Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye 22 Kasım 1999
Radikal-online... Yorum SON
DAKİKA!

EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika

DEPREM
HATTI

Akarsu da kir tutar

ArŞ. Gör. Muzaffer Dügel
'Akarsu pislik tutmaz' atasözü artık geçerliliğini çoktan yitirdi. Gerçekte akarsuların kendini yenilediği doğrudur. Akıntı hızı ve oksijen ile içine bir şekilde ulaşan organik maddelerin ortadan kaldırıldığı bilinmektedir. Ancak bunun için tekrar kirletilmeden belli bir uzaklıkta akması gerekir ve her akarsuyun da belli bir temizleme kapasitesi vardır. Böyle akarsuların varlığı dünyada gittikçe azalmaktadır. Azgelişmiş dünyada, hatta bazı Avrupa ülkelerinde bile akarsular evsel kirliliğin atık alanları olarak düşünülmüştür. Halen Avrupa'da Venedik Kanalları ve Tuna Nehri örneğinde olduğu gibi sanayi atıklarının yanı sıra önemli miktarda evsel atık akarsulara verilmektedir.
Türkiye'de de durum iç açıcı değildir ve her geçen gün kötüye gitmektedir. Herhangi bir yerleşim yerinin yakınında akan bir dere veya akarsu tamamen bir açık kanalizasyon deresi haline gelmektedir. Bir zamanların mesire yeri olan akarsu kenarları belediyeler için üzeri kapatılıp kanalizasyon kanalları haline dönüştürülecek yerler olarak görülmektedir. Evsel sıvı atıkların arıtılması Türkiye için çok yeni bir kavramdır. Ankara'da büyük çapta yapılan arıtma tesisi dışında büyük şehirlerin çoğunda arıtma tesisi yoktur veya varsa bile yetersizdir. Atıklar en yakın akarsu sistemine verilmektedir. Doğaya bırakılan su eğimli olan alanlara akacak ve en yakın havzaya ulaşacak ve akarsu sistemine veya yeraltı sularına ulaşacaktır. Fosseptik tanklar da bu atıkların akarsuya ulaşmalarına engel teşkil etmez. Bu tanklardan toplanan atıklar yine su sistemine ulaşacak alanlara bırakılır.
Kırsal alanlarda akarsuların kirletilmesine bir katkı da evsel katı atıklardan gelmektedir. Dereler herhangi bir ev için çöplerin atılacağı en iyi yer olarak düşünülür. Türkiye'nin her yerinde bunu görebilirsiniz. Kanalizasyon ve sanayi atıkları yetmezmiş gibi çöpler de akarsulara atılmaktadır. En temiz kaldığı düşünülen Doğu Karadeniz yaylalarında bile dereler birer çöp alanı halindedir. Akarsuların denize döküldüğü yerlerde bu çöplerle tekrar karşılaşırız. Bu alanlara yakın kumsallarda hastane atıkları dahil her türlü çöpü görebiliriz. Çöp depolama alanları açısından Artvin ili çok ilginç bir örnektir. Şehrin çöpü Çoruh Nehri'ne bakan bir yamaca atılmaktadır. Nehir bir kısmını götürmekte, kalanlar ise bir çöp dağı şeklinde herkesin gözü önünde durmaktadır.
Bu durumda tarlayı sulamak için veya evimizde akan temiz bir suyun nasıl bulunduğu sorusu aklımıza geliyor. Kırsal alanlarda su ihtiyacı yeraltı sularından sağlanabilirken büyük şehirlerin ihtiyacı ancak yüzey sularının barajlarda biriktirilmesi sonucu karşılanabilir. Yeraltı suları yüzey sularına oranla daha temiz kalabilirken akarsular her zaman için açık bir tehdit altındadır. Türkiye sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir. Komşularına göre su kaynakları fazla olabilir. Fakat modernleşen ülkemizde temiz su ihtiyacı nüfus artışından daha fazla oranda artmaktadır. Kullandığımız her damla suyun tekrar su sistemine ulaştığını düşündüğümüzde ne kadar tutumlu ve dikkatli olmamız gerektiğini anlarız.
Atıklarını dereye bırakan, çöpünü oraya atan bir insanın musluğundan temiz su akmasını istemesi anlamsız ve gerçeklerden uzak görünmektedir. Dişini fırçalarken suyu israf etmeyen bir çocuktan GAP gibi bir projeyi planlayan insanlara kadar su konusunda herkese görev düşmektedir. Şu anda musluğumuzdan akan temiz suyun öyle akmayacağı günler pek uzaklarda değildir. 'Akarsu pislik tutar ve o pisliği gittiği yere ulaştırır.'
Ar. Gör. Muzaffer Dügel
Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü


Yukarı Yukarı Çık ">Geri ">Geri Dön

Bu konuya ait diğer haberleri okumak için tıklayın


Reklam Tarifesi

Radikal-online... RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye