehditler aldığı doğrudur; zırhlı arabalar ve korumalarla sakınılanlardan biri olduğunu da biliyoruz.) Terörün nasıl önlenebileceğiyle ilgili olarak "görüş açıklamak, en başta benim hakkım. Tarihe bir not düşmek için buradayım" diye devam etti.
Almanya'dan, İngiltere'den, Yunanistan'dan mevzuat ithal edilmesini salık veren Başsavcı, cezaevlerinin durumunu, seçim sistemimizi, çıkarılan 163'üncü madde dolayısıyla Anayasamızı, bu arada meslektaşı Nuh Mete Yüksel'in maruz bırakıldığı müdahaleyi eleştirdi. Merve Kavakçı da kaçacak, dedi. İrtica ve bölücülük tehlikelerinin ve teşviklerinin altını çizdi; Cumhuriyetimizin kazanımlarını yok etme savaşı verenleri söz konusu etti ve sözlerini:

   - "Cumhuriyetimize sahip çıkmanın tam zamanıdır. Bu işi yarıda bırakırsanız, inanın çok geç olacak" diye bağladı.
*   *   *

Vural Savaş'ın şahsıyla ilgili endişelerini anlamak ve bunları saygıyla karşılamak gerekir.
Yargıtay Başsavcısı olarak davranışına gelince. Bir süredir, yargı mensuplarının bize söylemek istedikleri bir şey var. En üst düzey temsilcilerinin ağzından, kâh vicdan-cüzdan benzetmesi yaparak, kâh çok çalışıp hazırladığı bir tür devlet öğretisini dile getirerek, kâh bir muhalif parti lideri gibi yasama, yürütme, yargı erklerini ve uygulamalarını eleştirerek, bizi bazı tehlikelerden haberdar etmek istiyorlar.
Bu cüretli çıkışları münferit hadiseler olarak değerlendirmekle belki de hata ediyoruz. Benzeri davranışlar, elbette her çevrenin sivri karakterli mensuplardan gelir. Onlarla tek tek uğraşmaktansa, durup şu sualin cevabını arasak daha doğru olmaz mı:

   - Yargı bize ne demek istiyor?
Cevap, gerekli ve çok yerinde bir uyarıdan, Millî Güvenlik Kurulu'nda bizden de temsilciler bulunsun, talebine kadar değişebilir.
Ne bileyim, mesela... diyorum.

Benim de bir katlıçarşım var
Ömrü boyunca zarurî ihtiyaçlar dışında alışveriş etmemiş biriyim; dükkân dükkân gezmekten hazzetmem, pek sıkılırım.
Kitap-kırtasiye dükkânlarını severim, züccaciye mağazalarında oyalanabilirim, o kadar... Giyim kuşamdan mobilyaya, parfümeriden alet edevata her şeyin satıldığı büyük mağazalar, kat kat alışveriş merkezleri (ben onlara katlıçarşı demekten yanayım) hiç bana göre değil.
Geçmiş yıllarda Paris'e giderken elime listeler tutuştururlardı. Başta ilaçlar, sonra parfümeri ve ufak tefek giyim eşyası... Galerie Lafayette mi olur, Printemps mı, yoksa Hotel de Ville mi, bunlardan birinde rastladığım ilk yaşlıca kadın satıcıya elimdeki listeyi gösterip rica eder, onun peşine takılırdım; kan ter içinde dolaşır, işi fazla uzatmadan alışverişi tamamlardık. Bu arada yabancı para ödeyenlere tanınan indirimleri, hava alanında fatura sureti bırakmaları, yüzde 17'leri İstanbul'da tahsil etmeleri de öğrenmişliğim vardır.
Sıra kitaplara gelince, Zihni Küçümen'in istediği tiyatro eserleri de dahil, saatlerce köşe bucak dolaşır, kat kat mağazalarda merdivenleri inip çıkmaya üşenmezdim.
Devir değişti. Ben çoktandır gitmiyorum, ama İtalyan, İngiliz marka etiketlerine meraklı -erkeklerden bahsediyorum- züppeler dışında, bugün artık dışarıdan alışverişin bir anlamı kaldığını da sanmam.
Gelelim itirafıma! Bütün bu afra tafradan sonra, dürüstçe söylemeliyim ki, İstanbul'da benim de sevdiğim bir katlıçarşı var. Çok büyüklerden biri değil, ama hem her aradığınızı bulabildiğiniz, bana göre hem de çok şık, akıllıca düzenli, üstelik sevimli bir satış merkezi.
Yıllardır, Maslak'taki Pabetland'a seve seve giderim. Gülseren Hanım'la yorulursak oturup bir çay içeriz; karnımızı orada doyurduğumuz da olur. Ziyaret bazen saatlerce sürer. Nedense orada sıkılmıyorum, yorulmuyorum.
Pabetland açılalı 16 yıl olmuş. Kurucusu Nihal Ayaydın Hanım, kızı Miral Kabaş ve diğer hanım yardımcılarıyla (Macide Argün, Hülya Başeren, Süeda Ambargil) bugün de işinin başındaymış. Bence güzel insanlar, yaptığı işin hakkını verenlerdir. Hepsini tebrik ederim.
Bu bilgileri bir yazısından aldığım (Sabah-İstanbul, 19 ekim) Leyla Umar'a da teşekkür ederim.

TELAYNAK
Programın cumartesi misafiri Nurseli İdiz'di (CNN TÜRK MASASI, 23 ekim). Tiyatrodan, televizyondan söz edildi. Bu arada programın yaşlı başlı ev sahibi, Tolstoy'un ünlü romanı Diriliş'i (eski adıyla "Basübadelvent") Dostoyevski külliyatına dahil etmekle meşguldü.

Dil Yâresi
Margaret Barhana, İngilizce mektubunda West Point Askerî Akademisi adının Türkçe'ye "Batı Noktası" olarak çevrilmiş olmasını eleştirdiniz, diyor (Radikal, 14 ekim); buradaki point "nokta" değil "burun" anlamındadır. Hiç değilse "Batı Burnu" demeleri gerekirdi.


Sizleri de dinlemek istiyoruz
Yazarlarımızın yazıları hakkında düşündükleriniz hepimiz için önemli. Eğer onlara ileteceğiniz bir yorum veya haber varsa, Radikal-online Sanal Meydan size kapılarını açıyor. Sessiz kalmayın! Tıklayın...

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön

Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın

Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.

İstanbul Uluslararası Festivalleri

DEPREM
HATTI

REKLAM
TARİFESİ

Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...

Ziyaret etmek için lütfen tıklayın
Radikal-online... RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye