Failed to execute CGI : Win32 Error Code = 2
Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye 22 Kasım 1999
Radikal-online... Yazarlar SON
DAKİKA!

Failed to execute CGI : Win32 Error Code = 2
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika

DEPREM
HATTI

Ofis buhranları

Geçenlerde The Guardian'ın ilavesinde bir kadın yazarın bir ma- kalesini okudum. (Evet, ben latan bir The Guardian okuruyum.) Yedi sene boyunca, dile kolay tam yedi sene boyunca gidip geldiği bir ofisteki hayatından, yani hayatsızlığından bahsediyor makalede. "Tamam", yazıyor "part - time'cıydım; ama yedi yıl boyunca bir Allah'ın kulu yüzüme bakıp ismin nedir demedi. Selam olsun, vermedi. Bilgisayarlarına, telefonlarına, cep telefonlarına gömülmüş, öyle her türlü insani
ilişkiye kapalı, yaşıyorlardı. İki-üç kez: 'Merhaba! Nasılsın?'a filan yeltendim. Yüzüme bok gibi baktılar. 'Aklını mı kaçırdın' dercesine."
"Ofistekilerden birine bir gün dışarda rastladım. Selam vereyim mi vermeyeyim mi, yine aynı muameleyi görür müyüm tedirginliği içindeydim ki, yanıma gelip konuşmaya başladı.
Çok canlı, tatlı ve sosyaldi. Ertesi gün işte ona rastlayınca gülümseyip selam verdim. Yüzüme dehşet içinde baktı. Bizimki bir one night stand'di canım, anlamadın mı dercesine: Dehşet içinde."
Neyse kadın o ofise gidip gelirken ruhunun ne biçim mustarip olduğunu görüp basmış istifayı. Şimdi kendi işyerini açmış. En azından insanların birbirine selam vereceği bir 'iş' ortamı kuracağım diyor. Şöyle en azından bir "Merhaba!" desinler.
Ben en son bir işyerine gidip gelerek 93 başlarında çalıştım. Allahım o ne yaman eziyetti! Şimdi bu 'ofis buhranları' yazısını yazarken de, bir yandan suçluluk içinde kıvranıyorum. Öyle ya, belki çoğunuz, ofis buhranları içinde tam içinde, ya da öncesinde, sonrasında okuyor olacaksınız bu yazıyı. Yangına körükle gitmeyelim.

Ama sizler
1) Gençsiniz. Güzelsiniz.
Benim zaten emeklilik yaşım geldi. Pandispanya pişirip satamadığım
için, köşeciliğe başladım. Yani benim ofis hayatımın olmamasını mazur görün. Ama arada bir işim düşüyor, plazalara düşüyorum.
Allahım! o ne serin ortam.
O asansörler filan: Öldürücü. Şöyle herkes birbirini asla tanımama
iddiası içinde. Git gel, git gel: Ömür biter iş bitmez; en azından insan işyerindeki insanları tanımak ister, tanımamazlıktan gelmek ağır bir efor.
Herkes çok serin, çok haşin.
Bi de acayip meşgul herkes. Ben bu plazalarda habire Hakkı Bey'in
odasını ararım. Gitmek zorunda kalınca mutlaka uğramak istediğim
tek insan olduğundan. Özellikle plazalardan birinde nasıl labirent bir noktadaydı Hakkı Bey'in odası.
Çaresiz bir ördek gibi savruluyorum. Belli işte bilmiyorum yerini. Hayır kardeşim, bir kişi kaldırıp kafayı yardım etmez.
Sanırsın uzaydaki kara deliklerin sırrını çözmek üzereler.
Böyle aşırı serin, mesafeli rabıtalar. Ama asansörler, özellikle öldürücü.
Tabii işyerlerinin hepsi buzhane kıvamındadır; insana basar, mahveder, törpüler diye bir şey yok. Belki bu plazalar benim öz işyerlerim olmadıkları için, bu ağır yabancılık durumundan basıyorlar bana. Aslında galiba iş ortamlarının büyük boy olanları özellikle öldürücü oluyor. Birkaç işyerimde çok eğlendiğim de oldu. Bir tanesinde ortaokulda eğlendiğim kadar eğlenmiştim mesela. (Ben anormal bir çocuktum: İlkokulda da, ortaokulda da, lisede de eğlendim. Utanç içindeyim.) O 'işyerinde' kadro şahaneydi. Gürsel, Tülin, ben. Başkaları da vardı. Öğle yemeğine çıkıyorduk diyelim. Saat 12'de
koşa koşa Mecidiyeköy'deki 'iş' yerinden çıkıp Sultanahmet'e yemeğe gidiyorduk. 3-3.30 sularında dönüyorduk. Tülin'le Gürsel masaların üstünde filan dans ediyorlardı.
Tabii orası da bir zaman sonra aşırı eğlenceden bastı. Ama işyeri dediğinde buzhane gibi olacak diye bir kural yok.
Onun bunun aşk acısını, çocuğunun altına kaçırmasını, en yakın arkadaşının entrikalarını filan gün boyu dinlemek de ayrı bir ofis buhranı kategorisidir ki, buna halk arasında 'free therapy' (beleş terapi) denir. Öyle bir 'ofiste samimiyet buhranları' gününün sonunda kendini elalemin psikolojik çöplüğü gibi hissedersin ki, yoooo samimiyetin bu kadarı da genci karartır.
İdeal ofis hayatı, gülüp eğlenebildiğin, şakalaşabildiğin, mümkün olduğunca az çalışmayı şiar edinmiş (minimum çalışma maksimum verim gizli formulünce, ki bu çok çok gizli formulü makul bir ücret karşılığı müracaat edenlere...) kalender insanların bir arada, patrona besledikleri husumet duygularından hiçbir zaman taviz vermeden, cıvıklaşıp samimiyet sınırlarını asla ihlal etmeksizin, birbirlerine çay ve poğaça ikram ederek, kırmızı çorap giymeksizin yarattıkları ortama denir ki... Ay ben ne anlayayım 'ideal ofis'ten. En iyi ofis, hiç gidilmeyendir.


Failed to execute CGI : Win32 Error Code = 2

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön

Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın

Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.

Failed to execute CGI : Win32 Error Code = 2

Failed to execute CGI : Win32 Error Code = 2

Reklam Tarifesi

Failed to execute CGI : Win32 Error Code = 2
Radikal-online... RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye