Deklarasyonun tadı damakta İstanbul Deklarasyonu, yeni yüzyılda Avrasya'nın kaderini şekillendirecek ilkeleri ortaya koydu. Buna karşın AGİT'in görev bölgesini ilgilendiren ana sorunlara derman olamadıDünya liderleri İstanbul zirvesinin sonunda tarihe İstanbul Deklarasyonu adıyla geçen bir dizi ilkeye imza koydu. Ancak deklarasyon, sorunların mantar gibi bittiği bölgede derde deva olmaktan uzak görünüyor. İşte, Avrasya'ya gelecek yüzyılda hâkim olacak
sorunlar ve deklarasyonun getirdikleri: Çeçenlerde düş kırıklığı İstanbul Deklerasyonu en çok Çeçenleri üzdü. Rusya, Çeçenya ile ilgili kullanılacak ifadelere dair pazarlıklarda diğer iki anlaşmayı imzalamama tehdidi savurdu. Zirve bir süre kilitlendi ama sonuçta, Rusya'dan Çeçenya için üç isteği olan AGİT sekreteryası 'pes etti'. Çeçen mültecilerin yığıldığı İnguşetya'da bir büro açmayı isteyen AGİT'in isteği reddedilirken, bölgeye bir delegasyonu yerine ancak AGİT Başkanı'nın gitmesi kabul edilebildi. Yine AGİT'in arabuluculuk talebi yerine örgütün yardımlarının bölgeye ulaştırılması yönteminde uzlaşıldı. Balkanlar için kaygılılar AGİT'in yetersizlik itirafının damga vurduğu Balkanlar paragrafında, Yugoslavya'daki demokrasi eksikliği, Kosova'daki çok etnikli yapının yeniden inşası, serbest seçimler gibi zorlu konulara değinildi. Bosna Hersek'te seçim yasasının çıkarılması çabaları, uluslararası savaş suçları mahkemesinin önemi anımsatıldı. Karabağ'da bir şey değişmedi AGİT Minsk Grubu'nun son raporunun değerlendirildiği zirvede, Azeri lider Aliyev ile Ermeni lider Koçaryan arasındaki görüşmelerin takdirle karşılandığı vurgulandı. Görüşmelerin yeniden başlaması istenirken en uygun format olan Minsk barış sürecinin daha ileri götürülmesi istendi. İki lider, beklendiği gibi bir anlaşma imzalamadı. Ama Kafkasya'nın istikrarı için Cumhurbaşkanı Demirel ve Aliyev'in ortaya attığı öneriye Koçaryan'dan destek geldi.
|