|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika
|
Yargıçlar ve savcılar konuşursa... haluks@kanald.com.tr Zaten çok sağlıklı olmadığı ortada olan demokrasimiz yeni bir hastalığın belirtilerini göstermeye başladı. 'Kuvvetler ayrılığı' çerçevesi içinde konuşmaması gereken insanlar, konuşmamaları gereken yerlerde, konuşmamaları gereken konularda konuşuyorlar.
Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın dün
basına yaptığı sert açıklama bu yanlış uygulamanın son örneğidir.
Daha önceki örnekler arasında eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden'in söylevlerini, Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un ünlü konuşmasını, Danıştay Başkanı Erol Çırakman'ın birkaç gün önce yaptığı konuşmayı gösterebiliriz.
Başbakan Bülent Ecevit'in, Merve Kavakçı olayında DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'e televizyon aracılığıyla söyledikleri de aynı çerçeve içinde değerlendirilmelidir. Demokrasilerde, bir ülkenin başbakanı bir savcıya, hem de kamuoyunun gözü önünde "Bu olay derhal kapatılmalıdır," diye talimat veremez. Verirse, bu adalete müdahale etmiş olur ve kuvvetler ayrılığı esprisini ihlal eder.
Demokrasilerde 'yasama', yaptığı yasalarla, 'yürütme' icraatıyla, 'yargı' ise karar ve içtihatlarıyla konuşur. Tekrar ediyorum: Demokrasilerde yargı, verdiği kararlar ve içtihatlarıyla konuşur.
Bu kurala uyulmazsa, demokrasinin iyi işlemesinden çıkması gereken uyumlu sesler yerini, kulak tırmalayan bir kakofoniye bırakır. Yargıçlar konuşunca, yargı kararlarının kendileri tartışmalı hale gelir.
Ben, onca yıl yaşadığım ABD'de, Amerikan Yüksek Mahkemesi yargıçlarının böyle konuştuğunu hiç duymadım. Konuşmazlar. Yargının geleneklerine aykırıdır. Türkiye'nin de bu anlayışı paylaşması zorunludur.
Ve belki de bir zamanlar paylaşıyordu.
Değerli dostum Prof. Dr. Yılmaz Esmer'in bir anısı geliyor aklıma: Anayasa Mahkemesi üyesi olan babası ABD'yi ziyaret ediyormuş. Gazeteciler bu konuda haber yapmak istemişler ve kendisine birkaç soru soracaklarını söylemişler. Yargıç Esmer'in yanıtı çok net olmuş:
"Hayır. Yargıçlar basına konuşmazlar!"
O günler geride kaldı. Artık yargıçlar, savcılar basına konuşuyorlar. Resmi giysilerini giyip siyaset hakkında ahkam kesiyorlar; yarın önlerine gelebilecek insanlar hakkında taraf tuttuklarını belli ediyorlar.
Kısacası, yarın önlerine geldiğinde tamamen tarafsız olarak ele almaları gereken konularda 'deklare' oluyorlar. Olmamaları gerekir: adalet perisinin resim ve heykellerde gözleri niçin bağlıdır sanıyorsunuz?
'Deklare' yargıç ya da savcı, adalet kavramını tartışmalı hale getirir...
Özden'in, Selçuk'un, Çırakman'ın, Savaş'ın söylediklerinin, kısmen katılıp kısmen paylaşmadığım içeriğinden de önemli bir demokrasi konusudur bu.
Demokrasinin yöntemlerini çiğneyerek demokrasiyi korumak mümkün değildir.
|
Sizleri de dinlemek istiyoruz
Yazarlarımızın yazıları hakkında düşündükleriniz hepimiz için önemli. Eğer onlara ileteceğiniz bir yorum veya haber varsa, Radikal-online Sanal Meydan size kapılarını açıyor. Sessiz kalmayın! Tıklayın...
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
REKLAM TARİFESİ
Radikal-online'da reklam vererek yüz binlere ulaşmak istemez misiniz? Tıklayın...
|
|