|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika
|
Kıbrıs ve AB üyeliği Yunanistan Türkiye'yi AB dışında tutarak Kıbrıs ve Ege sorunlarını çözemeyeceğini; tam tersine giderek tırmanan gerilimin hiç istenmeyen bir çatışmayla sonuçlanabileceğini anladığından politikasını değiştirdi. Bunun için Türk düşmanlığını temsil eden Pangalos'un dışişleri bakanlığını bırakması gerekti. Şimdi Yunanistan Türkiye'yi aday ülke yaparak, tam üyelik sürecinde sorunları çözmek istiyor. Bu her iki ülkenin çıkarlarını dengeleyerek sorunları çözmelerine uygun bir yaklaşım.
6 Aralık günü Denktaş ve Klerides arasında New York'ta dolaylı görüşmeler başlıyor. 10 Aralık AB Helsinki zirvesine kadar mucizevi bir ilerleme beklenmiyor. Denktaş KKTC'nin hukuken değilse bile, fiilen tanınması anlamına gelecek bir yöntem bulunmadıkça karşılıklı görüşmeler yapmayacağını ve çözüm tezinin konfederasyon olduğunu söylüyor. Aslında bu iki nokta birbiriyle ilişkili. Ancak devlet olarak tanınırsanız konfederasyon kurabilirsiniz.
Son 35 yıldır savunduğumuz federasyon tezini ve toplumlararası müzakereleri, tam AB adaylığımız kararlaştırılacakken neden bırakıp, kabulü zor yeni taleplerde bulunuyoruz?
1995 Aralık ayında Gümrük Birliği kurulurken, AB ülkeleri Yunanistan'ın vetosunu engellemek için Kıbrıs'ın tam üyelik sürecine girmesini kabul ettiler. Sonra bu durumdan bir politika yaratmaya kalktılar. Dediler ki '1998 ilkbaharına kadar bu sorunu çözmezseniz Kıbrıs'la tam üyelik müzakerelerine başlayacağız.'
Yani Kıbrıs Rumları, Kıbrıs'ın tek hükümeti olarak AB ile müzakere edip, ülkenin tümünü üye yapacak. Böylece Kıbrıs'ın kurucu anlaşmaları, Türkiye'nin garantörlük yetkileri, Kıbrıs Türklerinin kurucu halk olarak görüşleri bir kenara itilecek.
Kendilerine bu yolla adanın sadece güneyini AB'ye alacakları ve böylece Kıbrıs'ı ebediyen bölmüş olacakları anlatıldı. Ama görüşlerinde ısrar ettiler. Üstüne üstlük 1997 Lüksemburg zirvesinde Türkiye'yi üye adayı yapmamak kararı aldılar. 'Kıbrıs'la tam üyelik müzakerelerini başlattılar. Yani Kıbrıs'ı Türkiye'nin tam üye olmayacağı AB'ye sokarak
sorunun kendiliğinden çözülmesini amaçladılar.
Bu durumda Kıbrıs'ta toplumlararası müzakerelerin ve Türkiye-AB siyasi diyaloğunun anlamı kalmadı.
Denktaş, Kıbrıs Türklerini bir toplum bile saymayan bu AB politikasına karşı devlet olarak tanınma ihtiyacını duydu. Öte yandan Yunanistan'ın da desteklediği, Bosna-Hersek'e ilişkin Dayton Anlaşması'nda Sırplara konfederasyon ötesi hakların verilmesi de uluslararası şartların değiştiğini gösteriyordu.
Şimdi Denktaş'ın tanınma ve konfederasyon taleplerini yumuşatması isteniyorsa, bunlara yol açan AB tutumundan geriye dönülmesi, yani AB'nin, sorun çözümlenmedikçe Kıbrıs'ın tam üye olamayacağını, birkaç ülkenin gayri resmi beyanı şeklinde değil de, AB olarak resmen ilan etmesi yararlı olabilir.
Türkiye'nin AB tam üyeliği sürecine girmesiyle sorunun niteliği giderek değişecek. Yunanistan ve İngiltere'den sonra üçüncü garantör ülke de AB içinde olacak. Türkiye'ye Kıbrıs'la birlikte AB üyeliği verilmesi halinde, adada çözümün federasyon veya konfederasyon olması arasındaki fark azalacak, toprak ve göçmenler sorunları hafifleyecek, üç özgürlük sorunu ise fiilen ortadan kalkabilecek.
Buna karşılık adaylığımızı gereksiz uzatırlar ve Kıbrıs'ı daha önce üye yapmaya kalkarlarsa, bunun bizim için ciddi sakıncaları olabilir. Kırk yıldır çözüm bekleyen Kıbrıs neden biraz daha bekleyerek, bizimle birlikte tam üye olmasın?
Dolaylı müzakereler, ağırlığın artık BM'den AB'ye kaydığı şu sıralarda, kritik bir dönemeç oluşturuyor. Bu geçişin bizim AB üyeliğimizin ve Kıbrıs Türklerinin aleyhine olmaması lazım. Bunu en iyi Sayın Denktaş müzakere edebilir. Kendisi haksız yere uzlaşmaz olarak suçlanıyor. Aslında müzakere etmeyi bilmeyen bir milletin, bu açıdan en Batılı örneği. Kıbrıs sorununun çözümünü AB üyeliğimizi zorlaştırmadan, hatta kolaylaştırarak yalnız o sağlayabilir.
Biz ise 'ödün' vermekten öcü gibi korkmayı bırakıp, biraz yaratıcılıkla, eskiden birçok kez yaptığımıza benzer bir jest yapsak fena mı olur?
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
|